Ana Sayfa / Yazarlar / Kanunlarımız Çok Eşliliği Teşvik mi Ediyor?

Kanunlarımız Çok Eşliliği Teşvik mi Ediyor?

Bilim ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hatasız üretim yapmak mümkün olamıyor.

O yüzden firmalar ürerip piyasaya sürdükleri ürünler için yılları bulan garanti hizmeti veriyorlar.
Bazan, “falan firma piyasaya sürdüğü şu kadar ürünü geri çağırdı” gibi haberler okuyor, dinliyoruz.
Bilişim teknolojisi geliştikçe her yeni gün yeni hizmetlerle tanışıyoruz. Fakat bu hizmetlerin eksik yanları, aksayan, mağduriyetlere sebep olan açıkları olabiliyor.
Birileri bankaların, resmi kurumların ya da bilinen bilinmeyen internet sitelerinin, sistemlerinin açıklarından faydalanarak sisteme girebiliyor, insanlara, kurumlara ve yazılım, işletim sistemlerine zarar verebiliyor.
İnsan sağlığını korumak için üretilen bilimin son harikası ilaçların yan etkileri olabiliyor. Daha doğrusu yan etkisi olmayan ilaç üretmeyi insanlık henüz başaramadı, başarma imkanı da görünmüyor.
Eh ne de olsa gündelik hayatta sık sık söylediğimiz gibi, “kul yapısı, Allah yapısı değil” elbette hatalar olacak, eskiyecek, bozulacak.

Bu ifadeler girizgah içindi.

İnsanlık bütün imkanlarıyla dünyayı daha yaşanabilir kılmak, insanı daha uzun, daha sağlıklı ve daha mutlu yaşatmak için çabalıyor.
İlimde, fende, teknolojide olduğu gibi sosyal hayatta da gelişmeler için çabalıyor.
Sosyal hayatın düzeni için en temel husus elbetteki hukuki düzenlemeler yapmaktır ve insanlar bunu da yapar.
Anayasalar, kanunlar, tüzükler vb hazırlar, uygular. Zaman içersinde oluşan ihtiyaçlara göre yeni yeni düzenlemeler yapmaya da devam eder.
Az önce verdiğim örneklerde olduğu gibi insan ve insanlık için oluşturulan hukuki düzenlemelerde de sistem açıkları olur, oluşur.
İlaçlarda olduğu gibi yan etkiler de olur.
Genel fayda çok yüksek ise küçük yan etkiler tolore edilebilir belki ama zaman içersinde ilaç yanetkilerinin yüksek olduğu anlaşılırsa ya ilaç toplatılır, üretimi durdurulur ya da yeni formülasyonlarla yeniden üretilir, hizmete sunulur.

Konuya girelim yavaş yavaş..

Medeni kanunların temel varlık sebebi, maddeyi oluşturan atom hükmünde olan aile kurumunun ve dolayısı ile toplumun sağlıklı ve mutlu işleyişini sağlamaktır.
Çünki bu asırda teknolojinin atomu parçalamayı başarmasıyla, bu parçalanmanın oluşturduğu patlamanın neticelerini insanlık çok acı şekilde öğrendi..
Aile huzur ve saadetini garanti altına almak için hazırlanan bu kanunlarda, aile saadetini, atomun sistemini olumsuz etkileyecek maddeler olabilir mi?

Dün sosyal medyada “Size,
“Medeni Kanun’umuza göre bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi mümkün, hatta zorunlu” desem ne dersiniz?..” diye bir paylaşım gördüm.

Bu soru, bu yorum, bu bakış açısı bana ilginç geldi ve
son zamanlarda yazar Sema Maraşlı hanımın önderliğinde gündeme getirilmeye çalışılan kadına süresiz nafaka konusunu hatırlattı.
Uç bir örnekle konuyu izaha gayret edeyim..
Bir adam bir kadınla evlense. Düğünün ertesi gün de boşamak istese ve mahkeme boşasa, bu adam bu kadına ömür boyu nafaka ödemeye mahkum edilebiliyor. Ve böyle olduğunu varsayalım.

Olmaz ya, oldu diyelim, (çünkü mümkün) adam ikinci kez evleniyor ve bir nedenden ötürü bu eşinden de boşanmak istiyor, mahkeme eşleri boşuyor ve şartları taşıdığına hükmederek bu ikinci eş için de nafaka bağlıyor.
Olabilir mi?
Örnek uç bir örnek ama yasal olarak bu da mümkün.
İkinci eşi de boşadıktan sonra adam tekrar evleniyor ve bu eşiyle sorun yaşamıyor ve mutlular.

Fakat kadının kafasını ve gönlünü sürekli kurcalayan bir husus var..
Kadın, kocasının kazancını diğer iki kadınla paylaşmak zorunda olmaktan dolayı huzursuz, gergin. Kendisini kuma gibi hissetmekten kurtulamıyor.
Kocası çalışıyor ama kazancını artık kendilerine tamamen yabancı olan hatta düşman gibi gördüğü diğer iki kadına yediriyor, üç aile besliyor.
Kadın almak istediği bir şeyi alamadıkça, çocuklarının ve evinin ihtiyaçlarını gidermekte zorlandıkça içten içe eriyor, üzülüyor, geriliyor.
Kadındaki bu gerginlik istemese de eşine yansıyor, çocuklarına yansıyor.
Mutlu aile, mutlu kadın hedefleyen bir kanun, kadını ve aileyi mutsuz da edebiliyor, bu yan etkiyi de görüp buna da çözüm bulmak, sistem açığını yamamak gerekmez mi?

Kadınları korumak için mutlak anlamda tek eşliliği emreden medeni kanunumuz, yan etki olarak bir açıdan çok eşliliği emrediyor denilse buna itiraz etmek zor.

Erkek açısından bakmaya gerek yok. Zira son yıllarda medeni kanunun merkezine kadın oturtuluyor, hükümler kadın nazara alınarak oluşturuluyor.
Kadını inciteceği tahmin edilen hususlarda ailenin diğer bireyleri yani kocaların hakları ve mağduriyetleri dikkate alınmadığı gibi çocuklar bile zaman zaman gözardı edilebilir.
Bir adam, “kardeşim ben kavga gürültü boşandığım, yıllardır yüzünü bile görmediğim, yedi kat yabancı olan bir kadını geçindiriyorum, besliyorum. Ben bunun halen kocası mıyım, babası mıyım?” deme hakkına sahip mi, değil mi?

Ya da,
“ben evlenirken bu kadının geçimini üstüme almıştım. Ben çalışacak, evi geçindirecektim, o da bana kadınlık görevlerini yapacaktı.
Ama olmadı, anlaşamadık, ayrılmak istedik, hukuka başvurduk.
Hukuk beni haklı gördü, sizi boşadım dedi.
Fakat benim o kadına kocalık görevlerimden en önemlisinin devamına karar verdi. Yani, boşandınız ama sen yine de bu kadının kocası gibi yaşamaya devam edecek, o kadını geçindireceksin, besleyeceksin dedi.
Ben de hukuktan, o kadının bana kadınlık, eşlik görevlerini yerine getirmesine karar vermesini isteme hakkına sahip olmak istiyorum” dese, hakkı yoktur, saçmalıyor diyebilir miyiz?
Yani, medeni hukuk sistemimizin sistem açıkları var gibi görünüyor. Toplumsal sorunlarımıza ilaç olması düşünülerek çıkartılan kanunların yan etkilerinin ciddi boyutta sağlık sorunu ürettiğini söylemek mümkün müdür?

Boşanmalar her geçen gün biraz daha artıyor ve bu nafaka sorunu yeni sorunlar mayalıyor diye düşünmek mümkün müdür?

Ömür boyu nafaka düzenlemesi kadını kadına ezdiden, boğduran, düşman eden bir yasa kimliğine bürünme yolunda ilerliyor diye düşünenler de gitgide artıyor, cılız çatlak sesler çoğalıyor, koro halini almaya başlıyor.

Sistem açıklarını yamayacak güncellemeleri yapmak görev yetki ve sorumluluğunu taşıyan Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin konuyu gündemine alarak toplum ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapmasını umuyoruz.

İlginizi Çekebilir

Bediüzzaman’ın Estetik Dünyası – III

Önceki bölüm Tasvir Bediüzzaman’ın üslübunun canlı olmasının nedenlerinden biri de tasvirleridir. Edebiyatta tasvir yapan şahıs …

2 Yorumlar

  1. Aynen öyle.. boşanmalarda bu yüzden kolay ya..kadın nasılsa nafaka alır geçinirm diye daha rahat boşanma tarafı oluyor.. hem anlaşamadığın erkeğin nefret ettiğin adamın niye parasını yiyesin ki

  2. Sevgili Orhan Hocam,
    Küfür ( Bugünkü müşahhas hali kapitalizm) sistemi içinde müslümana doğru-temiz omak nâ-mümkündür.
    Müslümana yakışan o dur ki, kendi sosyal hayat düzenini kurmaktır, gerisi beyhûdedir.
    Say’ü gayretimizi buna hasretsek sevap hanemiz daha dolgunlaşacacaktır, ümit ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Namaz ve Kerahet Vakitleri

Namaz ve Kerahat Vakitleri 1. Yazı A. Namaz Vakitleri Namaz vakitleri, güneşin durumuna göre değişir. …

Kapat