Ana Sayfa / Yazarlar / İnsan ve istidadları

İnsan ve istidadları

İnsan, ahirzamanda kendisini ve istidatlarını bozulmaktan muhafaza etmekle mükelleftir.“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” [1] bu ayet meali de bize ders veriyor ki, “Nev-i beşerin en büyük mes’elesi Cehennem’den kurtulmaktır.” [2] o halde birbirimizi cehenneme atılmaya yardım etmek yerine saadet-i ebediyeye girmesine yardım etmeliyiz. Ancak o zaman insan ismine layık oluruz.

     Cennete girmek ve Rıza-yı ilahiyeye nail olmak insanın müsbet manada sırat-ı müstakim yolunda istidadlarını inkişaf ve inbisat ettirmesinden geçmektedir.“istidadlarını kuvveden fiile çıkaran..” [3] insanlar ancak saadete erecektir dareynde. Iman, Şems-i Ezelî’den ihsan edilmiş bir nur olduğu gibi; saadet-i ebediyeden de bir parıltıdır. Ve o parıltı ile, vicdanında bulunan bütün emel ve istidadlarının tohumları, bir şecere-i tûbâ gibi neşv ü nemaya başlar, ebed memleketine doğru hareket eder, gider.” [4]

İnkişaf ve inbisatın temelinde ibadet vardır. “bir insanın o yüksek ruhunu inbisat ettiren, ibadettir; istidadlarınıinkişaf ettiren, ibadettir.” [5]  o halde bizler de ibadetlerimizin zayi olmaması için lakayd davranmamakla mükellefiz.

Zaten bizlerin dünyaya gönderilmesinin bir sebebi tabir-i caizse nereyi istiyorsan git elinle inşa et denildiği için değil midir?“Cenab-ı Hak, hikmet-i ezeliye ile inayet-i ezeliyenin iktizasınca, insanların kabiliyetlerinin tezahürünü ve istidadlarının neşv ü nemasını irade etmekle, nev’-i beşeri imtihan ve tecrübeye tâbi’ tuttu, zararları menfaatlara kattı, şerleri hayırların içine attı, güzellikleri çirkinliklerle cem’ etti; hepsini birbirine karıştırarak kâinatın hamuru ile beraber yaratılış teknesinde yoğurduktan sonra, kâinatı tegayyür, tebeddül, tekâmül kanunlarına tâbi’ tuttu.” [6]

     Bu imtihan gereği hak ile batıl birbirine karışık bir hamur gibi yoğurulup karşımıza dünya çıkmamış mıdır?

Dünyada ne olursa olsun istidad ve kabiliyeti miktarınca bir beklenti söz konusudur ve olmalıdır. Çünkü, “her şeyi istidadı nisbetinde terfi’ etmek lâzımdır. Zira görünüyor ki göz, burun gibi bir a’za ne kadar güzel olursa, hattâ altundan olursa, haddinden büyük olduğu halde sureti çirkin eder.” [7] Aksi taktirde bir müvazenesizlik söz konu olacaktır.

Selam ve dua ile

Muhammed Numan ÖZEL

 


[1] Tahrim Suresi 6. Ayet Meali

[2] Asa-yı Musa ( 50 )

[3] Sözler ( 528 )

[4] İşarat-ül İ’caz ( 42 )

[5] İşarat-ül İ’caz ( 85 )

[6] İşarat-ül İ’caz ( 143 )

[7] Muhakemat ( 100 )

Yazar : Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan özel, 1987 Yozgat Doğumlu olup mesaisini Risale-i Nur''un tahkiki gayesiyle, Külliyattan derlemeler, tashihler ve makaleler yazarak geçirmektedir. Bu gayesinde ise Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin meslek ve meşrebinden sapmadan ve vâris-i Bediüzzaman (r.a.) ile sıkı irtibat içerisinde yapmaktadır.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Mevlana ve Mesnevi’deki Müstehcen İfadeler Üzerine

İddia: Mevlana Mesnevî’ye “Tanrı vahyi” diyor, yani Mesnevî’yi Kur’an sayıyor. Cevap: Vahiy kelimesi sadece Kur’an anlamına …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Allah’ın övdüğü kullar: 3

Kur'ân-ı Kerim'de övgüyle söz edilen kulların özelliklerini anlatan âyet meallerinin üçüncü bölümü. Meryem Onlar, Âdem’in …

Kapat