Ana Sayfa / Yazarlar / Kastamonu’ya Yatırım Ülke Kurtardı, Yine Kurtarır / Oğuz CANDARLI

Kastamonu’ya Yatırım Ülke Kurtardı, Yine Kurtarır / Oğuz CANDARLI

Belki sıkılacaksınız ama meramımı anlatabilmek için bir girizgâh yapmam gerekecek.
Usanmadan sonuna kadar okuyacağınızı ümit ediyorum.
2015 seçimlerinden önce sosyal medyada “Yerli Otomobil Kastamonu’da Üretilsin” diye bir kampanya açtı bir kardeşimiz ve sayfa halen aktif.
Konu, o zaman vekil adayı olan sayın Murat Demir tarafından da benimsendi ve kendileri konu hakkında açıklamalar yaptılar, desteklediler.
Hatta seçildikten sonra konuyu Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza ve o dönem Başbakan olan olan sayın Ahmet Davutoğlu’na da ilettiler, destek istediler, özel sektörden bazı firmalarla görüşmeler yaptılar.
Ankara’da bu calışmalar yapılırken şehrimizde adeta aleyhte açıklamalar yapıldı, dudak büküldü, alay bile edildi.
“Ulaşım sorunumuz var, yerimiz dar, teknoljik alt yapımız yok, yetişmiş insanımız yok, bu proje gercekçi degil, kimse buraya gelip yatırım yapmaz, makul isteklerde bulunalım, Kastamonu sanayi ile degil turizmle gelişip kalkınacak vb…” onlarca gerekçe..
Sıradan insanımızın eleştirilerini anlamak elbet mümkün. Fakat büyük düşünmesi, ileriyi görmesi, memleketini, insanını en ileriye taşıması gereken insanlarımızın, bürokratlarımızın, siyasetçilerimizin, sanayicilerimizin  de konuyu kahvedeki, sokaktaki insanımız gibi algılayıp arkadan cekiştirme, şevk kırma, moral bozma konusunda cesur açıklamalarda bulunmaları çok hayret verici, dehşet verici, utanç verici idi.  
Sayın Cumhurbaskanımızın yerli otomobil hayalini dile getirdiği zaman, bazı çevrelerce dile getirilen eleştiriler, burun kıvırmalar, dalga geçmelerle bizdeki kafa, tarz, söylem neredeyse birebir aynı aslında.
“Bu ülkede yerli otomobil olmaz, olamaz, kim üretecek, kime satacak, hangi teknoljiyle, hangi sermayeyle üretecek, batılılar müsade etmez, iki gün sonra elimizde patlar vb.”
Demek ki Türkiye’nin araba üretebilmesi ile Kastamonu’da üretilebilmesi konusu aynı kaderi paylaşıyor.
Peki yerli otomobil üretmek ve Kastamonu’da üretmek mümkün mü? 
Elbette mümkün.
Zor mu?
Elbette zor.
Zaruri mi?
Evet, kesinlikle zaruri.
Bence bu zorluğu Türkiye başarmalı, bu zarureti gidermeli ve bunu Kastamonu ile başarmalı.
Neden?
Evvela, bu ülkenin bu şehre vefa borcu var. Bu şehir insanının ekserini şehit vermrkle kalmadı, bu şehir insanı kağnılarla cephane taşıyarak kurtardı. Yol yokken, adam yokken, erkek nüfus cephelerde savaşırken kadınları, yaşlıları, çocuklarıyla dağları yol ederek, kar kış, yağmur-çamur demeden, yaz-kış demeden her şeylerini feda ederek bu devleti ve milleti bağımsızlığa taşıdı. 
Çanakkale basta olmak üzere 1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımızın bütün cephelerinde yer almıs, en cok sehit vermis, okulları mezun verememiş, bütün değerlerini, servetlerini vatan, millet, istiklal ve istikbal ugruna seve seve feda etmiş bir şehre vefa olmadan devlet, devlet olamaz, millet millet olamaz.
Bu cefaya, çileye, kahramanlığa hakikatli bir vefa olmazsa bu devlet ayakta kalamaz.
Zira hiç bir şey gercek kök ve omurgası üzerinde oturtulup yükseltilmezse, yükseldikçe dayandığı yerden aldığı gücü, desteği kaybeder, eğrilir, sarsılır, sallanır..
İkinci olarak, bu vilayete yapılan her yatırım, millet ve devlete adeta bin misliyle geri dönmüştür.
Dahi Sultan 2. Abdülhamit Han merhum, İnebolu’ya bir liman yapmanın lüzumunu farkedip küçük de olsa bir liman inşa ettirmiş.
Bu küçük liman, zor zamanda ülkenin bütün limanlarından, en büyük limanlarından binler kat daha fazla hizmet etmiştir.
Bu açıdan bire bin veren, milyon veren verimli bir toprak gibidir Kastamonu.
Tevafuk bu ya; Ilgaz Dağı’na, on yıllar süren tartışmalardan sonra yapılan tünel, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sürecinde Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın hayatının ve bence ülkenin kurtulmasına vesile olmuştur.
O gece ilk ve en büyük hedef elbette sayın Cumhurbaşkanımız, ikinci hedef ise Başbakanımız Sayın Yıldırım idi.
O gece sayın başbakanımızın başına kötü bir hadise gelmesi, belki de darbenin başarılı olmasına neden olabilirdi.
Çünkü sokağa dökülen insanımızın morali bozulacak, darbeye karsı koyan meşru güçlerimizin koordinasyonunda kopukluklara, karamsarlık ve ümitsizliklerin yaşanmasına,
buna mukabil darbecilerin moral motivasyon kazanmasına, dolayısıyla işlerin çok karmaşık ve cok daha kanlı bir girişim belki iç savaş haline dönüşmesine sebebiyet verebilecekti belki.
Yani, çok gecikmeli başlanan o tünel, daha açılmadan başbakanımızın hayatını ve belki ülkemizi kurtarmış, yapılan tüm masrafları binler misliyle bir gecede karşılamıştır bana göre.
Türkiye tarihinde bundan daha kârlı bir yatırım var mıdır, kaç tane vardır?
Bir diğer ve bence en önemli nedense şu;
Ülkemiz zor günler geçiriyor, dünyayı biraz okuyabilen bunu farkedebiliyor.
Adı konulmamış bir savaş hali yaşıyoruz. 
Allah göstermesin fiili bir savaş olsa düşmanın ilk vuracağı yerler neresi olur?
Elbette ilk olarak en mühim askeri merkezler, arkasından da en kritik sanayi merkezleri olacaktır.
Peki bizim ülkemizin en hayati sanayi üretim merkezleri nerelerde?
Marmara ve Ege. Sonra, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu Bölgeleri.
Birinci Dünya Savaşını hatırlarsak, bizim işgal edilen illerimizin tamamına yakını bu bölgelerde değil miydi?
Yarın savaş olsa düşman ilk olarak yine bu bölgelere, bu şehirlere girmeyecek, oralardaki sanayi tesislerimizi işgal ve imha ederek elimizi kolumuzu bağlamayacak, can damarlarımızı kesmeyecek mi?
İstanbul, Bursa, İzmir, Adana, Antep, Adapazarı vb şehirlerimiz düşmanın hedefine konulduğunda biz ne yapacağız, buradaki sanayi tesislerini kaç günde nereye taşıyabileceğiz?
Stratejik sanayi yatırımları düşmanın yol güzergahına mı yapılmalı yoksa düşmanın en zor ve en son ulaşabilecegi yerlere mi yapılmalı?
Siyasetçilere, stratejistlere akıl vermiş olmak haddimiz degil ama bu kadar çıplak bir gerçekligi görememek de insanı çıldırtmıyor degil.
Bazı maliyetler vardır ki bütün maliyetlerden büyüktür, 
Bazı getiriler vardır ki, bütün getirilerden daha üstündür.
Kastamonu’nun bu tür bir yatırım için elbette zorlukları, dezavantajları vardır.
Artıları da vardır.
Arazi, arsa maliyeti diğer bütün illerden daha ucuzdur mesela.
Pazara uzaklığı İstanbul, Bursa, Adapazarı’ndan daha kısadır.
Çünki üretilecek otomobilimizin pazarı muhtemelen Kafkas ülkeleri, Ortadogu ülkeleri ve iç piyasa olacağına göre, Kastamonu ideal bir yerdedir.
İnebolu Limanı, Havalimanı ve henüz bitirilmekte olan bölünmüş yolları, hemen yanıbaşında bulunan Karabük Demir Çelik fabrikası, Küre ve Hanönü’nde bulunan bakır madenleri..
Biraz gayretle, teşvikle bu şehir bu ülkenin gelecek yüz yılını, bin yılını kurar, kurtarır.
Bu şehirdeki madenlerin, hammaddelerin dışarı taşınmasında sorun yaşanmıyor, yaşatılmıyorsa, bu şehre yatırım getirmek için de var ve muhtemel bütün sorunlar devletin sihirli eliyle bir hamlede aşılabilir.
Bence kafalardaki önyargılardan daha büyük bir sorun ve engelimiz de yok.
Önce şehrimizdeki engelli dar kafaların engelini kaldırmak, olmuyorsa o engelleri yol üzerinden kaldırmak en büyük işimiz, önceliğimiz olmalı..

İlginizi Çekebilir

İnsanın En Büyük Meselesi / Vehbi KARA

Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük meselesi, imânı kurtarmak veya kaybetmek dâvâsıdır. Büyük savaşlar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Derleme: Bediüzzaman ve İttihad-ı İslam – 1

“Azâmetli bahtsız bir kıt’anın, şanlı tali’siz bir devletin, değerli sâhipsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.” …

Kapat