Ana Sayfa / GALERİ / FOTO GALERİ / Maddelerle İsyan ve Günahların Dünyadaki Karşılıkları

Maddelerle İsyan ve Günahların Dünyadaki Karşılıkları

28 Maddede Günah ve İsyanların Dünyadaki Cezaları

Purkusur tarafından hazırlanmıştır.

Kulların Allah’ın (Celle Celâlühü) dinine boyun eğip itaat etmekten duydukları mutluluk, ahiret mutluluğunun ve ebedî güzel bir hayatın da işaretidir. Bununla birlikte isyankârların ve günahkârların bu dünyada yaşadıkları sıkıntı ve bedbahtlık da ahirette yaşanacak bedbahtlığı birer göstergesidir.

1. Kalbin Tersyüz Olması.

Çok günah işlemek kalbi bozar. Orada hayırla şer, iyiyle kötü birbirine karışır ve sonunda kalp Peygamber’in (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)buyurduğu gibi olur:

“Ma’rufu/iyiliği tanımaz, münkeri / kötülüğü reddetmez; sadece hevâsına uyar.”

(Müslim, Îmân, 2/270, 271, 272)

Kalbi helâk ve hüsrana sürükleyen iki afet vardır. Biri, ma’rufu/iyiliği münkerle/kötülükle karıştırması, diğeri de hevâsına tâbi olmasıdır.

2. Kul ile Allah (Celle Celalühü) ve Mü’minler Arasında Uzaklık ve Soğukluk Olması.

Meselenin özü şöyledir: Kul Allah’a (Celle Celâlühü) itaat ettiğinde, Allah (Celle Celâlühü) onu kendisine yaklaştırır. Böylece kul Allah’a yakın olur, O’nunla (Celle Celâlühü) huzur bulur, O’ndan (Celle Celâlühü)  güç ve destek alır ve Allah ona yeter. 

Ama kul Allah’a (Celle Celâlühü) isyan ederse, Allah onu huzurundan kovar, günahı oranında onu kendisinden uzaklaştırır. Çünkü Allah Tertemizdir ve ancak temiz olanları kabul eder. İşte Allah (Celle Celâlühü) onu kendinden uzaklaştırınca kalpte bir yalnızlık ve soğukluk meydana gelir. Alimlerin dediği gibi kalpler, Mevlalarına ulaşmadan arzularına ulaşamazlar; sağlam ve temiz olmadan da Mevlalarına ulaşamazlar.

Kullar dünyada, kendilerine Allah’a yaklaştıracak ibadetlerle mutlu olurlar ve kendilerini Allah’tan (Celle Celâlühü) uzaklaştıracak günahlarla da mutsuz olurlar.

3. Günahları Küçümsetip Hafife Aldırır.

Çok günah işlemek kalbin günahları hafife almasına neden olur. Böylece kul, büyük günahları da küçük görmeye başlar. Hz. Enes (Radıyallâhu Anh) bu konuda şöyle buyuruyor: “Sizler, gözünüzde kıldan daha ince gördüğünüz öyle ameller işliyorsunuz ki, biz onları Allah Resûlü zamanında helâk eden (büyük) günahlardan sayardık.” (Buhârî, Rikâk, 11/329; Ahmed, 3/3, 157, 470, 5/79)

İbn Mes’ûd da (Radıyallâhu Anh) şöyle diyor: “Mümin bir kimse günahlarını, üzerine düşmesinden korktuğu bir dağ gibi görür. Fâcir ise günahlarını, burnunun üzerine konan ve bir el hareketiyle kovduğu sinek gibi görür.” (Buhârî, Deavât, 11/102; Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme, 9/308)

4. Kul, Allah’ın (Celle Celalühü) ve İnsanların Yanında İtibarını Kaybeder.

Hasan-ı Basrî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor: “Allah’ın katında itibarlarını yitirdiler de O’na isyan ettiler. Şayet Allah katında değerli olsalardı, O (Celle Celâlühü) onları isyandan korurdu.”

Kul, Allah (Celle Celâlühü) katında itibarını yitirince, kulların yanında da itibarını kaybeder ve kimse ona değer vermez.(…)

İbnü’l Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

Günahların cezalarından biri de, Allah’ın (Celle Celâlühü) kulun heybetini insanların kalbinden çıkarmasıdır ki, böylece o insanlar yanındaki değerini yitiri ve onlar tarafından hafife alınır. Aynı onun Allah’ın emrini değersiz görüp hafife alması gibi…

Zira insanlar bir kimseyi Allah’a olan sevgisi oranında severler ve Allah’a olan korkusu oranında da ondan korkarlar. Kul Allah’a ve onun yasaklarına ne kadar saygı gösterirse insanlar da o oranda ona saygı gösterirler. Allah’ın yasaklarını çiğneyen biri, insanların kendisine saygı göstermesini nasıl bekleyebilir? Allah, kendi hakkını önemsemeyip hafife alan birini, insanların gözünden nasıl düşürmesin? Ayrıca Allah’a (Celle Celâlühü) isyanı hafife alan birini insanlar niye hafife almasın ki? (el-Cevâbu’l-Kafî, s.71)

5. Günahlar İnsanı Alçaltır.

Nasıl ki Allah’a (Celle Celâlühü) itaat etmek insanı yüceltirse, O’na (Celle Celâlühü) isyan etmek de insanı alçaltır.

İmam Ahmed (Rahmetullahi Aleyh) duasında şöyle dermiş: “Ey Allah’ım! Bizi sana itaatle yücelt, sana isyan etmekle alçaltma!”

Peygamber’in (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) buyurduğu üzere günahlar insanı alçaltır: “Benim emrime karşı gelenler için zillet ve alçaklık vardır.” (Ahmed, Ebû Hureyre’den, 2/50, 92)

6. Günahlar İnsanın İçini Sıkar.

İtaat insanın içini açar ve ferahlık verir; günah ise insanı sıkar. Günahkâr öyle sıkıntı ve darlık yaşar ki, sanki günah durumunda boğuluyor gibi olur.

İbnü’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

“İç sıkıntısının en büyük nedenlerinden biri de Allah’tan yüz çevirmek, kalbi O’ndan (Celle Celâlühü) başkasına bağlamak, O’nu zikretmeyip gafil olmak ve O’ndan başkasını sevmektir. Çünkü Allah’tan (Celle Celâlühü) başka bir şeyi seven kimse, sevdiğiyle azaplandırılır ve kalbi de onun sevgisiyle zindana döner. Artık yeryüzünde ondan daha bedbaht, daha tasalı, daha çileli ve hayatı daha çekilmez olan kimse yoktur.” 

7. Günahlar Kalbi Karartır.

İman ve ibadet kalpte ve azalarda birer nurdur. Küfür, fısk ve isyan ise birbiri üstüne binmiş kat kat karanlıklardır. İbn Abbâs (Radıyallâhu Anh) şöyle diyor:

“İyilik, yüze aydınlık, kalbe nur, rızka bolluk, bedene kuvvet verir ve insanların kalbinde (iyilik yapana karşı) bir sevgi oluşturur. Kötülük de yüze karalık, kalbe karanlık, bedene zayıflık, rızka darlık verir ve insanların kalbinde (kötülüğü yapana karşı) nefret oluşturur.”

8. İlim Nurundan Mahrum Olmak.

Takva, faydalı ilim öğrenmenin en büyük sebeplerinden olduğu gibi takvayı terk etmek de ilimden mahrum kalmanın en büyük sebeplerinden biridir. İmam Şâfiî (Rahmetullâhi Aleyh) şöyle diyor:

“Vekî’ye hafızamın kötü oluşunu şikayet ettim.

Bana günahları terk etmeyi tavsiye etti.

Ve dedi ki: İlim bir nurdur;

Allah’ın (Celle Celâlühü) nuru günahkâra verilmez.

9. İbadetten Mahrum Olmak.

Şöyle bir söz vardır:

“Nice bakış vardır ki, alıkoyar gece namazından;

Nice lokma vardır ki, alıkoyar bir sûre okumaktan.”

Gözünü haram helal demeden bakmaktan sakınmayan niceleri basiretten mahrum kalmıştır. Dilini sakınmayan niceleri de berrak bir kalpten mahrum olmuştur. Yine yiyeceğine şüphe karıştıran nicelerinin içi kararmış ve münacatın tadından mahrum kalmıştır. (Saydu’l-Hâtır’dan kısaltarak. S.51, 52)

Süfyân-ı Sevrî’nin (Rahmetullâhi Aleyh) şu sözü de buna işaret etmektedir: “İşlediğim bir günah yüzünden beş ay gece namasından mahrum kaldım.”

İbn Mes’ûd’a (Radıyallâhu Anh), “Gece namazına kalkamıyoruz” denilmiş; o da şöyle karşılık vermiş(tir): “Sizi günahlarınız engelliyor.”

10. Günah Kalpteki İzzetinefis-Kıskançlık Ateşini Söndürür.

Burada kastedilen kıskançlık hased/çekememezlik gibi kötü anlamda bir kıskançlık değildir.(…) Burada kastedilen kıskançlık insanın insanlık, şeref, onur ve haysiyetini koruması, insanı zillete düşmekten alıkoyan iyi nitelikler ve izzetinefis anlamındadır.

İbnü’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

“İnsanların en şereflisi ve değerlisi, kendisi, yakınları ve insanlar hakkında en çok kıskanç olanıdır.” 

11. Günah Kalbe Hayat Veren Hayâyı Yok Eder.

Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Haya hayrın tamamıdır.” (Müslim, İmrân b. Husayn’dan, Îmân, 7/20)

Yine şöyle buyuruyor Allah Resûlü (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):

“İlk peygamberlik dönemlerinden bu yana halkın peygamberlerden bellediği bir söz vardır: Utanmadıktan sonra istediğini yap!” (Buhârî, Edeb, 10/523)

12. Günahlar Kula Kendini Unutturur.

Allah’ın (Celle Celâlühü) dinini, emir ve yasağını unutan kişiye Allah da kendini unutturur. Böylece o kimse, nefsini Allah’tan (cennet karşılığında) satın alamaz ve ahiret için de bir hazırlık yapamaz. Nefsini, ibadetlerle ve günahlarla terk etmekle arındırmaz. Onun durumu deve, koyun, ekin vb. bakım isteyen şeylere sahip olup da onları unutan böylece de helak olup giden birinin durumuna döner.

13. Günahlar Kulu, Küçük İseler İhsan Mertebesinden İman Mertebesine, Büyük İseler İman Mertebesinden İslam Mertebesine İndirir.

Kul, iman mertebesinden çıkınca, Allah’ın (Celle Celâlühü) mümin kullarına has kıldığı nimetlerden mahrum kalır.

İbnü’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

“Netice olarak iman, her hayrı elde etmeye sebeptir. Dünya ve ahiretteki her hayrın sebebi de imandır. Kul, kendisini iman mertebesinden çıkaracak ve ona ulaşmasına engel olacak bir günahı işlemeyi nasıl basite alabilir?” (el-Cevâbu’l-Kâfî, s.57)

14. Günahlar (İbnül Kayyımın Dediği Gibi) Kalbin Allah’a (Celle Celâlühü) ve Ahirete Olan Yürüyüşünü Yavaşlatır ve Durdurur. Onun Allah’a (Celle Celalühü) Doğru Bir Adım Bile Atmasına Müsaade Etmez.

“Günah, kavuşmak isteyene engel olur; yürüyenin yolunu keser ve isteyenin önünü tıkar. Kalp Allah’a (Celle Celâlühü) doğru, ancak sahip olduğu kuvvetle yürü. Şayet günahlarla hasta olursa kendisini bu yolda yürütecek olan kuvveti zayıflar. Eğer bu kuvvet tamamen biterse, Allah’a (Celle Celâlühü) giden yoldan öyle bir kesilir ki bir daha onun telafisi çok zor olur. Yardım istenecek sadece Allah’tır.” (el-Cevâbu’l-Kâfî, s.57)

Hz. Ali (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir:

15. Günahlar Başka Günahları Doğurur.

Selef’ten bazıları şöyle demiştir: “İyiliğin mükafatlarından biri de peşinden bir iyilik daha yapmaktır. Kötülüğün bir cezası da peşinden bir kötülük daha yapılmasıdır.”

İbadetler başka ibadetlere götürdüğü gibi; günahlar da daha başka günahlara yol açar. (…)

İbn Ebi’l-İzz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

“Kulun müptela olduğu günahlar, her ne kadar Allah (Celle Celâlühü) tarafından yaratılsa da önceki günahların bir cezasıdır. Zira günah bir başka günahı getirir ve kötülüğün cezası bir başka kötülük işlemektir. Günahlar başka hastalıklara yol açan bulaşıcı bir hastalık gibidir.”

16. Günahların Çoğu, İşleyeni, Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ya da Meleklerin Lanetine Maruz Bırakır.

Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem), içki içene, sunana, üretene, ürettirene, satana, alana, parasını yiyene, taşıyana ve kendisine taşıtana lanet etmiştir. Yine rüşvet alana, verene, aracı olna; hülle yapana ve yaptırana; faiz yiyene, yedirene, onu yazana ve şahitlere; ana babasına lanet edene; arazilerin sınırını değiştirene ve bidatçıyı destekleyene lanet etmiştir.

Yine Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem), dövme yapana, yaptırana; saçına saç ekleyene ve eklettirene; hırsızlık yapana; kadın gibi giyinen erkeğe ve erkek gibi giyinen kadına lanet etmiştir.

Yine günahlardan bazısı, işleyen kişileri meleklerin lanetine uğramasına yol açar. Nitekim Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor: “Kim mümin kardeşine demir bir şeyi doğrultursa, onu bırakıncaya kadar melekler ona lanet ederler; velev ki ana baba bir kardeşi bile olsa.” (Müslim, 8/34; Ahmed, 2/256, 505; Bk. Ğayetü’l-Merâm fî Tahrîci Ehâdîsi’l-Halâli ve’l-Harâm, no:446)

17. Karada ve Denizde Düzenin Bozulması.

Allah (Celle Celâlühü) şöyle buyuruyor:

“İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.” (Rûm Sûresi, 41)

Kurtubî şöyle der:

“Ayette geçen ve ‘düzenin bozulması’ anlamına gelen ‘fesad’ kuraklık, kıtlık, bereketin yok olması vb. anlamlara geldiği söylenmiştir.” İbn Abbâs (Radıyallâhu Anh) da “Fesad, kulların amelleri sebebiyle bereketin azalmasıdır ki, belki tevbe ederler.” demiştir.

18. Günahlar Nimetleri Götürür, Belaları Getirir.

Allah (Celle Celâlühü) şöyle buyuruyor:

“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” (Şûrâ Sûresi, 30)

“Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir.” (Enfâl Sûresi, 53)

Allah’ın (Celle Celâlühü) verdiği nimetlerin devam etmesi için kulların o nimetlerin şükrünü yerine getirmeleri gerekir. Şayet şükretmezlerse işte o zaman o nimetlerin ellerinden alınmasını ve başlarına belaların gelmesini hak etmiş olurlar.

19. Günahlar -İbnü’l Kayyım’ın Dediği Gibi- Sahibinin Güzel İsimlerle Anılmasını Engeller ve Ona Kötü İsimler Takılmasına Yol Açar.

Günahlar, sahibinin mümin, iyi, iyiliksever, takva sahibi, itaatkâr, Allah’a (Celle Celâlühü) yönelen, Allah (Celle Celâlühü) dostu, vera sahibi, salâh sahibi, abid, Allah’tan (Celle Celâlühü) korkan, kendini Allah’a (Celle Celâlühü) veren, temiz, Allah’ın (Celle Celâlühü) kendisinden razı olduğu kimse gibi isimlerle anılmasına mani olur. Ayrıca ona günahkar, asi, Allah’ın (Celle Celâlühü) emrine karşı gelen, kötü, bozguncu, pis, gazaba uğramış, zinakar, hırsız, katil, yalancı, lutî, hain, akrabalık bağını kesen gibi fasıklık alameti olan isimlerin takılmasına neden olur ki, “İmandan sonra fasıklık ne kötü isimdir.” (Hucurât Sûresi, 11)

20. Fertte ve Toplumda Huzur ve Emniyetin Kalkması.

Allah (Celle Celâlühü) şöyle buyuruyor:

“İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.” (En’âm Sûresi, 82)

İbnü’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) da şöyle diyor:

“Günahların bir cezası da Allah’ın (Celle Celâlühü) günahkarın kalbine endişe ve korku salmasıdır. O her an korku ve endişe içindedir. Çünkü itaat, Allah’ın (Celle Celâlühü) sağlam bir kalesidir ki, oraya girenler hem dünya hem de ahiret cezalarına karşı güven içinde olurlar. Kim de o kaleden çıkarsa korku ve tehlikeler her yandan onu sarar.

Allah’a (Celle Celâlühü) itaat eden kişinin korku ve endişeleri, emniyete dönüşür. O’na (Celle Celâlühü) isyan eden kişininse emniyeti korkuya dönüşür.(…)

21. Geçmişte Görülmemiş Hastalıkların Baş Göstermesi.

Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Beş şey vardır ki onları işlediğinizde -ki sizin onları yapmanızdan Allah’a sığınırım- başınıza birçok felâket gelecektir. Bir toplum açıktan açığa fuhuş yaparsa muhakkak içlerinde önceki nesillerin başına gelmemiş veba ve hastalıklar baş gösterir…” (İbn Mâce, Fiten, 4019; Hâkim, el-Fiten ve Melâhim, 4/540)

22. Günahlar Bereketi Yok Eder.

Bereketin sebebi iman ve takvadır. Günah ve isyanlarsa mallardaki, ekinlerdeki ve ömürlerdeki bereketi yok eder.

Allah (Celle Celâlühü) şöyle buyuruyor:

“O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık.” (A’râf Sûresi, 96)

23. Günahlar Sahibinin İşlerinin Zorlaşmasına ve Elini İşlerde Önünün Tıkanmasına Neden Olur.

Allah (Celle Celâlühü) şöyle buyuruyor:

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.” (Talâk Sûresi, 4)

Allah’tan (Celle Celâlühü) korkup takva sahibi olan bir kimsenin işlerini Allah (Celle Celâlühü) kolaylaştırır. Takvayı terk eden kişininse işleri zorlaşır. Şayet kul kendine döner ve nefsini Allah (Celle Celâlühü) için hesaba çekerse başına gelenlerin nereden geldiğini anlar.

24. Günahlar, Sahibine Küstahça Davranılmasına Yol Açar.

“Günahlar, günahkâra şeytanların sıkıntı ve vesvese vermesine, onu saptırmasına, korkutmasına ve aldatmasına yol açar. Yine hanımın, hizmetçilerin, çocuklarının, komşularının ve hatta uysal hayvanların bile ona küstahça bir tavır sergilemesine neden olur.

Selef’ten bazıları şöyle demiştir:

‘Ben bir günah işlediğimde, onu hanımımın ve bineğimin huyundan anlarım.’

Yine günahkarın nefsi de ona karşı küstahlaşıp aslan kesilir ve kendisine zorluk çıkarır. Şayet o bir hayır işlemek istese ona itaat edip boyun eğmez; aksine onu helak edecek amellere sevk eder. İşte günahkarın Allah’a (Celle Celâlühü) isyandaki küstahlığı ne derece olursa bu sayılanların ona olan küstahlığı da o oranda olur.” (el-Cevâbu’l-Kâfî’den kısaltarak. s.91)

25. Günah İşleyenin Nefsi, En Muhtaç Olduğu Anda Ona İhanet Eder.

İbnü’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

“Netice olarak, günahkar kul herhangi bir zorluk ya da sıkıntıya düştüğünde kalbi, dili ve diğer organları kendisi için en önemli anlarda ona ihanet ederler. Şöyle ki kalbi, Allah’a (Celle Celâlühü) tevekkül etmeye, O’na (Celle Celâlühü) yönelmeye, O’na (Celle Celâlühü) sığınmaya, O’nun (Celle Celâlühü) huzurunda boyun eğmeye yanaşmaz. Dili Allah’ı (Celle Celâlühü) zikretme konusunda ona itaat etmez. Şayet o diliyle Allah’ı (Celle Celâlühü) zikretse bile kalbi ile dili arasında bir uyum sağlayamaz.” (…)

26. Günahlar Yere Batma, Yaratılışın Değişmesi, Deprem ve Volkan Patlaması Gibi Musîbetlere Neden Olur.

Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Bu ümmetin sonunda, şarkıcı kadınların ve müzik aletlerinin baş gösterdiği ve çokça içki içildiği bir dönemde yerin dibine geçirilme, yaratılışın değiştirilmesi ve gökten taş yağması olacaktır.” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 4285; Tirmizî, Fiten, 9/59; Ahmed, 2/163)

27. Günahlar Aklın Nurunu Giderir.

Selef’ten bazıları şöyle der:

“Bir insan aklını yitirmedikçe Allah’a (Celle Celâlühü) isyan etmez.”

İbnü’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) da şöyle der:

“Bu söz gayet açıktır. Nitekim bir kimsenin aklı yerinde olsa, onu günah işlemekten alıkoyar. Zira kul Allah’ın (Celle Celâlühü) gözetimi ve idaresi altındadır; Allah (Celle Celâlühü), evinde döşeğinin üstünde dahi onu görmektedir; melekleri de onun yanındadır ve ona bakmaktadırlar. Bununla birlikte Kur’an, iman ve cehennem onu günah işlemekten alıkoyar; ayrıca günah işlemekle elinden kaçıracağı dünya ve ahiret hayırları, o günahla elde edeceği sevinç ve zevkten kat kat fazladır. Bunların farkında olan bir akıl sahibi bütün bu sayılanları nasıl hafife alır da günah işler?” (el-Cevâbu’l-Kâfî, s.61)

28. Günahlar Şer’i Cezaları Gerekli Kılar.

Bu cezalardan bazıları şunlardır: Hırsızın elinin kesilmesi, muhsan olup da zina edenlerin recm edilmesi, evli olmayanlarınsa yüz sopa ve bir yıl sürgünle cezalandırılması, yol kesen eşkıyaların birer el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. (…)

Daha önce anlatılanlara rağmen günahları terk etmeyenler bu şer’î cezalar ile cezalandırılırlar. Nassla belirtilmiş olan keffâretler de bu sınıfa girer: Ramazan’da oruçlu iken kasten cinsel münasebette bulunmak suretiyle orucunu bozan kimsenin keffareti, zıhar keffareti, yemin keffareti gibi.

Yüce Rabbimiz (Celle Celâlühü), bütün müslümanları, günahların tümünden Muhafaza Eylesin. Âmîn.

Günahların Dünyadaki Karşılığı – Ahmed Ferid el-Mısrî (Karınca&Polen Yayınları) kitabından alıntı ve derlemedir. (Bkz. syf. 44, 47, 48, 49, 50, 51 ,52, 53, 54, 55, 56, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 75,76, 77, 79, 80, 81)

suffagah.com

İlginizi Çekebilir

John Holcroft’un modernizm eleştirisi içeren çizimleri

İngiliz Sanatçı John Holcroft’un Çizimleriyle Modernizm Eleştirisi *** Kaynak: http://www.johnholcroft.com/ Yazar Hakkında Diğer YazılarıYazar : …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla FOTO GALERİ
John Holcroft’un modernizm eleştirisi içeren çizimleri

İngiliz Sanatçı John Holcroft’un Çizimleriyle Modernizm Eleştirisi *** Kaynak: http://www.johnholcroft.com/

Kapat