Ana Sayfa / KASTAMONU / İz Bırakanlarımız / Kastamonulu Hattatlar Eseri Üzerine

Kastamonulu Hattatlar Eseri Üzerine

YAZILMASI ZOR KASTAMONU KİTABI BUDUR:

KASTAMONULU HATTATLAR

Nail TAN

Bazı kitapları yazmak zordur. Çünkü, hem yazarlık dışında bazı yetenekler gerektirir hem de zamanın cömertliğine muhtaçtır. Diyanet İşleri Başkanlığı yayın uzmanı Tosyalı hemşerimiz Mustafa Bektaşoğlu’nun yaklaşık bir ay önce yayımlanan Hat Sanatı ve Kastamonulu Hattatlar (Ankara 2018, 317 s., Even Medya Yayını) eseri işte bu tür çalışmalardan biri.

Mustafa Bektaşoğlu, hattat ve fotoğraf sanatçısı olmasaydı, Arap harfleriyle okuma yazma bilmeseydi bu kitabı asla yazamazdı. Yazsaydı bile, bu kadar güzel ve muhtasar, mükemmel olmazdı. Diğer yandan, Bektaşoğlu Kastamonulu hattatları araştırmaya en az yirmi yıl öncesinden başladı ki, bu kadar hattatla, esere ulaşabildi. Tabi bu sırada çoluğunun çocuğunun rızkından kesip bazı masraflar yapmayı göze aldı. Dijital fotoğraf makinaları döneminden önce renkli diya/slayt çekmek, banyosunu yaptırmak çok masraflı bir işti. O dönemi yaşamayanlar için yazdıklarım masal gibi gelebilir.

Bektaşoğlu Ön Söz’de (s. 6-7) kitabını hazırlama amacı ve bazı özellikleri hakkında şunları yazmış:

“Hat sanatı ve Kastamonulu Hattatlar” adlı bu naçiz çalışmam, Osmanlı döneminden itibaren günümüze kadar yetişen Kastamonulu hattatların biyografi ve hat örneklerini ihtiva etmektedir… Yaklaşık yirmi yıl önce çalışmaya başladığım bu eser, yeni bir hattat ve eserlerini bulma arayışı ve heyecanı ile bugünlere kadar geldim.

Konusunda yayımlanmış ilk eser olması hasebiyle eserlere ulaşmada birtakım engellere, zorluklara, sıkıntılara maruz kaldık. Memleketimin yetiştirdiği sanatkârların eserlerini elde etmede, fotoğraflarını çekmede güçlüklerle karşılaştık.

Eserimi hazırlarken karşılaştığım iki önemli hususu tespit etmek istiyorum. Birincisi, kitaba alınması uygun olan hat eserlerinden ketebesi (imzası) olan, fakat ismi, biyografisi şu an için bilinmeyen hattatlar. Bu tarzdaki hattatların Kastamonulu olup olmadığı kesinlik kazanmadığı için kitabımızda yer veremedik. İkincisi, kayda değer hat eserlerinden altında imzaları olmayanlar. Bunlar da belirsizliğini koruduğu için kitabımıza almadık.”

Yazar Ön Söz’de, eserin ortaya çıkmasına katkıda bulunan, baskısını sağlayan şahıslara; Mustafa Gezici, Murat Kılıç, Ufuk Tidim, Hakkı Aksoy, Mehmet Öztürk ve Onur Demirbaş’la her türlü cefasına katlanan eşi Emine Hanım’a teşekkür etmeyi unutmamış.

Eser (kitap demiyorum, çünkü eser), bir Giriş (s. 9-57) ve iki bölümden oluşmaktadır.

Hat sanatıyla ilgili temel bilgilerin verildiği Giriş’te alt başlıklar şu şekilde belirlenmiş: Hat, Hilye, Tuğra, Berat, Ferman, Sanat Nedir?

I. Bölüm (s. 59-224), Osmanlı Dönemi Hattatlarına tahsis edilmiştir. Bu bölümde altmış hattat hakkında bilgi verilmekte. İnsan sormadan edemiyor? Bu ne zenginlik? İçlerinde, ünü bütün Osmanlı Devleti’ne/İmparatorluğu’na yayılmış olanlar çoğunlukta. Bir kısmını hatırlatalım:

Kıvameddin Kasım bin Halil, Celalzade Mustafa Çelebi, İsameddin Ahmet Efendi, Suyolcuzade Mustafa Efendi, Ömer bin İsmail, Lâ’li Mehmet Efendi, Abdülkâdir, Abdüllatif Kastamonî, Mustafa Vâsıf Efendi, Abdurrahman Abdi, Ebubekir Ratip Efendi, Seyyid Osman, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Mehmet Hulusi Efendi, Hüseyin Hüsnü Efendi, Ahmet Şevki Efendi, Muhammed Ali Efendi, Nâmi Mustafa Efendi.

2. Bölüm’de (s. 227-302) Cumhuriyet döneminde yetişen yirmiye yakın (14) Kastamonulu hattat yer almaktadır ki, bunların içinde de ünü Türkiye’ye yayılmış olanlar vardır. Mehmet Nuri Efendi, Dr. Rıfat Osman, Muhiddin Tanır, Ömer Fazıl Aköz, Emrullah Demirkaya, Rafet Küllüoğlu, Yusuf Sezer, Tevfik Kalp ve Ahmet Kutluhan gibi. Bektaşoğlu tevazu göstermiş, kendini yazmamış.
Eserin sonunda, araştırmacıların zamandan tasarrufu amacıyla kişi, eser, ve yer adlarıyla ilgili dizinler/indeksler bulunmaktadır. Bibliyografya bölümü ise (s.314-317) esere verilen emeğin en güzel göstergesidir. Bu kadar kitap, makale taranmadan, medrese cami mescit türbe gezilmeden böyle bir eser yazılamazdı.

Bazı yayıncılar kitabı görünce niçin sadece Kastamonu’yu ele aldığını sormuşlar. Bektaşoğlu, tek kelimeyle cevap vermiş:

“Memleketim!.”

Bilindiği gibi, “2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu” yılını yaşıyoruz. İlimize pek çok devlet adamı, bilgin, sanatçı, iş adamı gelmekte. Çok değerli toplantılar, sempozyumlar, paneller düzenleniyor, sergiler açılıyor, konserler veriliyor. Türk, İslam dünyasından bu faaliyetlere katılacak devlet adamlarına, vali, rektör, belediye başkanı gibi üst düzey makam sahiplerine verilecek en güzel hediyelerden biri bu eser olabilir. Bektaşoğlu, Kastamonu’ya bir büyük hizmet daha yaptı. Başta Valiliğimiz ve Belediye Başkanlıklarımız olmak üzere üniversitemiz, iş insanlarımız bu hizmeti mutlaka değerlendireceklerdir.

Bektaşoğlu’na ve kitabın yayımında emeği geçenlere Kastamonuluların kalbî, içten şükranlarını sunuyoruz…

Nail TAN

Kaynak: Kastamonu Gaztesi

İlginizi Çekebilir

Ferrûhî Çelebi

FERRÛHÎ, Ferrûhî Çelebi (d.?/?-ö.?/?) Divan şairi Kastamonuludur. Kanuni döneminde yaşamış şairlerdendir. Görmüş geçirmiş, güler yüzlü, hoş …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla İz Bırakanlarımız, Kastamonu Bilgi-Belge, Kastamonu Yazıları
Osmanlı’nın Son Döneminde Kimsesiz ve Korunmaya Muhtaç Çocukların Eğitimi ve Topluma Kazandırılması: Kastamonu Örneği

OSMANLI'NIN SON DÖNEMİNDE KİMSESİZ VE KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ VE TOPLUMA KAZANDIRILMASI: KASTAMONU ÖRNEĞİ Safiye …

Kapat