Ana Sayfa / KASTAMONU / Kastamonu Bilgi-Belge / Kastamonu’da Kazancılık ve Bakırcılık: Üç Tarihî Külhan Kazanı

Kastamonu’da Kazancılık ve Bakırcılık: Üç Tarihî Külhan Kazanı

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sami Bayraktar
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü

Makalenin tamamı için alttaki başlığı tıklayınız.

Kastamonu’da Üç Tarihî Külhan Kazanı

Özet

Bu çalışmada, Kastamonu il merkezinde bulunan üç tarihî hamama ait külhan kazanı tanıtılıp değerlendirilecektir. Bunlar İsmail Bey (Kurşunlu) Han’da sergilenen Kastamonu Vakıf Hamamı külhan kazanı, Kastamonu Pembe (Balkapanı) Han’da sergilenen Kastamonu Dede Sultan Hamamı külhan kazanı ve Kastamonu Münire Medresesi avlusunun kuzeydoğu köşesinde sergilenen Tosya Tekke Hamamı külhan kazanıdır. Kısmen tahrip olmakla birlikte kazanlar, orijinal görünümlerini büyük ölçüde korumaktadır.

Türk devrinde hemen her dönem güçlü bir siyasal sosyal ve ekonomik yapı sergileyen Kastamonu’nun zengin bir mimarî kültüre ve önemli anıtlara sahip olduğu bilinmektedir. Tarihî yapılarıyla paralel olarak şehrin geleneksel el sanatları bakımından da son derece iyi gelişmiş olduğu görülmektedir. Bu sanatlar içerisinde bakırcılığın iyi bir konumda olduğu söylenebilir. Dikkat çekici ölçülerdeki kazanlar, bu işçiliğin başarılı bir yansımasıdır.

Sanat Tarihi literatüründe külhan kazanlarını konu olan monografik bir araştırma bulunmamaktadır. Üç külhan kazanı ile sınırlı çalışmamız bu bağlamda bir başlangıç aşamasında görülebilir.

İncelediğimiz külhan kazanlarının en eskisi Çobanoğulları dönemine (1273-1274 dolayı) kadar inmektedir. Ülkemizde Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Erken Osmanlı dönemine ait olduğu kesin olarak bilinen madenî eserlerin sayısının azlığı dikkate alınırsa, 1273-1274 civarında inşa edilen bir hamamda bulunan ve ilk inşadan kaldığı yönünde fikir veren külhan kazanının günümüze ulaşması son derece önemlidir. İlki gibi üzerlerinde kitabe bulunmayan diğer iki örneğin 1637 ve 1766-1767 yıllarına ait Osmanlı hamamlarında yer almalarına bakılarak Osmanlı eserleri olduğu anlaşılmaktadır.

Çeşitli tarihî belgeler, Kastamonu’nun Osmanlı devrinde önemli bir kazancılık ve bakırcılık merkezi olduğunu işaret etmektedir. Külhan kazanlarının, Anadolu’nun çeşitli vilayetlerine ve Anadolu dışına bakırdan mamul çeşitli kap-kacak ve alet-edevat ihraç eden Kastamonulu zanaatkârların elinden çıkmış olabileceğini düşünmekteyiz. Yakın zamanlara kadar her iki alanda da şehirde canlı bir üretimin olduğu bilinmektedir.

(…)

Sonuç
Madeni eserler, tarih boyunca gerek değerlerinden ötürü gerek kolayca taşınabildiklerinden dolayı büyük ölçüde, günümüze ulaşamadan tarihe karışmış eserlerdir. Özellikle Anadolu tarihinde görülen istila, savaş, afet gibi olaylar birçok eserin eritilip sikkeye çevrilmesi veya başka ülkelere çıkarılması suretiyle ortadan kalkmıştır. Kastamonu’daki üç külhan kazanının günümüze kadar ayakta kalmaları bu bakımdan önemlidir.

Günümüze gelen çoğu madeni eserin kitabesiz oluşu madeni eserlerin kesin bir şekilde tarihlendirilmesini güçleştirmektedir. İncelediğimiz örneklerin aidiyetleri ve imal tarihleri konusu da benzer bir durumdadır. Malzeme ve teknik özellikleri ve yapı tarihçelerinden hareketle kanaatimizce külhan kazanların en eskisi Çobanoğulları dönemine (1273-74 dolayı) kadar inmektedir. Ülkemizde Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Erken Osmanlı dönemine ait olduğu kesin olarak bilinen madeni eserlerin sayısının azlığı dikkate alınırsa (Belli –Kayaoğlu 1993a: 46), 1273-1274 civarında inşa edilen bir hamamda bulunan ve ilk inşadan kaldığı yönünde fikir veren külhan kazanının günümüze ulaşması son derece önemlidir. İlki gibi üzerlerinde kitabe bulunmayan diğer iki örneğin, 1637 ve 1766-67 yıllarına ait Osmanlı eserleri olabileceğini düşünmekteyiz.

Çeşitli tarihi belgeler, Kastamonu’nun Osmanlı devrinde önemli bir kazancılık ve bakırcılık merkezi olduğuna işaret etmektedir. Kazanlarının, Anadolu’nun çeşitli vilayetlerine ve Anadolu dışına bakırdan mamül çeşitli kap-kacak ve alet-edevat ihraç eden Kastamonulu zanaatkârların elinden çıkmış olabileceğini düşünmekteyiz. Evliya Çelebinin “Zîrâ bu kazancılar cümle Kastamonuludur” ifadesi bu bakımdan önemlidir. Yakın zamanlara kadar şehirde bakırcılık ve kazancılık alanında canlı bir üretimin olduğu ve bilinmektedir.

Kazanların levha kalınlıkları, çapları ve birleştirme ayrıntılarına bakılınca külhan kazanları için geçerli olan geleneksel bakırcılık sınırları içerisinde oldukları görülmektedir. Bir kap türü olarak kazanların kendi içerisinde sınıflandırılması bağlamında külhan kazanlarını müstakil bir grup olarak “külhan kazanları” başlığıyla veya işlevsel yakınlıkları sebebiyle gusülhane kazanlarıyla beraber “külhan ve gusülhane kazanları” başlığı altında sınıflandırmayı uygun görmekteyiz. Ancak işlev, biçim (tipoloji), boyut gibi farklı niteliklere göre farklı tasnifler de yapılabilir.

Makalenin tamamı için alttaki başlığı tıklayınız.

Kastamonu’da Üç Tarihî Külhan Kazanı

İlginizi Çekebilir

İlim ve Kültür Merkezi Olarak Kastamonu

Yazan: Yavuz UNAT Kastamonu Üniversitesi Felsefe Bölümü • Bilinen geçmişi; Hitit İmparatorluğu ile başlayan Kastamonu kentine Hititlerden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Kastamonu Bilgi-Belge
Kastamonu Müzeleri

Arkeoloji Müzesi: Müze, 1917 tarihinde Milli Mimari akımının kurucusu Mimar Kemaleddin Bey’in planını çizdiği binada …

Kapat