Ana Sayfa / KASTAMONU / Kastamonu Bilgi-Belge / Kastamonu Basınının Tarihçesi

Kastamonu Basınının Tarihçesi

Kastamonu’da Gazeteciliğin Kısa Tarihi *

Yazar: Vehbi KAHVECİ

Gazete, dergi gibi basın yayın organlarının insanlık tarihi açısından önemi inkâr edilemez bir boyuttadır. Gazete ve dergi türündeki basın yayın organları konumuz dahilinde olanlardır. Gazete ve dergiler içerik açısından farklılıklar göstermektedir. Ancak temel amaç; topluma her türden haberi aktarmak, insanları bilinçlendirmek için fikir yazıları yazmak vs. yayınlar yapmaktır. Bu bağlamda gazete ve dergiler bir gaye etrafında hizmet veren yayın organlardır.

İkinci Mahmut devrinde ilk Türk gazetesi Takvim-i Vekâyi’nin yayınlanmasından sonra Abdülmecit, Abdülaziz ve II. Abdülhamit zamanında önce İstanbul’da sonra taşrada neşredilen gazetelerde zamanla hızlı bir artış olmuştur. Makine, kâğıt gibi giderleri resmi yollarla temin edilen gazetelerin birçoğu Konya, Aydın, Ankara, Kastamonu, Trabzon gibi neşredildikleri vilayetlerin ismini almıştır. Fakat Erzurum’daki Envâr-ı Şarkıyye ve Meşrutiyet döneminde Kayseri’de çıkan Erciyes gibi farklı isimlerle anılan resmî il gazeteleri de bulunmaktadır.

Kastamonu’da gazetecilik, bu şehre matbaanın getirilmesinden sonra başlamıştır. Kastamonu’da ilk matbaa; Osmanlı Devleti zamanında ve 1868 yılında kurulmuştur. Sultan Abdülaziz’in Padişah olduğu dönemde ve 1867-1871 yılları arasında Kastamonu’da ikinci defa vali olarak bulunan Mehmet Reşit Paşa şehirde bir matbaa açmaya karar vermiş, gerekli makina ve malzemeyi İstanbul’dan getirerek (1285 H./1868 M.) yılında Kastamonu Vilâyet Matbaası’nı kurmuştur. Bu matbaanın ilk müdürü Molla Mehmetoğlu Hafız Hüseyin Hüsnü Efendir.

Kastamonu Vilâyet Matbaası’nın açılışından dört yıl sonra (1289 H. / 1872 M.) yılında şehirde vali olarak bulunan, Tanzimat edebiyatının meşhur simalarından İbrahim Edhem Pertev Paşa zamanında, şehrin ilk gazetesi olan “Kastamonu” gazetesi çıkarılmış ve adı geçen matbaada basılmıştır. Gazete basmaya da başlayan

1 Ali Rıza Önder, Kayseri Basın Tarihi, Ankara, 1972, s.25-26.

2 Aziz Demircioğlu, 100 Yıllık Kastamonu Basını 1872-1972, Doğrusöz Matbaası, Kastamonu 1973, s.2.

matbaaya bu sebeple İstanbul’dan İstefan Efendi isminde bir mürettip getirilmiştir. Kuruluşundan itibaren özellikle resmî dairelerin çeşitli defter ve cetvellerini basmaya başlayan Kastamonu Vilâyet Matbaası için Vali Abdurrahman Paşa (1888 M.) yılında yeni makina ve hurufat getirttiği gibi Islahhanede bulunan matbaa için Cumhuriyet Meydanı’nın kuzeydoğusunda bulunan yere taştan iki katlı çok güzel müstakil bir matbaa binası da yaptırmıştır.

Kastamonu salnamelerinin ilk 14 tanesi taş baskı (Litografya) ile 15. Salnameden itibaren çıkarılanlar ise Tipo yöntemiyle Vilâyet Matbaası’nda basılmıştır.4

Osmanlı İmparatorluğu’nda 1876 yılında İstanbul’daki gazeteler hariç, diğer vilâyetlerde 29 gazete çıktığı anlaşılmaktadır. Bunlardan 7’si gayri resmî, 22’si ise resmî gazetedir. Bu gazetelerden 18’i bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan şehirlerde, 11’i ise bugünkü Türkiye sınırları içerisinde yayınlanmıştır.5 İstanbul’da çıkarılan gazeteler hariç olmak şartıyla, bugünkü Türkiye sınırları içerisinde, 1877 yılında yayın yapan gazeteler ve çıkarıldığı şehirler şöyledir:

Kastamonu’da “Kastamonu”, Edirne’de “Edirne”, Bursa’da “Hudâvendigâr”, Erzurum’da “Envâr-ı Şarkıyye”, İzmir’de “Aydın”, Ankara’da “Ankara”, Konya’da “Konya”, Trabzon’da “Trabzon”, Diyarbakır’da “Diyarbekir” resmî gazeteler, İzmir’deki “İntibah” ve “Karasinan” ise gayri resmî gazetelerdir.6 Burada aktarılanlar Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunan gazetelerin hepsi değildir. Anadolu’daki gazetelerden bazıları verilmiştir.

Kastamonu Vilâyet Matbaası kuruluşundan itibaren Özel İdare tarafından işletilmiştir. İlerleyen yıllarda birçok dairenin işlerini parasız veya çok düşük fiyatla yapan matbaa zarar etmeye başlamıştır. Kastamonu Valisi Avni Doğan zamanında matbaanın zarar etmesi gerekçesiyle (1937 M.) yılından itibaren kiraya verilmiştir.

Önce Hüsnü Açıksöz, onun vefatından sonra ise eşi tarafından Kastamonu Vilâyet Matbaası kiralanarak Açıksöz Matbaası ismiyle işletilmiştir. 1937 tarihinden sonra Kastamonu’da özel matbaalar da açılmıştır. Vali Mithat Altıok zamanında matbaanın

3 Demircioğlu, a.g.e., s.4.

4 Demircioğlu, a.g.e., s.5.

5 Demircioğlu, a.g.e., s.12.

6 Demircioğlu, a.g.e., s.12.

satılmasına karar verilmiştir.7

Kastamonu Vilâyet Matbaası 1944’te İl Daimi Komisyonu tarafından, ihaleye çıkarılmadan Etibank Genel Müdürlüğüne satılmış, matbaanın makina ve malzemeleri Ankara’ya nakledilmiştir.8

Kastamonu Vilâyet Matbaası’nda birçok kitap, dergi ve gazete basılmıştır. Kastamonu’da özel matbaalar kurulmadan önce basılan gazete ve kitaplarda basıldığı yer, bazen “Kastamonu Matbaası” bazen de “Vilâyet Matbaası” olarak gösterilmiştir. Kanaatimizce her iki isimdeki matbaa da aynı olup; vilâyetin resmî matbaasıdır.9 Matbaanın ülke geneline yayılmasına bağlı olarak çıkarılan gazeteler de zamanla artmıştır.

Kastamonu’da 1872 tarihinde yayına başlamış olan Kastamonu gazetesi dışında II. Meşrrutiyet yıllarında Kastamonu’da gazeteler birbiri ardına yayına başlamıştır. Bunlar; Köroğlu, Serbaz, Nazikter, Şûle, Ilgaz, Zafer ve Yeşil Ilgaz gazeteleridir. Ayrıca Kurultay ve İbret gibi isimlerle yayıncılık teşebbüsleri de olmuş, basıma hazır hale gelen fakat çeşitli sebeplerle basılamayan süreli yayın girişimleri de olmuştur.

Kastamonu’da gazeteler haricinde II. Meşrutiyet döneminde çıkan tek dergi ise Tiraje’dir. Tiraje daha çok kültür ve edebî ağırlıklı bir dergidir. Kastamonu’da Millî Mücadele dönemi basını deyimce akla ilk gelen gazete Açıksöz’dür. Bu dönemde Açıksöz’ü Türkiye, Türkeli ve Doğu gibi gazete ve drgiler izlemiştir. Bu çalışmanın temel iki kaynağı Açıksöz ve Doğu’dur. Bu sebeple Kastamonu basını, Kastamonu’da eski harfli süreli yayınlar hakkında bilgi vermeyi gerekli görüyoruz.

Kastamonu: (Mart 1872-30 Mayıs 1938) yılları arasında yayın yapan resmî bir gazetedir ve Kastamonu Vilâyet Matbaası’nda basılmıştır. Kastamonu’nun ilk gazetesi olan Kastamonu gazetesi (1289 H. / 1872 M.) yılında yayın hayatına başlamıştır. İkinci Meşrutiyete kadar şehrin tek gazetesi olarak yayın yapan Kastamonu gazetesi ile birlikte 1908 yılından itibaren şehirde özel gazeteler ve dergiler de çıkarılmaya başlanmıştır.10 Kastamonu gazetesi; 1 Haziran 1896 tarihli 1140 sayıdan itibaren “Vilâyetin haftada bir çıkar resmî gazetesidir” ibaresi ile

7 Demircioğlu, a.g.e., s.8.

8 Demircioğlu, a.g.e., s.9.

9 Demircioğlu, a.g.e., s.9.

10 Demircioğlu, a.g.e., önsöz.

yayınlanmıştır.11 1872 yılında Bolu, Çankırı, Sinop, Zonguldak illeri ile Çorum ve  Ankara’nın bazı ilçelerini içine alan Kastamonu’nun ilk ve tek gazetesi olan Kastamonu gazetesi vilâyetin resmî yayın organıdır.12 Kastamonu gazetesinin çıkış tarihiyle ilgili çeşitli rivayetler vardır. Ancak dipnotta belirttiğimiz kaynağı dikkate alarak gazetenin çıkış ve kapanış tarihlerini aktardık.

Başlangıçtan itibaren “Kastamonu” gazetesinin idaresi ve yazıları valilikteki bazı memurlar tarafından temin edilmiştir. Bu şahıslardan bilinenleri şunlardır: 1874 yılına ait 6. Salnamede ilk defa (Gazete muharriri; Vilâyet İdare Meclisi Başkâtibi Mehmet Cemil Efendi) kaydına rastlıyoruz. Hakkında hiçbir bilgimiz olmayan Mehmet Cemil Efendiyi; “Kastamonu’nun ilk gazetecisi” olarak kabul ediyoruz.

1876 yılında Mehmet Tevfik, 1877-1878 yıllarında Vilâyet Serkâtibi Galip Söylemezoğlu, 1881’de Vilâyet Mektupcusu Reşit Beyi birinci muharrir, Fazıl Beyi de ikinci muharrir olarak görüyoruz. 14 Mart 1883 tarihli Kastamonu gazetesinde (Vilâyet Gazete Muharrirliği ilâvesi ile Mektubî Kalemi Mümeyyizliği için İstanbul’dan getirilen Faik Efendinin göreve başladığı) bildirilmektedir. 1888’de Ebubekir Kâzım Tepeyran, 1892’de Keşfî Efendi, 1893’te Ahmet Hamdi, 1894’te başmuharrir Sadık Vicdanî, ikinci muharrir Abdullah Lütfi, 1896’da ikinci muharrir Hafız Nuri, 1899’da başmuharrir muavini Fikri Efendidir.13 Bu tarihten sonrası için elimizde hiçbir kayıt bulunmadığından, Kastamonu gazetesinde yazı yazan kişilerin isimleri kesin olarak bilinmemektedir. Sonradan Köroğlu gazetesini çıkaran Besim Bey, Asım, Hüsnü Kuşakçıoğlu, Mehmet Ali Aynî, Yusuf Niyazi ve mektupçuluk kaleminde çalışan, bugün isimleri tespit edilemeyen kişilerle, daha sonra Tahsin Nahit Uygur ve matbaa Müdürü Kemal Koral’ın Kastamonu gazetesinde yazılar yazarak hizmet ettikleri ve gazeteyi çıkardıkları anlaşılmaktadır.14

11 Demircioğlu, a.g.e., s.21.

12 Demircioğlu, a.g.e., s.12. Kastamonu gazetesi için ayrıca bakınız. Mehmet Serhat Yılmaz, II. Meşrutiyet Devri Kastamonu Basın Tarihi (1908-1918), Berikan Yayınevi, Ankara, 2008, s.16-35.

13 Demircioğlu, a.g.e., s.24.

14 Demircioğlu, a.g.e., s.24-25.

Kastamonu gazetesi başlangıçta büyük bir itina ile hazırlanarak çıkarılmasına rağmen Kastamonu’da özel gazeteler çıkmaya başladıktan sonra, bazen Vilâyet gazetesi çıkıyor denilsin diye baştan savma olarak da çıkarılmıştır. Kastamonu gazetesi şehrin kültürüne hizmet gayesiyle çıkarıldığı için kâr ve zarar düşünülmemiştir. Kastamonu gazetesinin 9 Ocak 1911 tarihli 1873. Sayısında gazetenin gelirinin Sanat Okulu için kullanılacağı belirtilmiştir. Vilâyete hiçbir maddî yük getirmeden çıkarılan Kastamonu gazetesi yayınlandığı süre içerisinde resmî tamimlerin, kanunların halka duyurulmasını sağlamış, devletin ve valilerin resmî ağzı olarak yayın yapmıştır. Yıllarca vilâyet haberlerine geniş yer veren bu gazete bir vesika hazinesi değerini kazanmıştır. Kastamonu’nun kültür tarihinde büyük bir aşama olan

Kastamonu gazetesi aynı zamanda bir ilim ve irfan kaynağı da olmuştur. Kapanacağı yıllara doğru maalesef görevlerini ihmal eden bu gazete, bir ajans bülteni haline gelmiştir. 1937’de yayın hayatına başlayan Doğrusöz gazetesi okuyucularını tatmin edici makale ve memleket haberleri ile dolu olarak yayınlanmaya başlamış ve büyük bir ilgi görmüştür. Bu durum karşısında Kastamonu gazetesinin yayınına devam etmesinde hiçbir fayda görmeyen Vali Avni Doğan gazetenin kapatılmasını emretmiştir. Bu emir ile Doğrusöz gazetesinin gelişmesine imkân vermek de amaçlanmıştır. Vali Avni Doğan’ın emri üzerine Kastamonu gazetesi 30 Mayıs 1938’de 66 yıllık yayın hayatını sona erdirmiştir.15

Köroğlu: (17 Aralık 1908 – 13 Kasım 1918) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi: Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti. Mesul Müdürü: Mehmet Besim. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.16

Yukarıda ismi verilen ilk mesul müdürden sonra; 14 Ocak 1909’da Hüsnü Bey, 13 Ocak 1911’de A. Nureddin, 8 Eylül 1911’de Akdoğanlı zade Mehmet Ali Beyler bu görevi yürütmüşlerdir. 10 Ocak 1911 tarihli 147. sayıda başlığın yanına Heyet-i İdare Reisi: İsmail Adil, Mesul Müdür: İsmail Sedat yazılmış ve ilânen duyurulmuştur. 16 Mayıs 1912’de Yazı Heyeti Başkanı İsmail Adil Bey istifa etmiş, Mesul Müdür İsmail Sedat Bey muhtemelen Köroğlu gazetesi kapanana kadar (1918) bu görevi devam ettirmiştir. II. Meşrutiyetin (1908) ilânı ile başlayan hürriyet havası

15 Demircioğlu, a.g.e., s.25-26.

16 Demircioğlu, a.g.e., s.27.

içinde kurulmuş olan İttihat ve Terakki Cemiyetinin, Kastamonu şubesi bu cemiyetin  fikirlerini yaymak üzere bir gazete çıkarmaya karar vermiştir. Köroğlu adı verilen gazete, Meclis-i toplandığı 17 Aralık 1908’de Fazlı oğlu Besim Beyin sorumlu müdürlüğü altında ilk sayısını yayınlamıştır.17

Vilâyetin resmî gazetesi olan Kastamonu gazetesinden sonra çıkarılan ikinci gazete ve II. Meşrutiyetten sonra çıkarılan ilk özel gazete olarak çıkarılan Köroğlu gazetesi şehrin politik hayatında ve basın tarihinde önemli bir yere sahiptir. Köroğlu gazetesi 10 yıl aralıksız denilebilecek bir şekilde çıkarılmıştır.18

1909’da Kastamonu Valisi Ali Rıza Bey’in Yanya Valiliğine tayin edilmesi üzerine sabık Bingazi Mutasarrıfı Ömer Ali Bey Kastamonu Valisi olarak gönderilir. Vali Ömer Ali Bey; Sultan II. Abdülhamit devri memurlarından, 70-80 yaşlarında bir adamdır. Serbaz gazetesi yazarları meşrutiyet taraftarı olduğu için Vali Ömer Ali Bey ile anlaşamamışlardır. Her gün farklı bir yazı ile Ömer Ali Bey küçük düşürülmek istenmiştir. Osmanişer Loid muhabiri, gazetesine bir yazı göndermiştir. Vali Ömer Ali Bey aleyhinde olan bu yazının; İstanbul’da yayın yapan Fransızca bir gazetede yayınlandığı, kaynak olarak kullandığımız kitapta belirtilmektedir.

İstanbul’da yayın yapan Tercüman-ı Hakikat gazetesi bu yazıyı iktibas ediyor; oradan da Köroğlu gazetesi 8 Temmuz 1909 tarih ve 30. sayısında bu yazıyı aynen yayınlıyor. Fransızca gazetenin muhabiri bu yazısında diyor ki: Kastamonu Valisi Ömer Ali Bey yeni Türkiye’nin muhtaç olduğu memurlardan değildir. Ömer Ali Bey 19. asrın ortalarında bazı vilâyetlerde keyfi hareket eden derebeylerine benzer.

Serbaz gazetesi bu gelişmeler üzerine Vali tarafından kapatılmıştır. Vali Ömer Ali Bey görevinden alınmış ve Kastamonu’dan ayrılmıştır. Vali Ömer Ali Bey’in derebeyi gibi davrandığı, ırz ve namus düşmanı olduğu, birçok kirli işe bulaştığı, hatta Padişah II. Abdülhamit’i tahttan indirmeye teşebbüs edeceği yönünde mabeyne

17 Demircioğlu, a.g.e., s.27. Geniş bilgi için bakınız. Mehmet Serhat Yılmaz, Kastamonu Basınında Köroğlu Gazetesi (1908–1918), Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 1997. Mehmet Serhat Yılmaz, “İttihat ve Terakki Cemiyetinin Kastamonu’daki Yayın Organı Köroğlu Gazetesi”, Kastamonu Eğitim Dergisi, Yıl:2, Sayı:3, (Mart 1997), s.206-210., Mehmet Serhat Yılmaz, “Kastamonu’da Köroğlu Gazetesi ve Türkçülük Fikrinin Gazeteye Yansımaları”, Kastamonu Eğitim Dergisi, Yıl:4, Sayı: 5, (Mart

1998), s.175-188., Mehmet Serhat Yılmaz, “Köroğlu Gazetesi 1908-1918”, Halk Kültürü ve Köroğlu Bilgi Şöleni Bildirileri (02- 04 Kasım 2006), Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bolu Halk Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları: 2, Bolu, 2008, s.175-187.

18 Demircioğlu, a.g.e., s.27.

gönderilen bir telgraf bile suçlamalar arasındadır. Kaynak eserde bu konu uzun uzun  anlatılmaktadır. Köroğlu gazetesi bu davadan beraat etmiş Serbaz gazetesi ise mahkûm olmuştur. Adı geçen gazetelerin Vali Ömer Ali hakkında yaptığı suçlama sonucu Ömer Ali de mahkûm olmuştur. Ancak bu konuda kimin haklı kimin haksız olduğu kesinlik kazanmamıştır.19

10 Şubat 1911 tarih ve 113 sayılı Köroğlu gazetesinde “Koca Maarif Müdürü” başlıklı bir yazı ile Milli Eğitim Müdürüne hücum edilmiştir. Milli Eğitim Müdürü Reşit Bey basın kanunu hükümlerine dayanarak “İshar-ı Hak ve Hakikat” başlıklı uzun bir yazı ile gazeteye cevap vermiş, isnatları reddederek aynı zamanda mahkemeye de müracaat etmiştir. Milli Eğitim Müdürü Ahmet Reşit Bey’in açtığı davanın muhakemesi esnasında isnadın yanlış olduğu anlaşılmış ve iktidar partisi (İttihat ve Terakki) organı olan Köroğlu gazetesinin yalan isnatlarda bulunmasından dolayı gazetenin Mesul Müdürü Nureddin Efendi mahkûm edilmiştir.20

1911 yılı Kasım ayında Köroğlu gazetesinin yayınını durdurması üzerine bu boşluğu doldurmak üzere Hoca Tevfik Safoğlu tarafında Zafer gazetesi çıkarılmıştır.

Zafer gazetesi başlangıçta tarafsız olarak çıkarılmış, daha sonra ise Hürriyet ve İtilâf  Fırkasının savunuculuğunu üstlenmiştir. Meşrutiyet taraftarı olan Köroğlu gazetesi ile Hürriyet ve İtilâf Fırkasının fikirlerini müdafaa eden Zafer gazetesi arasında çok sert bir mücadele başlamıştır. Kendi düşüncesinde olamayanlara karşı amansız davranmakta olan Köroğlu gazetesine karşı Zafer gazetesi de ağır cevaplar vermiştir. Muhafazakâr olan Zafer gazetesini gericilikle itham eden Köroğlu gazetesi ise Zafer gazetesi tarafından kurulu düzeni bozmakla itham edilmiştir. İki gazete arasındaki bu mücadele sonunda Zafer gazetesi çeşitli baskılara karşı koymasına rağmen bir süre sonra yayınına devam edemeyip kapanmış münakaşalar da sona ermiştir.21

Köroğlu gazetesi 1918 yılında kapanmıştır. Ancak gün, ay ve sayı bakımından çeşitli şüpheler vardır. 24 Kasım 1918 tarihinde ilk sayısını yayınlayan Yeşil Ilgaz gazetesine göre Köroğlu gazetesi 485. sayıya kadar yayın yapmıştır. Ayrıca Yeşil Ilgaz gazetesi bu ilk sayısında Köroğlu gazetesinin devamı niteliğinde olduklarını

19 Demircioğlu, a.g.e., s.29-32.

20 Demircioğlu, a.g.e., s.33.

21 Demircioğlu, a.g.e., s.34.

ifade etmiştir. Yani Yeşil Ilgaz gazetesinin açıldığı tarihten önce Köroğlu gazetesi kesin olarak kapanmıştır diyebiliriz.22

Köroğlu gazetesinin yazarlarında bazılarının hakikî veya takma adları şöyledir: Besim Bey, Kuşakçıoğlu Hüsnü, İsmail Sedat, Ahmet Behzat, Abidin Binkaya, Hasan Fehmi, Ahmet Talat Onay aynı zamanda Suha Zâhir takma adını kullanmış, Dadaylı Şevket, Yüzbaşı Vahdeti, Yusuf Niyazi, İsmail Habib (Sevük), Dr. Fazıl Berki (Tümtürk), Tahir Karauğuz.23

Kastamonu’nun ilk uzun ömürlü özel gazetesi olan Köroğlu; muhakkak ki memleketin en hareketli bir devri olan Meşrutiyetin ilânı, Balkan ve I. Dünya Savaşları ile sert parti mücadeleleri sonunda ülkenin uçuruma yuvarlanması gibi çok önemli olayların birçok yönlerini aksettirmesi bakımından tarihî ve politik araştırmacılar için çok kıymetli bir kaynak durumundadır.24 I. Dünya Savaşı’nda yenilen Osmanlı Devleti içerisindeki İttihatçılar savaş suçlusu olarak görülmüş, partinin ileri gelenleri savaş sonunda yurt dışına çıkmıştır. Köroğlu gazetesi İttihat ve Terakki’nin yayın organı olması sebebiyle 1918’de kanmıştır.

Serbaz: (14 Mart 1909–21 Mayıs 1909) tarihleri arasında, Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi ve Başyazarı: Ahmet Hayrettin. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.25

Kısa ömürlü atak bir gazete olan Serbaz; ilk sayısında “Fikirleri aydınlatmak için Kastamonu’da çıkarılan dördüncü gazete” olduğunu belirtmektedir. Kastamonu ve Köroğlu gazetelerinden sonra çıkarılan üçüncü bir gazete daha olduğu anlaşılmasına rağmen bu gazete tespit edilememiştir.26 Bu sebeple üçüncü sırada Serbaz gazetesinden bahsetmek zorunda kaldık.

Kastamonu Vilâyeti Nafıa Başkâtibi olan Ahmet Hayrettin Bey 1909 yılında Serbaz isminde bir gazete çıkarmıştır. Yine bu tarihte Kastamonu’ya Ömer Ali

22 Demircioğlu, a.g.e., s.35.

23 Demircioğlu, a.g.e., s.36.

24 Demircioğlu, a.g.e., s.36.

25 Demircioğlu, a.g.e., s.37.

26 Demircioğlu, a.g.e., s.37.

isminde 70-80 yaşlarında yeni bir Vali tayin edilmiştir. Ancak kısa bir süre sonra Ahmet Hayrettin Bey ile Kastamonu Valisi Ömer Ali Bey’in araları açılmıştır.27 Serbaz, Köroğlu hatta İstanbul’daki bazı gazetelerin dahi Kastamonu Valisi Ömer Ali Bey aleyhinde yazılar yazdıklarını ve bu olayın detaylarını Köroğlu gazetesi hakkında bilgi verdiğimiz kısımda anlatmıştık. Ancak orada anlatılanlardan farklı olan kısımları burada tekrar özetlemek istiyoruz.

Kastamonu Valisi Ömer Ali Bey ile Serbaz gazetesinin sahibi Ahmet Hayrettin Bey arasında maddî ve fikrî sorunların olduğu bellidir. Dipnot olarak verdiğimiz kaynak esere göre; Ahmet Hayrettin meşrutiyet taraftarıdır. O dönmede iktidarda olan İttihat ve Terakki Partisinin de savunucusudur. Vali Ömer Ali Bey ise Sultan II. Abdülhamit’in kölelerinden olduğu, ser-hafiye olduğu ifade edilmiştir. Yani Vali Ömer Ali Bey, Padişaha bağlı ve meşrutiyete karşı bir kişidir.

Serbaz gazetesi sürekli olarak Vali aleyhinde yayınlar yapmıştır. Vali ise bu suçlamalara cevap niteliğinde yazılar yazıp Kastamonu gazetesinde yayınlatmıştır.

Nihayet bir gün Vali Ömer Ali Bey, Serbaz gazetesi sahibi Ahmet Hayrettin Beyi yanına çağırıyor: “Bak oğlum isterseniz benim ismimi açık olarak yazın, beni tenkit edin, ben böyle şeylere aldırmam” şeklinde ona nasihat ediyor ama fayda etmiyor. Vali Ömer Ali Bey Serbaz gazetesinin basın kanununa aykırı olarak çıkarıldığını Dâhiliye Nezaretine yazmış ve tatili neşriyatı hakkında emri aldıktan sonra Serbaz gazetesini kapattırmıştır. İttihat ve Terakki Partisi bu olaya tepki göstermiştir. O dönemde iktidarda olan İttihat ve Terakkinin teşviki ile Köroğlu gazetesinde, Vali aleyhinde daha sert yayınlar yapılmıştır. Tartışmanın sona ermesi  için valinin görevden alınmıştır. Serbaz gazetesi sahibi Ahmet Hayrettin’e Vali Ömer Ali tarafından açılan dava sonucunda Hayrettin Bey çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Bu olayda Köroğlu gazetesi beraat etmiş ve kapatılmamıştır.

Serbaz gazetesinin kapatılması Kastamonu basın tarihinde ilk mahkûmiyettir. Gazetenin iki aylık yayın hayatı 13. sayı ile sona ermiştir. İki aylık kısa bir süre içerisinde yayınlanan yazılar genellikle gazetenin sahibi olan Ahmet Hayrettin

27 Demircioğlu, a.g.e., s.38.

tarafında yazılmış ve bazı iktibaslarda yapılmıştır. Dr. Fazıl Berki’nin bir şiiri de bu gazetede yayınlanmıştır.28

Nâzikter: (17 Mayıs 1910–7 Mart 1928) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Yusuf Niyazi. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.29

Nazikter gazetesi Kastamonu’da, Daday ve Cide ilçelerinde olmak üzere 19 yıl bata çıka bazen gazete bazen dergi olarak yayınlanmıştır. Nazikter gazetesi ve sahibi Yusuf Niyazi’nin bir bilmece gibi olduğu belirtilmiştir. Bu durum şöyle anlatılmaktadır: Yusuf Niyazi türlü isimlerle anılan bir adamdır. Yüzüne karşı Nazikter derler, arkasından Çalçene adı verilirdi. Gazetenin sahipliğini, mesul müdürlüğünü, muharrirliğini, mürettipliğini kendisi yapardı. Nasrettin hoca gibi eşeğine biner, köy köy kasaba kasaba dolaşır gazetesine abone kaydeder ve para toplardı. Kuyruklu kamyon adını verdiği eşeğinin sırtında yemeği, yatağı, evrakı ve

çeşitli eşyası bulunurdu. Para toplayabilirse gazete haftada bir, iki, üç, bazen de günlük çıkarılırdı. Nazikter; gazeteden ziyade edebi bir dergi niteliği taşımaktadır. Her sayısında elle yapılmış çiçek ve kuş resimleri gibi süsler bulunmaktadır.30

Şule: (Aralık 1910 – 6 Ocak 1911) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Yusuf Niyazi. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.31

Muhtemelen Nazikter gazetesinin ilk kapanışından sonra Yusuf Niyazi tarafından çıkarılan Şule gazetesinin hiçbir sayısını bulup inceleyemedik. Şule gazetesiyle ilgili olarak Kastamonu ve Köroğlu gazetelerinde yayınlanan reklâmlardan elde ettiğimiz bilgilerle kesin olarak iki sayı çıktığını tespit ettik fakat bu sayılardan sonra çıkıp çıkmadığını öğrenemedik. Yalnız 1 Mart 1911’de ilk sayısı çıkan Ilgaz gazetesinde verilen ilânda “Şule abonelerine bundan böyle Ilgaz takdim olunacaktır” diye bir yazıya rastlanmıştır. Bu ifadeden Şule gazetesinin ikinci

28 Demircioğlu, a.g.e., s.43. Serbaz gazetesi için bkz. Mehmet Serhat Yılmaz, II. Meşrutiyet Devri

Kastamonu Basın Tarihi (1908-1918), Berikan Yayınevi, Ankara, 2008, s.51-59.

29 Demircioğlu, a.g.e., s.44.

30 Demircioğlu, a.g.e., s.44-45.

31 Demircioğlu, a.g.e., s.49.

sayıdan sonra bir iki sayı daha çıktığını tahmin etmekteyiz. Şule gazetesindeki yazıların genellikle Yusuf Niyazi tarafından yazıldığı ve bazı yazılarında takma isim kullandığı sanılmaktadır.32

Aziz Demircioğlu kitabında; İhsan Ozanoğlu ve Ziya Demircioğlu’ndan aldığı malûmata göre yorumlar yaparak bilgi aktarmaktadır. Ancak şu kadarını biliyoruz ki; Şule gazetesinin bir ay süren yayın hayatında 4 veya 5 sayı çıkardıktan sonra kapandığı tahmin edilmektedir. Yusuf Niyazi Bey; Şule ve Nazikter gazetelerinin sahibidir. Ayrıca Yusuf Niyazi tarafından Bursa’da Uludağ isimli bir gazete daha çıkarıldığı, 9 Haziran 1930 tarihli Açıksöz gazetesinde duyurulmuştur.

Ilgaz: (1 Mart 1911 – Mayıs 1911) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Ahmet Süreyya. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası. Ilgaz gazetesinin başlığının altında “On beş günde bir neşrolunur, hâdim-i meşrutiyet, hür Osmanlı gazetesidir” yazılıdır. Faydalı makalelere sayfalarının açık olduğunu bildiren Ilgaz gazetesi sahibi, Lise Fransızca Öğretmeni Çanakkaleli Ahmet Süreyya’nın İstanbul’a tayin edilmesi üzerine gazete beşinci sayıdan sonra çıkmayarak yayını sona ermiştir.33

Zafer: (14 Aralık 1911 – 17 Eylül 1919) tarihleri arasında Kastamonu’da çıkarılmıştır. Sahibi: Sofuzade Mehmet Tevfik Safoğlu. Mesul Müdürü: Hersekli Mehmet İzzet. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.34

1. Meşrutiyetin ilânı üzerine 1908’de çıkarılan Köroğlu gazetesinin 1911’de yayınını durdurması üzerine, Zafer gazetesi çıkarılmıştır. Sofuzade Tevfik Efendi bir gazete çıkarmak istiyordu ancak kendisi İttihat ve Terakki Partisinden ayrıldığı için çıkaracağı gazetenin de muhalif telâkki olunacağından çekinmiştir. Ticaretle uğraşan Sofuzâde Tevfik, etrafındaki kişilerin de teşviki ile Zafer gazetesini çıkarmıştır.

Yayın hayatına başladığı ilk zamanlar tarafsız olduğunu belirten Zafer gazetesi daha

32 Demircioğlu, a.g.e., s.49. Yılmaz, a.g.e., s.59-63.

33 Demircioğlu, a.g.e., s.51. Yılmaz, a.g.e., s.63-66.

34 Demircioğlu, a.g.e., s.52.

sonra Hürriyet ve İtilâf Fırkası tarafına geçince Köroğlu gazetesi ile arasında mücadele ve münakaşalar yaşanmıştır.35

İktidar partisi olan İttihat ve Terakkiyi tenkide başlayan Zafer gazetesinin bu yüzden 22 Ocak tarihli 6. sayısından sonra Kastamonu Vilâyet Matbaasında basılmasına müsaade dilmemiştir. Bunun üzerine yayınına 20 gün ara veren Zafer gazetesi 15 Şubat 1912 tarihli 7. Sayıdan itibaren Samsun’daki Şems Matbaasında bastırılmaya başlanmıştır. Bu sırada Zafer gazetesi İttihat ve Terakki Partisinin Kastamonu’daki yayın organı olan Köroğlu gazetesi ile de tartışmaya başlamıştır.

Ziya Demircioğlu’nun “Kastamonu’da Meşrutiyet Nasıl İlân Olundu” adlı kitabında bu olay şöyle anlatılmaktadır diyen yazar Aziz Demircioğlu o kitaptan alıntı yapmıştır. Ayrıca bu konudaki gelişmelerin detayları da aktarılmaktadır.36

Zafer gazetesi ile Köroğlu gazetesi arasında ardı arkası kesilmeyen münakaşalar olmuştur. İttihat ve Terakkinin fikirlerini yaymakta olan Köroğlu kendi düşüncesinde olmayanlara karşı amansız davranmıştır. Hürriyet ve İtilâf Fırkası taraftarlarına karşı şiddetli hücumlarda ve çeşitli isnatlarda bulunmuştur. Gerçi II. Meşrutiyetin ilânından sonra İttihat ve Terakkiye dahil olan Sofu zade, sonradan bu partiden ayrılmak lüzumunu hissetmiştir. Çünkü ortaya attığı fikirlere sadık kalınmamıştı. Bu partinin memleketi felâkete sürükleyeceği sezilmeye başlamıştı.

Köroğlu gazetesi; Sofu zade Mehmet Tevfik Safoğlu’nun kendi saflarından ayrılmasını öfke ile karşılamıştır.37 Bu gelişmeler adı geçen iki gazetenin âdeta bir savaşı haline dönüşmüştür. Gazetelerinde karşılıklı olarak suçlama ve cevaplara yer vermişlerdir. Tartışmanın detayları bizi pek ilgilendirmez. Bu yüzden karşılıklı olarak yayınlanan yazılara yer vermedik. Ancak Kastamonu’nun iki büyük gazetesinin birbiriyle didişip memlekete zarar vermeleri çok üzücüdür.

Zafer gazetesi önce Kastamonu matbaasında basılması engellenmiş ve bir süre yayına ara vermişti. O dönemde iktidar partisi olan İttihat Terakki, Kastamonu Valisine verdiği talimatla bunu yaptırmıştı. Bu olayı bir şeref meselesi haline getiren Sofuzade Safoğlu Zafer gazetesini Samsun’da bastırmaya başlamış hatta

35 Zafer hakkında geniş bilgi için bkz. Yılmaz, a.g.e., s.67-75

36 Demircioğlu, a.g.e., s.53.

37 Demircioğlu, a.g.e., s.56.

Kastamonu’da özel bir matbaa kurmaya da çalışmıştır. Zafer gazetesi Samsun’daki Şems Matbaasında basılan 21 Mart 1911 tarihli 12 sayıdan sonra yayınına dört ay kadar ara vermek zorunda kalmıştır.38 Zafer gazetesine yapılan tehdit ve baskılar yüzünden yayına ikinci defa ara verilmiştir.

Bu sırada milletvekili seçimleri başlamış, iki dereceli olarak yapılan bu seçimde oylarını kullanmak isteyen birçok kişinin elinden oy kâğıdı alınıp yırtılmış. 200 kadar köylü bu durumdan şikâyetçi olmak için şehre gelmiş. Bu gelişmeler üzerine halkı kışkırttığı gerekçesiyle bazı kişiler tutuklanmıştır. Zafer gazetesi sahibi Sofuzade Mehmet Tevfik Safoğlu da tutuklanarak İstanbul’a gönderilmiş ve Bekir Ağa Bölüğü Hapishanesine konulmuştur. 28 Mart 1912 tarihli Köroğlu gazetesi “Zafercinin Divan-ı Harbe Gönderilmesi” başlıklı bir yazı yayınlamıştır. Bu yazı ile Sofu zade Mehmet Tevfik Safoğlu’nun hapse atılması olayı anlatılmış ve şahsına hakaretler edilmiştir. 5 Nisan 1912 tarihine kadar hapiste kalan Hoca Tevfik Efendi kefaletle tahliye edilmiş, bir buçuk ay süren mahkeme sonucunda ise beraat ederek Kastamonu’ya dönmüştür. Yaklaşık dört ay sonra Hoca Tevfik Efendi Zafer gazetesini tekrardan çıkarmaya başlamıştır. Kastamonu Matbaasında basılmasına müsaade edildiği anlaşılan Zafer gazetesinin 13. sayısı, 13 Ağustos 1912 tarihinde yayınlanmıştır. Zafer gazetesinin 13. sayısından sonra hiçbir sayısı ele geçirilemediği için gazetenin yayına devam edip etmediği maalesef belli değildir.39

1912 yılından yedi sene sonra, yani Mütareke ve Millî Mücadelenin başlangıç yılında Zafer gazetesi tekrar yayına başlamıştır. 8 Mart 1919 tarihli 18. sayısını ele geçirdiğimiz bu devreye ait Zafer’in ebadı 21×29 olup üç sütunlu dört sayfadır. 1919’da Kastamonu Matbaasında basılan Zafer gazetesinin sahibinin kim olduğu  yazılmamıştır. Muharriri: Hersekli Recep Sabri, İdare Memuru: Nasuh Nazmi, İdarehanesi: Kastamonu’da Hürriyet-i İtilâf şube merkezi olarak gösterilmiştir.40

Tevfik Safoğlu’nun 1912 yılında çıkardığı Zafer, kendini Türk gazetesi olarak tanıtmışken 1919 yılında tekrar çıkarılmaya başlandığı dönmede kendini Osmanlı gazetesi olarak tanıtmasının sebebi anlaşılamamıştır. Zafer gazetesinin 1912 ile 1919

38 Demircioğlu, a.g.e., s.57.

39 Demircioğlu, a.g.e., s.57-58.

40 Demircioğlu, a.g.e., s.58-59.

yıları arasında kaç sayı çıkarıldığı, önceki sayılardan devam edip etmediği hakkında kesin bir bilgi yoktur. Çünkü gazetenin sayılarının tamamı elde edilememiştir. Ancak Kastamonu’nun Millî Mücadeleye katıldığının ertesi günü olan 17 Eylül 1919 tarihinde “Zafer gazetesinin artık çıkmayacağını bildirerek” yayınına son verdiği kesin olarak bilinmektedir.41

“Men Sabere Zafer” yani “Sabreden Zafere Erişir” anlamına gelen bu klişe cümle gazetenin ismi olarak kullanılmıştır. Zafer gazetesinin çıkardığı ilk sayıdan itibaren hemen hemen bütün yazılarının gazetenin sahibi Sofu zade Mehmet Tevfik Safoğlu tarafından yazıldığı bilinmektedir. Zafer gazetesinde Tevfik Safoğlu’ndan başka, yazı yazanların imzaları olmadığı için, yazar kadrosunun kimlerden oluştuğu tespit edilememiştir. Yalnız gazetenin bazı sayılarında Arif Efendi zade Ziya imzası ile Ziya Demircioğlu’nun şiirlerine rastlanmaktadır.42

Kastamonu’nun son yüz yıl içinde yetiştirdiği en kuvvetli şair ve mütefekkiri olan Sofu zade Mehmet Tevfik Safoğlu; keskin zekâsı, derin edebî ve dinî bilgisi, mantığı ve ateşli hitabeti ile olduğu kadar, kuvvetli kalemi ile de şöhret yapmıştır. Kanaatimizce Tevfik Safoğlu şayet İstanbul’da yaşasaydı büyük bir şair olduğunu rahatlıkla bütün yurda duyurup edebiyat antolojilerine girebilirdi.43

Yeşil Ilgaz: (24 Kasım 1918 – 20 Şubat 1919) tarihleri arasında Kastamonu’da  yayınlanmıştır. Sahibi: İsmail Habib Sevük. Mesul Müdürü: İsmail Sedat. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.44

Köroğlu gazetesinin kapanması üzerine, devamı olarak çıkarılan Yeşil Ilgaz 33×49 ebadında beş sütunlu iki sayfalık bir gazetedir. Yeşil Ilgaz gazetesinin başlığının altında “Perşembe günleri neşrolunur Türk gazetesi” yazılıdır. Bu gazetenin sahibinin kim olduğu açıkça yazılmamıştır.45

41 Demircioğlu, a.g.e., s.59.

42 Demircioğlu, a.g.e., s.59-60.

43 Demircioğlu, a.g.e., s.60.

44 Demircioğlu, a.g.e., s.61.

45 Demircioğlu, a.g.e., s.61.

Köroğlu gazetesinin isminden dolayı eskiden beri çeşitli itirazlara hedef olduğu belirtilerek gazetenin ismini değiştirmek istediklerini söyledikten sonra Köroğlu ismi hakkında bilgi verilmiştir. Bu gazetede yer alan bir yazıda vilâyetin mahallî meseleleriyle uğraşmayı tercih ettiklerini, gazetelerinin siyasî bir kimliğinin olmadığını, siyasetle uğraşmakta bir fayda görmedikleri vs. açıklamalar yapılmıştır. Yeşil Ilgaz gazetesi bu yolu takip edecek, elinden geldiği kadar vilâyetin ve vatanın dertleriyle uğraşacaktır diyor.46

Ölen gazete (Köroğlu) ile doğan gazete (Yeşil Ilgaz) arasında, ikisinde de yazı yazan kalemden başka hiçbir ilişki kalmamıştır deniyor. Ayrıca gazetedeki “İhtar” başlıklı bir yazıda Yeşil Ilgaz’ın hiçbir tarafla, hiçbir surette alâkası olmadığı belirtildikten sonra Köroğlu gazetesi abonelerinin haklarının mahfuz olduğu ve kendilerine muntazaman gazete gönderileceği vurgulanmıştır.47

İttihat ve Terakki’nin yayın organı olan Köroğlu gazetesinin yerine geçtiğini bildiren Yeşil Ilgaz gazetesi, iktidardan düşmüş olan İttihat ve Terakki Partisi ile artık ilişkisi bulunmadığını açıklamıştır. Ayrıca Köroğlu abonelerinin, aboneliklerinin devam ettiği de belirtilmektedir. Elimizde 4, 8, 10, 11 ve 12. sayıları bulunmayan koleksiyon toplam 13 sayıdan ibaret olup bu sayıdan sonra Yeşil Ilgaz gazetesinin çıkıp çıkmadığı tespit edilememiştir.48

17 Mart 1919 tarih ve 2294 sayılı Kastamonu gazetesinde yayınlanan “Tatili Neşriyat” başlıklı bir yazıda Yeşil Ilgaz gazetesinin yayına devam etmeyeceği ifade edilmiş ve bunun sebepleri açıklanmıştır. Gazeteden alacağı olan abonelerin paralarının ödeneceği belirtilmiştir. Yeşil Ilgaz gazetesinin elimizde bulunan son sayısının tarihi 20 Şubat 1919 olduğundan, bu ilânın Kastamonu gazetesinde yayınlandığı tarihe kadar geçen bir aya yakın bir zaman içinde gazete bir iki sayı daha çıkarmış olabilir. Yeşil Ilgaz gazetesinde İsmail Habib Sevük’ten başka kendi imzasıyla yazı yazan olmadığı için yazar kadrosu tespit edilememiştir.49

46 Demircioğlu, a.g.e., s.61-62.

47 Demircioğlu, a.g.e., s.61-62.

48 Demircioğlu, a.g.e., s.62.

49 Demircioğlu, a.g.e., s.62. Yeşil Ilgaz gazetesi için ayrıca bkz. Yılmaz, a.g.e., s.75-80.

Açıksöz: (15 Haziran 1919 – 14 Aralık 1931) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi: Ahmet Hamdi Çelen. Mesul Müdürü: Hüsnü Açıksöz. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.

Millî Mücadelenin Anadolu’da bayraktarlığını yapmış ve büyük bir şöhret kazanmış olan Açıksöz gazetesinin ilk 12 sayısı 38×41 ebadında dört sütunlu iki sayfa halinde çıkarılmıştır. Başlığının altında “şimdilik iki sayfa olarak haftada bir neşrolunur müstakil-ül-efkâr gazetedir” yazılıdır.50

Kastamonu İstiklâl Savaşı sırasında gazeteleri ve mecmualarıyla da çok yüksek bir varlık göstermiştir. İstiklâl Harbinde Kastamonu gazeteleri deyince akla evvelâ Açıksöz gelir. Bu gazete Kastamonu’nun Kuva-yi Milliye ile birleşmesinden sonra yazılarını çoğaltmış ve sütunlarını genişletmiştir. Bu gelişmeden önce haftada bir kere, bir yaprak halinde ve arkalı önlü iki sayfa olarak çıkarılan Açıksöz gazetesi Kastamonu’nun Kuva-yi Milliye ile birleşmesinden sonra dört sayfa halinde, haftada iki defa çıkarılmıştır. İstanbul gazetelerinin Anadolu’ya girmesinin yasak edilmesinden sonra ise Açıksöz her gün çıkarılmıştır. Özellikle (1920, 1921, 1922) yıllarında gazetenin dağılma sahası çok genişlemiş, basım sayısı 1500’ü geçmiştir. Zonguldak, Sinop, Çankırı vilâyetleriyle Kastamonu’nun ve daha doğrusu Kuzey Anadolu’nun batı kısmının biricik gazetesi olmuştur.51

Açıksöz gazetesinin Zonguldak ve İnebolu muhabirleri İstanbul haberlerini, Ankara muhabirleri de Ankara haberlerini çok çabuk bir şekilde gazete merkezine bildiriyorlardı ve böylece İstanbul gazetelerinin yokluğu hissedilmiyordu. İnkılâbın ateşli duygu ve düşünceleri Açıksöz gazetesi sayfalarında yer alıyordu. Bu gazete gizli olarak bazen İstanbul’a da gönderiliyor ve orada yüksek fiyattan alıcı buluyordu. Bu gazete yalınızca sahipleri: Hamdi ve Hüsnü beylerin değil, o doğrudan doğruya inkılâbın ve gençliğin malıydı. Kastamonu’dan gelip geçen veya bu şehirde bulunan ve eli kalem tutan çok sayıda insan bu gazetede yazı yazmıştır.52

Açıksöz gazetesi 23 Mayıs 1920 tarihli 48. sayısı ile birinci yılını doldurmuştur. Gazetenin 49. sayısından itibaren Pazartesi ve Perşembe günleri olmak üzere haftada

50 Demircioğlu, a.g.e., s.63.

51 Hüsnü Açıksöz, İstiklâl Harbinde Kastamonu, Kastamonu Vilâyet Matbaası 1933, s.83.

52 Açıksöz, a.g.e., s.83-84.

iki defa yayınlanacağı okuyuculara duyurulmuştur.53 İstanbul gazetelerinin Anadolu’ya girmesinin yasaklanması ve Kastamonu’daki bazı yerel gazetelerin kapanması üzerine Açıksöz gazetesinin okuyucu sayısı artmış ve gazete günlük olarak çıkarılmaya başlanmıştır. 9 Mart 1921 tarihli 128. sayıdan itibaren Cumartesi günü hariç her gün çıkarılmaya başlayan Açıksöz’ün ebadı aynı kalmış, sayfa sayısı dörtten ikiye indirilmiş, sütun sayısı ise dörtten beşe çıkarılmıştır.54 Gazetenin ebadı, sayfa sayısı, kaç günde bir yayın yaptığı gibi özellikler çeşitli sebeplerden dolayı değişikliklere uğramıştır. Yani bu gibi özellikler standart değil değişkendir.

30 Ağustos 1920 tarihli 74. sayıya kadar Açıksöz gazetesinin Sahibi ve Mesul Müdürü: Ahmet Hamdi Çelen, bu sayıdan itibaren Sahibi: Hamdi, Mesul Müdürü ve Muharriri: Hüsnü olarak gösterilmiştir.55 19 Eylül 1927 tarihli 2770. sayıdan itibaren Ahmet Hamdi Çelen Açıksöz gazetesini tamamen Hüsnü Açıksöz’e devretmiştir. Böylece Hüsnü Bey gazetenin sahibi, başmuharriri ve mesul müdürü olmuştur.56 Aslında Açıksöz gazetesi yalnızca sahipleri Hamdi ve Hüsnü Beylerin malı değil, doğrudan doğruya İnkılâbın ve gençliğin malıydı.57

Açıksöz gazetesinin ilk sayısında “Mesleğimiz” başlıklı yazıda “Beş yıllık didişmenin, çarpışmanın sinirlere verdiği uyuşukluğa bir soğuk su tesiri icra edecek sesleri her kulak bekliyor, her kalp particilikten şahsî ihtirastan kurtulmuş hak ve hakikat sedaları işitmek, ateşlerini biraz teselli rüzgârları ile serinletmek ihtiyacını hissediyor. Memleketimizin saf ve nezih kucağına kemâl-i emniyet ve itimatla atılan gazetemiz bu görevi yerine getirebilmek için çalışacaktır. Gazetemiz bizim değil sizin gönüllerinizden doğan pak duyguların, saf düşüncelerin bir aynası olarak hayatının gıdasını umumun ruhundan almak istiyor. Umumdan göreceğimiz ve emin olduğumuz rağbet bizim şevk ve hevesimizi artıracaktır. Gazetemiz takip ettiği yolda daha emin ve daha sağlam adımlarla yürüyecektir. Lisanımız açıktır, gazetemiz (ismini unutmamaya) çalışacaktır” denmektedir.58

53 Demircioğlu, a.g.e., s.69.

54 Demircioğlu, a.g.e., s.71.

55 Demircioğlu, a.g.e., s.69.

56 Demircioğlu, a.g.e., s.75.

57 Demircioğlu, a.g.e., s.77.

58 Demircioğlu, a.g.e., s.63-64.

Açıksöz gazetesinin ilk sayısında yer alan ve yukarıdaki paragrafta aynen aktardığımız yazıda; I. Dünya Savaşının başladığı tarihten sonraki beş yıllık sürece vurgu yapılmaktadır. O yazıda Millî Mücadelenin başladığı 1919 yılından itibaren halkın birlikte hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir. Partiler, ideolojiler bir tarafa bırakılıp öncelikle vatanın düşman işgalinden kurtarılması için vatandaşların birlikte hareket etmesi gerektiği çağrısı yapılmıştır. Açıksöz gazetesinin de belirtilen amaçlar doğrultusunda çalışacağı vurgulanmıştır.

26 Ağustos 1919 tarihli Açıksöz gazetesinin 10. sayısında Hüsnü imzasıyla “Mandadan Evvel İstiklâl” başlıklı bir başmakalede, Türk halkının İstiklâlden vazgeçmeyeceği vurgusu yapılmıştır. 16 Eylül’de Kastamonu’nun Kuva-yı Millîye katılması üzerine Zafer gazetesi kapanmış ve Vilâyet Matbaasında imkân genişlediği için 21 Eylül 1919 tarihli 13. Sayıda itibaren Açıksöz gazetesi dört sayfa olarak çıkarılmaya başlamıştır. Bu gazetenin etrafında kenetlenen gençler Millî Mücadelenin daha yeni başlamakta olduğuna inanmış ve Açıksöz gazetesini bu mücadelenin kuvvetli bir kürsüsü haline getirmeye çalışmışlardır.59

Kış mevsiminin şiddetli geçmesinden dolayı İnebolu yolu kapanmış ve İstanbul’a sipariş edilen kâğıt gelmediği için Açıksöz gazetesi 15 Şubat 1920 tarihli 34. sayıdan itibaren tek yaprak olarak birinci hamur kâğıda basılmak zorunda kalınmıştır. Nihayet kış hızını kaybedince yollar açılıp kâğıt geldiği için 21 Mart 1920 tarihli 39. sayıdan itibaren gazete yine dört sayfa olarak çıkarılmıştır. Gazetenin 39. sayısında “İstanbul’un İşgali Münasebetiyle” başlıklı imzasız başyazıda; bu olay okuyuculara izah edilerek “millet her zamankinden ziyade müttehid görünmeli ve aynı gayeyi istihdaf ile yekvücut bulunmalıdır” denilmektedir.60 Açıksöz gazetesinin; bu tarz yayınlar yaparak halkı sakinleştirmeye çalışan, Millî Mücadele için vatandaşları organize eden önemli gazetelerden biri olduğu bilinmektedir.

İstanbul’un işgalinden sonra devamlı olarak millî birliği kuvvetlendirici ve Ankara’da toplanan meclisi tanıtıcı yazılar yayınlamaya başlayan Açıksöz gazetesi; Bolu, Düzce ve Safranbolu isyanlarına karşı da şiddetli davranılması gerektiğini savunarak şöyle diyordu: “Artık yeter, Türk milleti ölmekten, kırılmaktan bıktı.

59 Demircioğlu, a.g.e., s.67.

60 Demircioğlu, a.g.e., s.68.

Fakat bu alçaklara, ezcümle vatan hainlerine hak ettikleri cezayı verecek kudret ve dermana maliktir. İslâm arasına nifak sokup birbirini kırdırmaya çalışan bu hainlerin hain-âne propagandalarına son vermek için kararlarda olduğu gibi süratli ve şiddetli icraatı hakkıyla bekliyoruz”.61 Açıksöz gazetesinde yayınlanmış olan bu yazılardan anlaşılan şudur: Açıksöz gazetesi Anadolu’da başlayan Millî Mücadelenin ve Ankara’da toplanan Millî Meclisin savunuculuğunu üstlenmiştir.

1920 yılı Eylül ayında Kastamonu’daki sivil halkın silâh kullanma alışkanlığını artırmak için Cuma günleri (o tarihte Cuma günleri tatil günü idi) talim yapılması kararlaştırılmıştı. Millî Mücadelede Kastamonu halkının topyekûn bir savunma yapabilmesi için halkın eğitim yapması gerekli görülmüştür. Açıksöz gazetesi, halkı talimlere katılmaya teşvik etmek için yayın yapmış ve talimlere katılmayanları tenkit etmiştir. Ayrıca Millî Mücadelenin propagandasını yapmak için parasız dağıtılmak şartıyla; köylere ve ilçelere Açıksöz gazetesi gönderilmeye başlanmıştır.62

Çalışma alanımız olan 1921-1923 yıllarında Açıksöz gazetesinin yazarları şunlardır: Abdülahad Nuri, Hasan Fehmi Turgal, Dr. Fazıl Berki, Başyazar: İsmail Habib Sevük, Ahmet Hamdi Çelen, Hüsnü Açıksöz, İsmail Hakkı Uzunçarşılı.63

Açıksöz gazetesinde İsmail Habib Sevük, Abdülahad Nuri, Dr. Fazıl Berki ve Hüsnü Açıksöz gibi kişiler gazetenin başmuharriri olarak görev yapmıştır. Bir süre gazetenin başmuharriri gizli tutulmuştur. 1927 yılından sonra ise sahibi, mesul müdürü ve başmuharriri Hüsnü Açıksöz olarak gösterilmiştir. Açıksöz gazetesinde yazı yazan kişilerden bazıları hakkında aktaracağımız kısa bilgiler şöyledir:

Behçet Yazar Bey (Sultanî Müdürü): Açıksöz gazetesinin ilk çıkışında “Nida” imzasıyla ateşli yazılar yazmıştır. Kastamonu henüz Kuva-yi Millîye katılmadan önce yazmış olduğu bazı makaleleri hele (Anadolu’nun İstanbul’a Hitabı) başlıklı yazısı birçok İstanbul gazetesinde yer almıştır.64

Talat Onay Bey (Çankırı Milletvekili): İzmir’den Sultanî Edebiyat Muallimi olarak gelen Talat Bey Açıksöz gazetesi sahiplerinin hocası olduğu için gazeteyi

61 Demircioğlu, a.g.e., s.68-69.

62 Demircioğlu, a.g.e., s.69-70.

63 Demircioğlu, a.g.e., s.70.

64 Açıksöz, a.g.e., s.84. Demircioğlu, s.77.

benimsemiş ve yazdığı yazılarla halkı etkilemiştir. Talat Bey hem siyasî hem de edebî yazılar yazmıştır. İzmir’in işgalini gözleriyle gören ve oradan kaçabilen Talat Bey (İzmir nasıl işgal edildi?) başlıklı seri halinde makale yazmış, bu feci işgali ilk önce Anadolu halkına anlatmaya uğraşmıştır.65

İsmail Habib Sevük Bey (Galatasaray Lisesi Edebiyat Muallimi): İsmail Habib Bey de Açıksöz gazetesi sahiplerinin hocasıdır. Talat Bey’in Zonguldak Maarif Müdürlüğüne tayin edilmesinden sonra İsmail Habib Bey Kastamonu’ya gelmiş, Açıksöz gazetesi başyazarı olmuş ve bu görevi iki yıl kadar sürdürmüştür. İsmail Habib Bey Sakarya Savaşı sırasında çok kıymetli yazılar yazmıştır.66

Bir dönem kütüphaneler müdürlüğü de yapmış olan Hasan Fehmi (Turgal) Açıksöz gazetesinin çok derin bilgilere sahip olan bir yazarıydı. Hasan Fehmi Bey gazeteye her gün bir şiir, bir tarih tetkiki makalesi veya umumî mevzular üzerine yazılmış olan makaleler verirdi.67

İsmail Hakkı Uzunçarşılı Kastamonu’da tarih öğretmeni olarak bulunduğu sırada Açıksöz gazetesinin çok değerli bir yazarı olmuştur. Hele tarihî tetkikleriyle Kastamonu’da çok değerli yazılar yazmıştır. İsmail Hakkı Bey Kastamonu’da yetişmiş olan tarihî şahsiyetlerin pek çoğunu tetkik etmiş ve bunları gazetede yayınlamıştır. Ayrıca “Hazardinar” imzasıyla mizahî şiirler de yazarak büyük bir ilgi görmüştür.68

Abdülahad Nuri Bey: Tarihî tetkikler, eski eserler, hele eski paralar üzerindeki yüksek bilgisi dolayısıyla Açıksöz gazetesinde kıymetli ve devamlı yazılar yazmıştır. Hayatı bir makina gibi işleyerek geçen Abdülahad Nuri Bey birçok işi olmasına rağmen gazeteye her gün yazı yetiştirmiş, şiirler, destanlar, ilmî ve tarihî makalelerle gazeteyi zenginleştirmiştir.69 Abdülahad Nuri bir süre Açıksöz gazetesinde başyazarlık da yapmıştır. Bu yazarın hayatı, eserleri ve Kastamonu’daki yayın

65 Açıksöz, a.g.e., s.84. Demircioğlu, a.g.e., s.77.

66 Açıksöz, a.g.e., s.85. Demircioğlu, a.g.e., s.77-78.

67 Açıksöz, a.g.e., s.86. Demircioğlu, a.g.e., s.78.

68 Açıksöz, a.g.e., s.86. Demircioğlu, a.g.e., s.78.

69 Açıksöz, a.g.e., s.86. Demircioğlu, a.g.e., s.78-79.

çalışmaları tezimizin temel konusudur. Tezimizin birinci bölümünde Abdülahad Nuri Bey hakkında daha geniş bilgi aktarılmıştır.

Mehmet Akif Ersoy: 21 Ekim 1336 R. (1920 M.) tarihli Açıksöz gazetesinde Mehmet Akif Bey’in Kastamonu’ya geldiği bildiriliyor. Kastamonu’ya geldiği bu tarihte Açıksöz gazetesini ziyaret etmiş ve gazetenin yazarlarıyla tanışmıştır. Kastamonu’da kaldığı sürece her gün Açıksöz yazıhanesine giden Mehmet Akif Bey, kendisinden rica edilmesi üzerine bazı şiirlerinin bu gazetede yayınlanmasına müsaade etmiştir. Ocak 1921’de Kastamonu’dan ayrılarak Ankara’ya giden Mehmet Akif, Açıksöz gazetesi ile irtibatını devam ettirmiştir. İstiklâl Marşı TBMM tarafından millî marş olarak kabul edilmeden önce ilk defa Açıksöz gazetesinde yayınlanmıştır. 21 Şubat 1337 R. (1921 M.) tarihli Açıksöz gazetesinin 123. Sayısının 1. sayfasında yayınlanan İstiklâl Marşı şöyle tanıtılmıştır: “Şair-i âzâm ve muhterem üstadımız Mehmet Akif Beyefendi (İstiklâl Marşı) unvanlı bedia-yi Nefiselerinin ilk neşir şerefini gazetemize lütuf buyurdular. Her mısraında Türk ve İslâm ruhunun ulvî ve mübarek hisleri titreyen bu abide-yi sanatı kemâl-i hürmet ve mübahatla dercediyoruz”.70

Maarif Vekili Necati Bey, Trabzon Milletvekili Nebizade Hamdi Bey ve Kastamonu’dan gelip geçen birçok kişi Açıksöz gazetesinde yazı yazmıştır. O dönmede İstiklâl Mahkemesi Reisi olan Necati Bey günün birçok saatini Açıksöz gazetesinde geçirir, nargilesini burada içer ve masa başına geçerek günün işlerine dair imzalı ve imzasız yazılar yazardı.71

Bu tanınmış kişilerin dışında, o zaman Kastamonu Sultanîsinde (Lisesinde) okuyan, sonradan şöhret kazanan Arif Nihat Asya ve Orhan Şaik Gökyay ilk şiirlerini Açıksöz gazetesinde yayınlamışlardır. Millî Mücadelenin başlangıcından gazetenin kapanışına kadar geçen süre içerisinde yazı yazan bazı kişiler ise şöyledir:

Talat Mümtaz Yaman, Musa Kâzım, Ebulselah Rifat, Zeki Cemal Bakiçelebioğlu,

70 Demircioğlu, a.g.e, s.71. Mehmet Akif Ersoy’un Kastamonu’daki faaliyetleri hakkında geniş bilgi için bakınız. Millî Mücadele’de Mehmet Akif Kastamonu’da, (Hazırlayan: Mustafa Eski), Ayyıldız Matbaası, Ankara, 1983., Metin Boyacıoğlu, Erdal Arslan, Mehmet Akif’in Kastamonu Günleri, (Baskı yeri yok, tarihsiz).

71 Açıksöz, a.g.e., s.86-87. Demircioğlu, a.g.e., s.79.

Raif Bey ve isimlerini burada yazma imkânı bulamadığımız birçok kişi Açıksöz gazetesinde yazı yazmıştır.72

Türkiye’de 1928 yılında Harf İnkılâbının yapılması üzerine Açıksöz gazetesi 15 Haziran 1928 tarihli 2271. sayısından itibaren bazı tarihleri yeni harflerle yayınlamaya başlamıştır. 9 Eylül 1928 tarihli 2341. Sayıdan itibaren ilk defa yeni harflerle dizilmiş bir haber yayınlanmıştır. Ertesi gün yeni harflerle yazılmış olan başlıkla yayınlanan Açıksöz gazetesi bu tarihten itibaren bir kısmı eski bir kısmı yeni harflerle basılmış olarak yayınlanmıştır. Açıksöz gazetesi 5 Aralık 1928 tarihli 2411. sayısından itibaren tamamen yeni harflerle (Latin Alfabesiyle) yayınlanmıştır.73

Demircioğlu’na göre, Açıksöz gazetesi Kuva-yi Milliyenin ilk çıkışından İstiklâl Harbi’nin sonuna kadar çok kıymetli ve çok bilgili yazıcıları sayesinde Kuzey Anadolu’nun bir fikir ve inkılâp kaynağı olmuştur.74

Türkiye: Çıkış ve Kapanış Tarihi: (Ağustos 1921 – ?). Sahibi ve Mesul Müdürü: Vezîrî zade Burhanettin Ali. İdare Müdürü: Fahri. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.75

Şimdiye kadar Kastamonu’da çıktığı bilinmeyen ve hiçbir yayında adından bahsedilmemiş bir dergi olan Türkiye’nin 25 Ağustos 1921 tarihli 2. sayısı ve 5 Eylül 1921 tarihli 3. sayısı araştırmamız sırasında elimize geçmiştir. 2. sayısı kapak hariç 8 sayfa, 3. sayısı ise 4 sayfadır. Gazeteden ziyade dergi niteliği taşımaktadır. Bu iki sayısında resimli bir gazete olduğu belirtilmesine rağmen resim yoktur. Derginin sahibi Burhanettin Ali’nin “Türk Gençleri Ocağı Müdürü” oluşundan başka bir bilgi elde edemediğimiz Türkiye dergisinin kaç sayı çıkardığı ve hangi tarihte kapandığı maalesef tespit edilememiştir.76

72 Demircioğlu, a.g.e., s.79.

73 Demircioğlu, a.g.e., s.75.

74 Demircioğlu, a.g.e., s.79.

75 Demircioğlu, a.g.e., s.80.

76 Mehmet Serhat Yılmaz, “Millî Mücadele Döneminde Bir Dergi: Türkiye (1921)”, Kastamonu Basın Sempozyumu Bildiriler, Kastamonu Valiliği, Ankara, 2009, s.112-119. Demircioğlu, a.g.e.,s.80-81.

Türkeli: (14 Mayıs 1921 – 11 Haziran 1921) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi: Nüshet Haşim. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.77

Türk Dili: Kastamonu’ya Reji Muhakemat Memuru olarak gelen Nüzhet Haşim Bey tarafından gündelik olarak çıkarılmış bir gazetedir. 10 Mayıs 1337 R. (1921 M.) tarihinden 11 Haziran 1337 R. (1921 M.) tarihine kadar çıkarılan bu gazete, Nüzhet Haşim Bey başka bir yerde memuriyet aldığı için kapanmıştır.78

Faydalandığımız her iki kaynakta gazetenin ve sahibinin ismi farklı yazılmıştır.  Kaynaklardaki bu farklılık yazım hatasından kaynaklanmış olabilir. Gazetenin ismi “Türkeli”, sahibinin ismi ise “Nüzhet” olsa gerek.

İstanbul gazetelerinin Anadolu’ya gönderilmesinin yasaklanması üzerine gazeteye olan talep artmıştır. Taleplerin artmasıyla birlikte Açıksöz gazetesinden sonra Kastamonu’da “günlük olarak çıkarılan ikinci gazete” ise Türkeli gazetesidir. Reji Muhakemat Memuru olan Nüzhet Haşim tarafından çıkarılan bu gazetenin sadece 2. sayısı bulunmaktadır. 32×48 ebadında beş sütunlu iki sayfa olarak çıkarılan Türkeli gazetesinin başlığının altında “Milliyetçi Yevmî Gazete” yazılıdır. Türkeli gazetesinin yayın hayatına başlamasından bir hafta sonra, (21 Mayıs 1921) tarihli Kastamonu gazetesinde “Tebrik” başlıklı bir yazı ile bu gazete halka tanıtılmıştır. Nüzhet Haşim Bey’in başka yere tayin edilmesi üzerine Türkeli gazetesi 11 Haziran 1921’de kapanmıştır.79

Çalçene: (9 Ağustos 1927 – 16 Ocak 1929) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi, Mesul Müdürü ve Başyazarı: Yusuf Niyazi. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.80

Yusuf Niyazi’nin Nazikter gazetesini çıkarırken yayınlamaya başladığı mizahî Çalçene gazetesi 34×50 ebadında iki sayfa olarak çıkarılmıştır. Gazetenin başlığının altında “Şimdilik 15 günde bir neşrolunur mizah gazetesidir” yazılıdır. 31 Ocak 1928 tarihine kadar 15 günde bir defa olmak üzere muntazaman 11 sayı yayınlanmıştır.

77 Demircioğlu, a.g.e., s.82.

78 Açıksöz, a.g.e., s.87.

79 Demircioğlu, a.g.e., s.82-83.

80 Demircioğlu, a.g.e., s.88.

Ancak 12. Sayıdan sonra bir hafta ile bir ay arasında değişen sürelerde çıkarılmıştır. Yani talebe göre çıkarılan gazete sendeleyerek yayın hayatına devam etmiştir. Çalçene gazetesinin her sayısı renkli sayfalara basılmıştır. Bu gazetenin 13. Sayısında el ile yapılmış resimler vardır. Ekserisi güzel kadınlara ait bu resimler sarı, kırmızı ve yeşil renkte basılmıştır. Bu resimler Ahmet Turgut tarafından yapılmıştır.81

Tiraje: (12 Şubat 1910 – 6 Ağustos 1910) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi: Ahmet Talat Onay. Mesul Müdürü: Muharrem Celâl Bayar. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.82

Kastamonu’da çıkarılan ilk dergi olan Tiraje, Edebiyat-ı Cedidenin tanınmış edibi Süleyman Nazif’in Kastamonu valiliği sırasında teşvik ve yardımlarıyla çıkarılmıştır. 20×28 ebadında iki sütunlu olarak, renkli kâğıda basılan Tiraje dergisinin kapağı ile birlikte on iki sayfa olarak tasarlanmıştır. Kastamonu’da bugüne kadar çıkarılan edebi dergilerin en mükemmeli olan Tiraje, haftada bir çıkarılmıştır. Edebiyat-ı Cedide ve Fecr-i Ati edebî topluluğunun şöhret kazanmış isimlerinden Süleyman Nazif, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Faik Ali, Ahmet Hikmet, Emin Bülent, Hamdullah Suphi ile devrin tanınmış şair ve yazarlarından Faik Reşat, Mithat Cemal, Abdülhalim Memduh gibi değerli kişiler Tiraje dergisinde yazılar yazmışlardır. Kastamonu Valisi Süleyman Nazif’in 1910 yılı Haziran ayında görevinden ayrılmasından sonra, 6 Ağustos 1910 tarihli 18. sayısını çıkaran Tiraje dergisi bu tarihten sonra yayın hayatına devam edemeyip kapanmıştır.83

Gençlik: (17 Ekim 1920 – 30 Haziran 1921) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Ahmet Hulusi Kıral. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.84

Kastamonu Gençler Kulübü tarafından 15 günde bir neşrolunur ilmî ve edebî mecmua olduğu yazılı olan, “Kastamonu’da Gençlik” başlığıyla yayınlanan, 23×30 ebadında üç sütunlu sekiz sayfa olarak tasarlanmış bir dergidir. Gençlik dergisinde

81 Ercan Çelebi, “Kastamonu Basınında Bir Mizah Gazetesi: Çalçene (1927-1929)”, Kastamonu Basın Sempozyumu Bildiriler, Kastamonu Valiliği, Ankara, 2009, s.295-302. Demircioğlu, a.g.e.,  s.88-89.

82 Demircioğlu, a.g.e., s.176.

83 Demircioğlu, a.g.e., s.176-177. Tiraje dergisi hakkında geniş bilgi için bkz. Yılmaz, a.g.e., s.81-85.

84 Demircioğlu, a.g.e., s.178.

Enver Kemal, Dr. Zekai Muammer, Bahri Vedat, Vehbi Şaik Gökyay, Mehmet Behçet, Mustafa Selim ve Hasan Muammer gibi gençler yazı ve şiirler yayınlamıştır. Kastamonu’da Gençlik isimli bu derginin sahibi Fazıl zade Ahmet Hulusi Kral’ın görevinin Taşköprü’ye nakledilmesi üzerine 18. sayıdan sonra dergi kapanmıştır.85

Gençlik mecmuası irfan ve hars sahasında yüksek hizmetlerde bulunmuştur. İlk önce Gençler Kulübünün mecmuasıydı. İmtiyazı Gençler kulübü namına alınmıştı. O vakit Kulüp Müdürü, Varidat Mümeyyizi Ahmet Bey idi. Sonraları bu mecmua tarih muallimi olan Enver Kemal Bey’in başmuharrirliği ve Ahmet Bey’in müdür olmasıyla şahsî bir mecmuama haline gelmiştir. Kastamonu’da eli kalem tutan herkes bu mecmuada yazı yazmıştır. Mecmua iki sene kadar yaşadı. Ahmet ve Enver Kemal Beylerin tayinlerinin çıkıp Kastamonu’dan ayrılmaları üzerine kapanmıştır.86

Sebîl-ür-Reşâd: Eşref Edip tarafından İstanbul’da yayımlanmış siyasî, ilmî, dinî, edebî bir dergi.87 Sebilülreşat dergisi: (25 Kasım 1920- 13 Aralık 1920) tarihleri arasında Kastamonu’da kısa bir süre yayın yapmıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Eşref Edip. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.88 Derginin ve sahibinin isimleri her iki kaynakta farklı yazılmıştır. Ancak Osmanlıca sözlükteki yazılışları doğru olduğu için, bu isimleri sözlükte yazıldığı gibi aktardık.

Eşref Edip tarafından “Dinî, felsefî, ilmî, edebî haftalık İslâm mecmuası” olarak yayın yapan ve İstanbul’un işgal edilmesi üzerine Anadolu’ya nakledilen Sebîl-ür-Reşâd dergisi muhtelif yerlerde yayınlanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’un işgal edilmesi üzerine 1920 yılı sonlarına doğru Kastamonu’ya gelen Eşref Edip Bey Sebîl-ür-Reşâd dergisinin 464, 465 ve 466. sayılarını Kastamonu Vilâyet Matbaasında bastırmıştır. Derginin bu üç sayısında Mehmet Akif (Ersoy) Sebîl-ür-Reşâd’ın başmuharriri olarak gösterilmiştir. Sebîl-ür-Reşâd dergisinin bu üç sayısı 20×28 ebadında iki sütunlu 12 sayfa olarak tasarlanmış ve yayınlanmıştır.

85 Demircioğlu, a.g.e., s.178.

86 Açıksöz, a.g.e., s.87.

87 Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi, 21. Baskı (2004) Ankara, s.925.

88 Aziz Demircioğlu, 100 Yıllık Kastamonu Basını 1872-1972, Doğrusöz Matbaası, Kastamonu 1973, s.179.

Sebîl-ür-Reşâd dergisinin 25 Kasım 1920 tarihli 464. sayısında İstiklâl Marşının yazarı Mehmet Akif’in “Nasrullah Kürsüsünden” adlı mevizesi de bulunmaktadır.89

Doğu: Abdülahad Nuri, 1922 yılında 8 sayı kadar Doğu adı ile Kastamonu’da bir dergi çıkarmıştır.90 (1 Ocak 1921–15 Nisan 1921) tarihleri arasında Kastamonu’da yayın yapmıştır. Sahibi ve Başmuharriri: Abdülahad Nuri. Mesul Müdürü: İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası.91

Derginin sahibi ve başyazarı Abdülahad Nuri, Yazı işleri müdürü ise geleceğin meşhur Osmanlı tarihçisi İsmail Hakkı Uzunçarşılı idi. İlk sayısı 1 Ocak 1922’de çıkmaya başlayan Doğu dergisi toplam 8 sayı çıkarılabilmiştir. Bu derginin son sayısı 15 Nisan 1922 tarihinde yayınlanmıştır.92

Doğu dergisinin ön kapağı burada verilmiştir: “Kastamonu’da bir heyet-i münevvere tarafından 15 günde bir def‘a neşrolunur ilmî, edebî mecmua. Sayı:1, Hicrî Tarih: 2 Cemaziyelevvel 1340 Pazar, Rumî Tarih: 1 Kânun-i Sânî 1338 Pazar. Sahib-i İmtiyaz ve Sermuharriri: Abdülahad Nuri. İdarehanesi: Açıksöz’de Daire-i Mahsusa. Yazılar için müdür-i mesule müracaat olunmak lâzımdır. Müdür-i Mesulü: Muallim İsmail Hakkı (Uzunçarşılı). Nüshası (5), altı aylığı (60), ve senelik abonesi (120) kuruştur. Muvafık görülen yazılar maa-l-memnuniyye derc olunur.

Yazılmayanlar iade edilir. İçindekiler: Maksad ve Meslek: Heyet-i Tahrirîye. İsfendiyar Hanedanlarından İsmail Bey’in Meskûkâtı: Abdulahad Nuri Bey. Kastamonulu Şaire Feride Hanım: Muallim İsmail Hakkı Bey (Uzunçarşılı). Son Nefesim (Şiir): M. Arif Bey. Kastamonu Vilâyetinin Ahval-i Tabiiye ve Coğrafyası: Sultanî Coğrafya Muallimi Ahmet Hilmi Bey. Kastamonu matbaasında tab olunmuştur”.93

Doğu dergisinin birinci sayısının kapak kısmındakileri çevirip burada aktardık. Derginin Osmanlıca nüshalarında hem Hicrî hem de Rumî takvime göre

89 Demircioğlu, a.g.e., s.179.

90 Aziz Demircioğlu, 100 Yıllık Kastamonu Basınında Kim Kimdir 1872-1972, M.E.B. Yayınları, Kastamonu 1980, s.5.

91 Aziz Demircioğlu, 100 Yıllık Kastamonu Basını 1872-1972, Doğrusöz Matbaası, Kastamonu 1973, s.180.

92 Cevdet Yakupoğlu, “Kastamonu Basın Tarihinde Kısa Soluklu Bir Dergi: Doğu”, Kastamonu Basın Sempozyumu Bildiriler, Kastamonu Valiliği, Ankara, 2009, s.224-234. Cevdet Yakupoğlu, “Bir Sürgün Kahramanı Abdulahad Nuri Bey: Hayatı, Eserleri ve Selçuklu-Beylikler Tarihi Üzerine Çalışmaları”, OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, Sayı.21, (2007), s.180.

93 Doğu, Sayı:1, (1 Kânun-i Sânî 1338), Derginin ön kapağı.

tarih düşülmüştür. Yukarıdaki bilgilere göre; Doğu dergisi 1 Ocak 1922 milâdî tarihinde çıkarılmıştır.

Tezimize kaynaklık eden Doğu dergisinin sekizinci ve son sayısının ön kapağı burada verilmiştir: “Doğudan gelmişiz batıya doğru bize yol göstermiş güneş ile ay”. Kastamonu’da bir heyet-i münevvere tarafından 15 günde bir def‘a neşrolunur ilmî, edebî, fennî mecmua. Sayı:8, Hicrî Tarih: 18 Şaban-ül-muazzam 1340 Cumartesi, Rumî Tarih: 15 Nisan 1338 Cumartesi. Sahib-i İmtiyaz ve Sermuharriri: Abdülahad Nuri. İdarehanesi: Kastamonu’da Açıksöz’de Daire-i Mahsusa. Yazılar için Müdür-i Mesule, abone ve ilanât için Matbaa Müdiriyetine müracaat olunur. Müdür-i Mesulü: Muallim İsmail Hakkı (Uzunçarşılı). Nüshası(5), altı aylığı (60), ve senelik abonesi (120) kuruştur. Muvafık görülen yazılar maa-l-memnuniyye derc olunur.

Olunmayanlar iade edilir. İçindekiler: Kastamonu ve Sinop: Abdülahad Nuri Bey. Sinop ve Kastamonu’da Devletşahoğulları: Muallim İsmail Hakkı Bey (Uzunçarşılı). Fatma’dan Hasan’a: Abdülahad Nuri Bey, Davul: Turgut, Sinop’ta İsfendiyarlar Türbesindeki Mevlevî Kabri: Turgut. Dergi, Kastamonu matbaasında tabolunmuştur.”94 Doğu dergisinin 8. yani son sayısının kapak kısmındakileri de aynen çevirip aktardık. Derginin bu son sayısı 15 Nisan 1922 yılında yayınlanmıştır.

Yukarıdaki iki paragrafta Doğu dergisinin ilk ve son sayısının kapak kısmındaki Osmanlıca metni örnek teşkil etmesi için aynen çevirerek aktardık. Doğu dergisinin sayılarının tamamının yayınlandığı Rumî tarihleri de aşağıda veriyoruz:

Sayı:1, Rumî, 1 Kânûn-i Sânî 1338 Pazar. Sayı:2, Rumî, 15 Kânûn-i Sânî 1338 Pazar. Sayı:3, Rumî, 1 Şubat 1338 Çarşamba. Sayı:4, Rumî, 15 Şubat 1338 Çarşamba. Sayı:5, Rumî, 1 Mart 1338 Çarşamba. Sayı:6, Rumî, 15 Mart 1338 Çarşamba. Sayı:7, Rumî 1 Nisan 1338 Cumartesi. Sayı:8, Rumî, 15 Nisan 1338 Cumartesi.

Doğu; Kastamonu’da Traje (1910), Gençlik (1920-1921), Sebilürreşat (1920) gibi dergilerden sonra çıkarılmış olan önemli bir dergidir. Dergi sadece Kastamonu ile ilgili değil, çevre illerden Sinop, Bolu, Çankırı, Çorum, Amasya, Karabük, Safranbolu gibi şehir ve kazalar hakkında da tarihî, coğrafî bilgi sunmaktadır.

94 Doğu, Sayı:8, (15 Nisan 1338), Derginin ön kapağı.

Özellikle yayımladığı şiirler ile Millî Mücadele’ye destek olmuş, halkın bilinçlenmesini sağlamış ve dolayısıyla o günün Kastamonu’suna ışık tutmuştur.95

“Birinci nüshamızın ilk satırlarında (Doğu)’nun en büyük umuncu (emeli) Kastamonu’muzu bilmek ve bildirmek olduğunu yazmıştık. Arkadaşlarımızla beraber bu işe çalışıyoruz. Şimdiye kadar bildiğimiz ve toplayabileceğimiz şeyleri yazacağız. Ve muhterem karilerimizden alacağımız ma‘lûmât ve göreceğimiz muâveneti birleştireceğiz. Ümîd ediyoruz ki şu günde Kastamonu ve Sinop’un tedkîkli ve etraflı bir tarihini vücuda getirebilelim…”96 Abdülahad Nuri bu makalesinde; sahibi ve başyazarı olduğu Doğu dergisi ve Kastamonu ile ilgili mesaj vermiştir. Bu makalenin tamamının aynen çevirisi tezimizin üçüncü bölümündedir.

Başlığının altında “Doğudan gelmişiz batıya doğru, bize yol göstermiş güneş ile ay” yazılı olan Doğu dergisindeki bu beyit’in altında ise “Kastamonu’da bir heyet-i münevvere tarafından 15 günde bir neşrolunur ilmî, edebî, fennî mecmua” yazılıdır. Derginin her sayısı; 23×30 ebadında üç sütunlu sekiz sayfa halinde düzenlenmiş ve yayınlanmıştır. Doğu dergisi üç buçuk ay gibi kısa bir süre içerisinde sekiz sayı yayınlamış ve muhtemelen kapanmıştır.97

Faydalandığımız kaynak kitapta; Doğu dergisinin her sayısının 8 sayfa olduğu ifade edilmiştir. Derginin orijinalinde sayfa numarası verilmeyen ön ve arka kapaklar, ilâve veya düzeltme sayfaları da bulunmaktadır. Yani sayfa numarası verilmeyen kısımlar hesaba katılmamıştır. Sayfa numarası verilmeyen kısımlar da hesaba katılırsa, derginin her sayısı ortalama 11 sayfaya denk gelmektedir.

Doğu dergisinin çıkışı 5 Ocak 1338 Rumî tarihli Açıksöz gazetesinde okuyuculara şöyle duyurulmuştur “Dün çıkan doğu mecmuası memleketimizi tanıtmak hususunda pek büyük bir amil olacaktır. Mecmuanın Kıymetini anlamak için münderecatındaki bentlere dikkat edilmelidir. İsfendiyaroğlu İsmail Bey’in Sikkeleri, Şaire Feride Hanımın Tercüme-i Hali, Kastamonu Ahvali Tabiiye ve Coğrafyası, Manzumeler”. Atatürk döneminde TBMM’de önemli görevler üstlenen

95 Yakupoğlu, a.g.e., s.180.

96 Abdülahad Nuri, “Kastamonu ve Sinop”, Doğu, S.5, (1 Mart 1338), s.33-34.

97 Demircioğlu, a.g.e., s.180.

Yusuf Kemal Tengirşek’in abisi olan Abdülahad Nuri Doğu mecmuasının sahibi ve başmuharriridir. Bu dergide; Abdülahad Nuri ve ünlü tarihçi Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın birçok inceleme yazıları bulunmaktadır.98

Doğu mecmuası Abdülahad Nuri’nin başmuharrirliği altında çıkarılmış ve Gençlik mecmuasının bıraktığı boşluğu doldurmuştur. Kastamonu İlim Derneğinin meydana getirdiği yüksek ve derin tetkiklere sayfalarını açmıştır. Kastamonu Valisi Rafet Bey’in Adana’ya tayin edilmesi ve İlim Derneğinin kapanması üzerine Doğu mecmuası neşriyattan vazgeçmiştir.99

Birlik: (1 Ocak 1925–1 Nisan 1926) tarihleri arasında Kastamonu’da yayınlanmıştır. Sahibi: Kastamonu Muallimler Birliği. Mesul Müdürü: Sedat Hakkı. Basıldığı Yer: Kastamonu Vilâyet Matbaası. Kastamonu Öğretmenler Birliği tarafından 15 günde bir defa çıkarılmış meslekî bir dergi olan Birlik; 21×28 ebadında iki sütunlu 16 sayfa olarak yayınlanmıştır. 15 Mayıs 1925 tarihli 7. Sayısından itibaren Derginin Mesul Müdürü Cemal Beydir. Çeşitli meslekî yazıların yayınlandığı Birlik dergisi toplam 20 sayı yayınladıktan sonra kapanmıştır.100

Tezimizin giriş bölümünde; Kastamonu’da yayın yapmış olan ve çıkış tarihleri (1872 ile 1927) yılları arasında değişen 17 tane gazete ve dergi hakkında bilgi aktardık. Kastamonu’da yayın yapmış olan ve bu şehrin ismini taşıyan Kastamonu gazetesinden başlayıp Birlik dergisine kadar olan yayın organlarından bahsedilmiştir. Burada önce gazeteler sonra dergiler kronolojik sırayla ele alınmıştır.

“Abdülahad Nuri’nin Kastamonu’daki Yayın Çalışmaları” başlıklı tezimizde yazarın hayatı, eserleri ve Kastamonu’daki süreli yayınlarda yer alan yazıları hakkında araştırma yaptık. Yaptığımız araştırma sonucunda Abdülahad Nuri’nin; Açıksöz gazetesi ve Doğu dergisinde (1921-1923) yılları arasında yayınlanan çok sayıda yazısını tespit ettik. Sadece bu iki gazete hakkında bilgi vermek yerine Kastamonu basını hakkında genel bilgi vermeyi uygun bulduk. Kastamonu’da çıkarılan gazete ve dergilerin hepsinden bahsetsek çok geniş bir yer kaplayacaktı.

98 Demircioğlu, a.g.e., s.180.

99 Açıksöz, a.g.e., s.88.

100 Demircioğlu, a.g.e., s.181.

Abdülahad Nuri Bey 1927 yılında vefat ettiği için, sadece bu tarihe kadar Kastamonu’da çıkarılan gazete ve dergiler hakkında bilgileri aktarmakla yetindik. Abdülahad Nuri Bey’in Açıksöz gazetesi ve Doğu dergisinde yayınlanan 150 civarında yazısını tespit ettik ve tezimizin ikinci ve üçüncü bölümlerinde aktardık. Tespit ettiğimiz bu yazılar sadece 1921-1923 yılları arasında Kastamonu basınında yer alanlardır. Yaklaşık üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde bu kadar yayın yapan şahsiyetin üretken ve çalışkan birisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple tezimizin birinci bölümünü Abdülahad Nuri Bey’in hayatı ve eserlerine ayırdık. Yazardan burada da kısaca bahsetmek istedik.

Türkiye’de Abdülahad Nuri adı ile ilgili araştırma yapılmak istendiğinde, bu şahısla aynı ismi taşıyan ve XVII. yüzyılın ünlü Osmanlı mutasavvıf ve şairlerinden olan Sivaslı Abdülahad Nuri (Ö.1650 M.) karşımıza çıkmaktadır. Bu şahsın hayatı ve eserleri üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Ancak 1860-1927 yılları arasında yaşamış olan Kastamonulu Abdülahad Nuri Bey ise pek tanınmış bir şahsiyet olmayıp, hakkında derli toplu bilimsel bir çalışma da yok denecek kadar azdır.101

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde etkin rol oynayan, hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti döneminde önemli görevler üstlenen Abdülahad Nuri Bey hakkında yapılan bilimsel çalışma yok denecek kadar azdır. Ünlü şahsiyetler hakkında özgün ve aydınlatıcı çalışmalar yapmak geçmişi aydınlatmak açısında önemlidir.

Abdülahad Nuri’nin Türk ve Fars dillerinde tarihî, edebî, hukukî vs. eserleri bulunmaktadır. Kastamonu’daki gazete ve dergilerde muhtelif uzunluk ve türlerde kaleme aldığı yazıları yayınlanmıştır. Bütün bunlar, Abdülahad Nuri’nin hayatına dair bilimsel çalışmalar yapılmasını gerekli kılmaktadır.102

Abdülahad Nuri Beyin Kastamonu’da çıkarmış olduğu Doğu isimli dergi bile başlı başına bir araştırma konusu olur. Birçok alanda bilgisi olması sebebiyle çeşitli gazetelerde çok sayıda makalesi yayınlanmıştır. Ayrıca şairlik yönü de olan yazarın

101 Yakupoğlu, a.g.e., s.170.

102 Yakupoğlu, a.g.e., s.170.

çok sayıda şiiri vardır. Milliyetçi kimliği ağır basan, vatansever bir şahsiyet olarak karşımıza çıkan Abdülahad Nuri Bey Millî Mücadele döneminde halka manevî yönden cesaret vermek, Türk toplumunu düşman işgaline karşı mücadeleye sevk etmek gibi çeşitli amaçlarla birçok yazı yazmıştır.

 

* Vehbi KAHVECİ’nin, “Abdülahad Nuri’nin Kastamonu’daki Yayın Çalışmaları” başlıklı yüksek lisans tezinden alınmıştır.

İlginizi Çekebilir

Bediüzzaman Said Nursî’nin Kastamonu Hayatı / Abdülkadir BADILLI

ÜSTAD BEDİÜZZMAN’IN KASTAMONU HAYATI (1336-1943) KASTAMONU HAYATI FASLI Eskişehir hapis faslı ve müddeti, Yukarıda kısa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Kastamonu Bilgi-Belge
KASTAMONU’DA YIKANMA KÜLTÜRÜNÜN MEKÂNA YANSIMASI

KASTAMONU’DA YIKANMA KÜLTÜRÜNÜN MEKÂNA YANSIMASI Yazıyı okumak için alttaki başlığı tıklayınız. KASTAMONU’DA YIKANMA KÜLTÜRÜNÜN MEKÂNA …

Kapat