Ana Sayfa / Yazarlar / Konsorsiyum

Konsorsiyum

Bunu paylaşınız

Bir seçimin arifesindeyiz. Şahit olduğumuz “birliktelik”ler çok insana garip gelse bile – ben haklıydım demeyi sevmesem de- bütün bunlar ortaya çıkmadan önce, böyle olacağı kanaatındaydım. Sadece HDP’nin kendini inkâr edercesine kimi yerlerde SP’yi desteklemesinde tereddütlüydüm.

Bu tereddüdümü şu ifadeler berhava etti diyebilirim:

“Otuz sene evvel Dârülhikmet azâsı iken bir gün arkadaşımızdan ve Dârülhikmet azâsından Seyyid Sa’deddin Paşa dedi ki:

Kat’i bir vasıta ile haber aldım; kökü ecnebîde ve kendisi burada bulunan bir ZINDIKA KOMİTESİ, senin bir eserini okumuş. Demişler ki: “Bu eser sahibi dünyada kalsa biz mesleğimizi (yani zındıkayı, dinsizliği) bu millete kabul ettiremeyeceğiz. Bunun vücudunu ortadan kaldırmalıyız.” diye senin idamına hükmetmişler. Kendini muhafaza et…” (Said Nursi, Emirdağ Lahikası, c:1, s: 193)

Bu mevzuları konuştuğumuz, – belki de ağzımı arayan- “ dinde müteassıp, muhakeme-i akliyede noksan…” ( Said Nursi, Münazarat) biri, fikrinde ısrar edip Üstad’ın “tevessü” ederek partileştiğini dediği “zındıka komitesi”nin , “meşrû ve mümkün hükûmet”ten bile “ehven” ve AZ TEHLİKELİ (!) olduğu iftirasını -utanmadan- atınca düşündüm.

MİT ve 17 Aralık kumpasından beri böyle diyen FETÖ’nün seçimlerde HDP bayrağı salladığına şahit olduktan sonra, ifrat ederek aynı noktaya gelmiş SP ve DP’li ekiplerin öyle davranması karşılığında, neden bu siyasi gruplara destek vermeyeceğini sormuştım kendi kendime…

Maziden, İstanbul’daki tahsil yıllarımda evinde ziyaret ettiğimiz bir büyük de, özellikle “muhakeme-i akliyeden noksan” ve dini siyasete alet eden, her devirde büyük dindar kitleyi bölmeyi marifet bilen bu gruplar” için,

“Bunlar, namaz kılan Halk Partili’dir.” derdi.

Değişik dönemlerdeki CHP ile birliktelikleri ( koalisyonlar biçiminde) de gösterdi ki, “ağabey” haklıymış. Fakat maalesef onun takipçileri olduğunu iddia eden kişilerin ( ve kendini Nur’un yayın organı diye lanse ile davayı hem ticarete, hem de siyasete alet eden bir gazetenin), Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ca bile “yoldan saptığı” belirtilen, “milli görüş” iddiasını dillendiren bir pertiyle aynı istikamette yayın yapıp, aynı fikirleri savunmalarını oldukça şaşılacak bir durum gördüm. Bu hâl, kişinin burnuna iyi kokular getirmese de bu “eski tüfekler”e,

“Biz bu yolda türküler tuttururken
Size uğurlar olsun, ayrılıyor yolumuz…” demekten ve Üstad Bediüzzaman’ın “İttihad’dan neden ayrıldığı” sorusuna Sünuhat’ta verdiği cevabı vermekten başka çaremiz yoktur.

“İşte bu komite, otuz seneden beri hem tevessü etti, hem benimle mücadelede her bir desiseyi istimal etti. İki defa imha için hapse ve on bir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar. ( Şimdi on dokuz defa oldu.)

Benim gibi zayıf, ihtiyar, merdüm-girîz, fakir, garib, hizmete çok muhtaç bir biçareye o üç resmi memurlar, aleyhimde öyle bir propaganda ve herkesi korkutmak o dereceye gelmiş ki bir memur bana selâm etse haber aldıkları vakitte değiştirdikleri için casusluktan başka hiçbir memur bana uğramadığını ve komşularımın da bazıları korkularından hiç selâm etmediklerini gördüğüm hâlde; inayet ve hıfz-ı İlahî bana bir sabır ve tahammül verdi.” ( age. S: 193)

Kendilerinin “Millet” ( bu hangi milletse) İttifakı dedikleri, kimileri de “Zillet ya da illet” namını taktıkları “konsorsiyum”un iddialarına bakınca, bunların Fetö’nün ardındaki CIA ve MOSSAD’ın da dillendirdiği şeyler olduğunu görüyoruz. Demek ki normal bir siyasi gruplaşmadan değil, bir “Fetö Konsorsiyum” veya ZINDIKA KOMİTESİ ile karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.

Bu idrâk sadece bize ait değil elbet. 1970’lerden beri gelişen siyasi hâdiselere şahit biri olarak rahatlıkla diyebilirim ki “konsorsiyum” içindeki güçlerin iftiralarıyla yüz yüze olan bir siyasi ekibin, şu an, en kötü ankette bile % 20 görünmesi gerekiyordu. Ama bu iftira ve “algı” oluşturma ameliyelerini “millet”e yutturamadıklarından dolayıdır ki, en kötü anket bile 38-40 arası gösteriyor Parti’yi. Ortalama ise 45-48 arası…

Yazar : Mehmet Nuri BİNGÖL

1961 yılında Birecik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Birecik’te, Dumlupınar İlkokulu, Birecik Ortaokulu ve Birecik Lisesi’nde tamamladım.
İlk hikâye ve şiirim ulusal bir gazetede yayımlandığında lise 1’deydim. ÖSS sınavından sonra gezmeye gittiğimiz İstanbul’da, daha sonra okuyacağım Fakülte’yi görünce:
“ Keşke burayı kazansaydım.” diye iç geçirdim.
Hakikaten orada tahsil görmem nasip oldu bana. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümünden 1982 yılında mezun oldum.
Fakültenin son iki yılında fahri olarak Köprü Dergisinin editörlüğünü yaptım. İstanbul hayatımdaki en büyük şansım Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’la beraber, Tarık Buğra’nın romanları üzerine bitirme tezi yapmam, romancı-araştırmacı Hüseyin Yılmaz’la mesai arkadaşlığında bulunmam, tahsil senelerinde M. Nuri Yardım’la istişarede olmam, Yazar- Yayımcı Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş’le tanışmamdır.
Anadolu’nun çok yöresinde öğretmenlik yaptım. Yaz-gı Dergisi ve Gap Gündemi Gazetesi’nde yazı ve hikâyelerim yayımlandı. Tefrika halinde romanlarım yanında birçok hikâyem de var.
Eserlerim: Sürgünda Tırmanış 1 ve 2 (Tefrika roman), Yokuşta (Tefrika roman), Kafkasya’da Sarp Ufuklar (Tefrika roman), Sürgündeki Çeçenya (1. Baskı: 1996; 2. Baskı:2000), Nur Üstad (Biyografi- Deneme; 2002)
Şu anda üç kültür-edebiyat web sitesinde yazıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Tüm Yazıları Göster
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Allah Onları Kahretsin!

… Onlar (münafıklar) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (Münafikun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
İlim bazen susmayı bilmektir

Merhum Akif: "Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? diye feryat …

Kapat