Ana Sayfa / Yazarlar / Kadın Yunan Tanrıçası mı, Allah’ın Kulu mu? / Oğuz CANDARLI

Kadın Yunan Tanrıçası mı, Allah’ın Kulu mu? / Oğuz CANDARLI

Bir eğri, tüm doğruları hükümsüz kılabilir bazan..
Bir yanlış tüm doğruları götürebilir..
Mesela, bir münafık, elli sene gece gündüz ibadet etse, nitetibdeki eğrilik, elli yıllık tüm doğrularını hükümsüz kılar.
Bir adam elli yıl devletine sadakatle hizmet ettikten sonra bilerek ve isteyerek bir ihanete bulaşsa, elli yıllık hizmetini, bir yanlış yüzünden yok eder.

Avrupa medeniyetinin görünüşteki onca şatafatına, cazibesine, albenisine rağmen, öyle kritik hataları var, öylesi kara delikleri var ki, tüm iyiliklerini bir anda yok etmeye yeter..
Avrupa medeniyeti matematikteki havuz problemleri gibidir; bir türlü dolmaz, dolsa da bir anda boşalır.
Avrupa medeniyetinin kara deliklerinin en önemlilerinden biri “günah çıkartma” inanç ve uygulamalarıdır bana göre.
Batının bütün günahının,  tüm vahşetletinin, kıyımlarının, katliamlarının, savaşlarının, soykırımlarının temelinde küçücük bir hata yatıyor..
Kuluz, beşeriz, şaşarız ya.. Bulaştığımız, bize bulaşan günah kirlerinden kurtulmak her vicdanın arzusudur elbette. Tevbe etmek, af dilemek, affedilmek..
Bu en temel insani duyguyu tatmin etmek için her dinin tesis ettiği bir hüküm vardır elbette.
Fakat, çok tanrılı dinlerin etkisiyle Hıristiyanlık’ta oluşturulan güya küçücük ve masum bir eğrilik, Hıristiyan dünyasının tüm hatalarının kaynağı, tüm iyiliklerini yutan kara deliği olmuştur.
Neden?
İslamda ve tüm hak dinlerde tevbe vardır. Kul hata eder, pişman olur, Rabbinden özür diler, tevbe eder, af diler.
Affedildiğinden asla emin olamaz ama ümit eder.
Oysa Hristiyanlık ta, affedilmek neredeyse kesindir.
Hatta Hıristiyanlıkta, İslamiyetin zıddına olarak Allahtan başka, din adamlarından da af dilenir, onlar da affeder..
Papaz efendi “affettim” demişse iş bitmiştir, af kesindir.
İşte bu “küçücük hata” adeta günah işlemenin önündeki engelleri kaldırmak içindir..
En adi suçları işleyin, adam öldürün, taciz, tecavüz yapın, katliamlar yapın, soykırımlar yapın, elinizi korkak alıştırmayın, adamakıllı yapın..
Vicdanen rahatsız olduğunuzda kiliseye gidin, paranızı verin, papaz efendiye günahlarınızı itiraf edin, günah çıkartın ve bütün yüklerinizden, günahlarınızdan kurtulmuş olarak, kuş gibi hafif, uçarak çıkın gidin.
Sonra?
Hiç bir şey olmamış gibi, tv, sinema  ekranlarında ballandırarak anlatılan batı rüyasının bir figürü olarak gündelik hayatınıza devam edin..

Böylesi sapık bir inanç sahibi için günah işlemenin önünde bir engel olabilir mi?
Onların inancına göre Hitler ölmeden önce günah çıkartabildiyse doğrudan Cennetliktir..
Cezayir’de, Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Bosna’da, tüm Afrika’da sayısız vahşetlere, soy kırımlara  imza atan Hıristiyan bir vatandaş, günah çıkartabildiği sürece sütten çıkmış ak kaşıktan daha aktır, sıkıntı yoktur yani..
Bu kültür zenciye ayrı, Kızılderili’ye ayrı, Aborjin’e ayrı, müslünana ayrı…,
 savaşta ayrı, barışta ayrı,
 kadına ayrı, çocuğa ayrı,
çevreye ayrı, canlıya ayrı, cansıza ayrı,
geçmişe ayrı, geleceğe ayrı zulümler yapmakta hiç bir beis görmez, görmedi, görmeyecek..

Avrupa medeniyeti, son yüz yılda sanayi ve tüketim toplumuna geçmenin de tetiklemesiyle günah çıkartma seanslarının şekil ve içeriğinde bir değişiklik yapmayı keşfetti..
Anneler günü, babalar günü, kadınlar günü, sevgililer günü, çevre günü, hayvan hakları günü, insan hakları günü…

Dikkat edin Batılı günah çıkartıyor.
Kadına yapıp ettiğinin farkında,
Aileye, anaya, babaya, sevgi mefhumuna ettiğinin farkında. Ve günah çıkartıyor.
Bir daha yapmamak için de değil.
Bu gün kadın gününü kutluyorsa bir batılı, önümüzdeki kadınlar gününe kadar günah işlemek için, güya günah kotasını sıfırlamak istiyordur.
Peki ya bizim derdimiz ne?
“Ana banana öf bile deme” diyen,
“Cennet anaların ayakları altındadır” diyen,
“Kadınlar size Allahın emanetidir” diyen,
Beş vakit namazda en az yirmi defa “Rabbimiz, beni, ana babamı ve tüm inananları bağışla” diye ana-babasına dua ettiren bir dinin mensupları;
ana-babaya, kadına değer vermek adına batılılardan bir şey öğrenmeye muhtaç olabilir miyiz Allah aşkına..
Diyelim ki, dinimizin bize öğrettiği ve emrettiği şekilde ana babamıza, eşimize, kadına, çocuğa, çevreye, canlıya gerekli önemi veremedik, haklarını ödeyemedik yani günaha girdik..
Senede bir gün özel gün kutlayıp, günah çıkartabilmemiz mümkün mü?
Müslüman bir kul olarak yaptığımız hata ve günahlardan dolayı tevbe etmeyi unutup Hıristiyanlıktaki günah çıkartma ibadetine sarılmak “dinler arası diyalog” un neticesi midir, gereği midir?
Diyalog deyince Fetö’ye ağız dolusu küfürler saydıran bizler de az diyalogcu, az Fetö’cü değiliz sanki..

Biz kafayı mı yedik, sarhoş mu, divane mi olduk?

O batı ki, bir dönem kadına, şehvetine tapınıyordu..
Yunan tanrılarının bir kısmı kadındı, biliyorsunuz..

Bir dönem kadını insan olarak kabul edemedi, şeytan saydı..
Alınıp satılan mal saydı, şehvet metaı saydı..
Batı, 8 Martlarda günah çıkartıyor..
Günah çıkartmak ne demek, melek pozları veriyor..
Bize akıl öğretiyor düşübebiliyor musunuz?
Bize insanlık öğretiyor..
Cezayir de beş milyon insanı katleden Fransa’nın Afrin Zeytindalı operasyonuna laf söylemesi gibi komik, iğrenç..
Aborjinlerin, Kızılderililerin, Zencilerin adeta kökünü kurutan, iki dünya harbinde seksen milyon insan katleden batılı, senede bir gün İnsan Hakları Günü kutlayınca aklandığını sanıyor, kendini ak pak sanıyor, öyle inanıyor..

Biz hangi kırmızı yıkamak, hangi günahımızdan ötürü günah çıkartmak istiyoruz,  bizim derdimiz ne, arızamız ne, kompleksimiz ne?

Son olarak şunu da söylemeliyim.. Bana öyle geliyor ki, son yıllarda kadın adına geliştirilen tüm söylem ve eylemlerin arkasında Yunan Medeniyetinin ruhunu oluşturan çok tanrılı inanç sistemi var..
Tapınılası kadın tanrılar, tanrıçalar..  Feminizm denen hareket, kadının hakkını korumak falan olmadı, olmaz.
İslam hukuk ve ahlakında herkesin, her cinsin ve her şeyin bir hakkı vardır, hukuku vardır, hayatta, toplumda bir yeri vardır, apırlığı vardır, kıymeti vardır ve bunlara karşın görev ve sorumlulukları vardır.
Feminizm dahil tüm izm’ler ait olduğu grubu kutsallaştırmak, tanrılaştırmak, karşısında gördüğü herkesi ve her şeyi, ezmek, sindirmek, kendine tabi etmek, köleleştirmek hatta kendisine tapındırmak ister, olmadı yok etmek  ister..
Bu gün devletin Diyanet teşkilatı dahi bu Yunan çok tanrılı dinine tabi kılınmak, cami kürsülerimiz bile o dinin propaganda mekanı, aracı yapılmak isteniyor..
Kur’anda kadın, Sünnette kadın, İslamda kadın, Türk kültüründe kadın vb…

Kur’an da, Sünnette kadının yerini, haklarını, vazifelerini gerçekten merak ettiğimizden değil, Yunan Çok Tanrılı dinlerinin baskınlığına boyun eğdiğimizden..
Allah hepimizi ve kadını, kendisine kulkukla şereflendirsin..
Yunanın tanrısı, tanrıçası olmak kadını, bizim kadınımızı yüceltir mi?

İlginizi Çekebilir

Sayılarla Hadisler ve Yanlış Bilinen Gerçekler

RAKAMLARLA HADİSLER VE YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER Hadis kitapları ve hadis sayıları. Kütübü Tis’a (Dokuz hadis …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Neden Anladıklarımızı Hayata Tatbik Edemiyoruz? / M. Numan ÖZEL

Bu mesele çoklarımızın çok zaman zihnini kurcaladığını tahmin ediyorum. Bu husustaki mülahazamı da yazmak istedim. …

Kapat