Ana Sayfa / Yazarlar / Kardeşlik Anlayışının Önündeki Engeller

Kardeşlik Anlayışının Önündeki Engeller

Bunu paylaşınız

Müminler Kardeştir. Allah’a inanan herkes birbirinin kardeşidir. Birbirinin din kardeşidir. Allah Teâlâ Hucurat suresinde inanan herkesi kardeş ilan etmiştir. Kardeşin kardeş üzerinde hakları ve sorumlulukları vardır. Tüm insanlar bir anne ve babanın (Âdem ve Havva) evlatlarıdır. Bu anlamda tüm insanlar insani sorumluluklar açısından eşit iken, dini açıdan  “Müminler Kardeştir” ayetiyle de tüm inananlar dini hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Ancak modern dünya ve sınırların çizilmesi kardeşlik anlayışını da değiştirmiştir. Bazı sebeplere binaen Allahın çizmiş olduğu kardeşlik tanımı insanların çizdiği kardeşlik tanımına maalesef mağlup olmuştur. “İnandım ve teslim” oldum diyen birisinin biraz sonra sayacağımız nedenlere göre kardeşlik hukukuna riayet etmemesi Allah’ın bir ayetini anlamamaktan, ihmal etmekten, inkâr etmekten kaynaklanmaktadır. Hiçbir sebep Din Kardeşliğinin önüne geçemez, geçmemelidir. Buna dikkat etmeyen birisi bu ayeti ve anlamdaki ayet ve Hadisleri yeniden okusun, yeniden düşünsün!

Din Kardeşliğine dikkat çeken ayet ve Hadisler:

  1. Müminler kardeştir.
  2. Ey İnsanlar, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizleri tanışasınız diye halklar ve kabileler şeklinde çoğalttık. Allah huzurunda en iyiniz (Allah’ın) emir ve yasaklarına en çok dikkat edeninizdir.
  3. Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı sarılın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz.
  4. Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.
  5. Birbiriniz hakkında zandan sakının. Zira zan ile söylenen sözler en büyük yalandır. Birbirinizin üzerine yürümeyin, birbirinizin kusurlarını araştıran casuslar olmayın. Birbirinizi kıskanmayın, birbirinize öfkelenmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin! Allah’ın kardeş kulları olun!
  6. Mümin müminle birlikte bina gibidir. Biri diğerini destekler.
  7. İman etmediğiniz sürece cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmediğiniz sürece de imanınız geçerli değildir.
  8. Müslümanların birbirleri üzerindeki (asgari hakkı) beş tanedir: Selamını almak, davetine katılmak, cenazesinde hazır bulunmak, hastalandığında ziyaretinde bulunmak ve hapşırıp Elhamdulillah diyene Yerhamukallah (Allah afiyet versin) demek.

Din Kardeşliğinin önündeki engeller:

  1. SİYASİ DÜŞÜNCEDEN KAYNAKLANAN ENGELLER

Kardeşliğini önündeki en büyük engel olarak bunu gösterebiliriz. Farklı siyasi düşüncelere sahip oldukları için din kardeşi olduklarını unutanlar maalesef günbegün artmaktadır. İnsanların yönetim biçimi konusundaki farklı metot ve uygulamaları sadece siyasi ortamda kalması gerekirken bunu eve, camiye ve bulundukları her ortama taşımak hezimete, nefrete ve kardeşlik hukukunun zedelenmesine neden olmuştur. Siyasi tartışmalardan dolayı birbirinden nefret edenler, bazen de birbirlerine ağır hakarette bulunanlar bilsinler ki, Allah’ın sınırlarını çizdiği Din Kardeşliği, onların çizdiği siyasi kardeşlikten daha üstündür. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun aynı safta namaz kılmayı başarabilmeliyiz.

  1. FARKLI CEMAAT VE TARİKATTAN OLMAKTAN KAYNAKLANAN ENGELLER

Modern hayat birlikte yaşama sanatımızı da değiştirdi. İyi niyetlerle kurulan ve büyüyen cemaat liderleri ve fertleri arasında sırf cemaat ve tarikat farklılığından dolayı Kardeşlik anlayışı değişmiştir. Kendi cemaatinden olan birisine “Kardeş” gözüyle bakarken diğer cemaatte yetişen, büyüyen birisine aynı gözle bakamamaktadır. Cemaatlerin çokluğu ve farklılığı rahmet olması gerekirken bunu azaba dönüştürmemek gerekiyor. Sırf başka cemaatten diye selam ve alakayı kısa tutmak, onunla aynı mecliste bulunmamaya çalışmak, onların fakirlerine bile iyilik yapmamak, onlardan kız almamak, onlara kız vermemek, dinin hassas konularında bir araya gelip istişare yapmamak, onları insafsızca eleştirmek, onları rakip olarak görmek vb. durumların hepsi Kardeşlik ayetine aykırı şeylerdir. Hangi cemaat ve tarikattan olursak olalım Din Kardeşi olduğumuzu da unutmayalım.

Aynı ülkede yaşayan bireylerin farklı meşrep ve mezheplerinin, farklı cemaat ve tarikatlardan olması normaldir. Zira insanları aynı çatıda ve aynı düşüncede toplamak imkânsızdır. İnsanların değişik eğilimleri vardır. Herkes kendi dini ve dünyevi eğilimine göre bir cemaate yakınlıkduyar. Farklı hareket alanlarına hizmet veren sivil toplum kuruluşları aslında birbirlerinin ulaşamadıkları yerde birbirlerinin yardımcısı konumundadır. Bir cemaat yetimler üzerinde çalışma yaparken, başka bir cemaat öğrenci yetiştirme alanında hizmet etmekte, başka bir cemaat ise ders ve sohbetlere ağırlık vererek dini eğitime katkıda bulunmakta, bir diğeri hayır kuruluşu olarak hizmetini sürdürmekte, bir başkası da kimsesizlere, muhacirlere hizmet sunmaktadır. Bir cemaatin tek başına bu kadar ve değişik alanda hizmet sunması zor veya imkânsız iken farklı cemaatlerin bu hizmetlerden birini üstlenmesi sayesinde tüm bu işler kolaylaşmaktadır. İşte tam bu noktada cemaatleri ve STK’ları nimet bilmek, birimizin uzanamadığı yerlere uzanan eli, kolu ve ayağı bilmek gerekirken; farklı cemaatte olan birisine yanlış yola sapmış biri gibi bakmak da Din Kardeşliğinin önündeki bir engeldir.

Cemaatlerdeki fertlerin birbirleriyle diyalog halinde olması, birbirlerine fikir ve strateji sunması, birbirlerini ziyaret etmesi, birbirlerinin taziye gibi acılı günlerinde teselli etmesi, birbirlerine karşı hoşgörülü olması gerekmektedir. Özellikle aynı ülkede ve aynı şehirde yaşayan cemaatlerin ortak platformlar kurması ve tümünü ilgilendiren meselelerde ortak hareket noktası oluşturmaları gerekmektedir.

  1. FARKLI IRKTAN OLMAKTAN KAYNAKLANAN ENGELLER

Modern çağın temayüz eden bir hastalığı da ırkçılıktır. Milletlerin bir arada yaşamak istemesi ve kendi milletini üstün ve ârî ırk olarak görmeleri sonucunda tehlikeli sonuçlar doğurmuştur. En tehlikelisi de alt kimlik olan ırk unsuru üst kimlik olan din unsurunun önüne geçmiştir. Bu hastalığa müptela olan kişi kendi milletinden olan kimseleri Din Kardeşlerine tercih etmektedir. Hâlbuki şunu gözden geçirmemek lazımdır: Mekke’den hicret eden Müslümanlar Kuran tabiriyle Muhacir olarak adlandırılmıştır. Onlara Mekkeliler denilmediği gibi Medine’de evlerini yurtlarını açan kişilere de Medineliler denilmemiş; Ensar denilmiştir. Kuran özellikle Ensar ve Muhacir ifadesine vurgu yaparak aynı dini paylaşanları ırklarıyla, şehirleriyle ve ülkeleriyle değil belirgin özellikleriyle ifade etmiştir. Bir insanın kendi milletini, yurdunu, üstünde yaşadığı rızkını kazandığı coğrafyayı sevmesi fıtri bir olaydır ve dini açıdan da sakıncalı değildir. Ama bunu hastalık haline getirip yaralı, acılı, dertli, mazlum birine yardım etmeden önce onun hangi milletten olduğunu sorguluyorsa bu durum dini açıdan sakıncalı olmaktadır.

  1. FARKLI MEZHEPTEN OLMAKTAN KAYNAKLANAN ENGELLER

Müslümanların farklı düşüncede olmaları dini değil insani bir durumdur. Zira aynı şekilde düşünmeyi engelleyen unsurlar dini unsurlar değil, insani unsurlardır. Yetişme ortamı, eğitim seviyesi, akıl seviyesi, muhakeme gücü, kültür farklılığı, millet farklılığı, şehir ve kabile farklılığı gibi unsurlar nedeniyle insanlar farklı düşünmektedirler. Dini metinler üzerinde meydana gelen bir takım itikadî ve ameli farklılıklar dinden değil, dine bakış açısından kaynaklanmaktadır. Zira din; insanları bir araya getirme, bir arada tutma ve birbirlerine kenetlemeyi hedefler. Farklı düşüncelerden dolayı, farklı yorumlamalardan dolayı birbirleri ile mücadele insanlar dinin özünü, dinin mesajını, dinin hayattan beklentilerini ve dinin fertlerden beklentilerini anlamaktan aciz kalmış kimselerdir. “Sen benim mezhebimden değilsin, sen şöyle düşünüyorsun, senin mezhebin batıl, senin akıl hocaların şöyledir, böyledir” gibi sözler nefret söyleminden başka bir şey değildir. Hud Suresinde rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir millet olarak yaratırdı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, onlar birbirlerinden farklı olmaya devam edeceklerdir. Esasen onları bunun için yaratmıştı.”Birbirimizden farklı düşünme, farklı kültürleri taşıma, farklı bir mezhebe sahip olma hiçbir zaman dinin hassas konularında farklı olmamızı gerektirmez. Mezhebin de bir alt kimlik olduğu gerçeği unutulmamalı ve üst kimlik olan Din Kardeşliğine zarar veriyorsa o mezhebi yanlış anlamışız demektir. Eğer mezhebimiz nefret söylemi içeriyorsa o mezhep doğru bir mezhep değildir.

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

İttihad-ı Muhammedî ve Bediüzzaman

Cem‘iyyet-i Muhammediyye olarak da adlandırılan fırka, Otuzbir Mart Vak‘ası’ndan (13 Nisan 1909) on gün kadar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Yine Teşahhus…

Yine Teşahhus, Şahıslandırma, Şahsiyet Kazandırma Bediüzzaman teşahhus fiilini birçok bahse açılan yüzleriyle yorumlamış. Daha önce …

Kapat