Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Seçme Yazılar / Merhum Selim Gündüzalp’ten bir ölüm yazısı: Her ölüm bize kendi ölümümüzü hatırlatır

Merhum Selim Gündüzalp’ten bir ölüm yazısı: Her ölüm bize kendi ölümümüzü hatırlatır

Rahmet yağıyor sicim gibi… Dökülüyor gökten sayısız hazineler üzerime…
Acaba bir şey mi var? Bir yerden bir haber mi?
Evet, çok sevdiğim Şener ve Şeref kardeşlerimizin babaları vefat etmiş.
Haberini alıyorum. Dilim, kalbim duâya duruyor.
Çok değil, daha geçen hafta odasına girip elini öpmek ve onun halinde kendi halimi görmek nasip olmuştu. İşte olup olacağımız böyle bir hal. Yerinden kalkamayan nuranî bir ihtiyar. Ama bakışlarıyla gözlerimi radar gibi tarayan mübarek bir adam… Belli ki ömrü güzel yaşamış, belli ki hayatı belli bir çizgide yürütmüş. Hürmet görüyor çocuklarından, torunlarından. Ne olacak halimiz diye onun hayat aynasında kendi hayatımı seyrettim.
Ayna tuttu özüme,
Özüm göründü yüzüme…
Mübarek ihtiyarın ellerinden öptüm. Göz göze geldiğimizde anlamaya çalıştım ne demek istediğini. Karşılıklı mektuplaştık, haberleştik gözlerle. “Anlıyorum seni” dedim. “Ruhun konuşuyor, hissediyorsun, söylemek istediklerimizi, söylediklerimizi de.”
Varsın, olsun. Böyle vefatlar da olsun, böyle göçüşler de olsun. Hem de şöyle hicretin ve Muharremin ilk günlerinde, varsın, böyle gidişler de olsun…
Ayrılıyoruz dostlarımızdan. Bir ümidimiz var. Sevgililer sevgilisinin, o büyük dostun yanına gönderişimizden dolayı bir tesellimiz var. Hepsi bu kadar.
Bir bakıma seviniyoruz kurtuldular dünya meşakkatinden diye. Bir yandan üzülüyoruz bir şeyler alıp götürüyorlar bizden diye. İnsan için, beraber yediği içtiği, elinde büyüdüğü, başının okşandığını gördüğü ve çocukluğunun ilk adımlarını attığı, “baba” diye çağırdığı, “anne” diye seslendiği birilerini uğurlamak kolay değil. Bunu yaşayanlara ve derinden hissedenlere gönülden katılıyorum. Rabbim onlara kolaylıklar ihsan eylesin, sabırlar ihsan eylesin. Maddî ve manevî bereketler ihsan eylesin.
Hz. Peygamber (asm) “Ölüm mü’minin hediyesidir.” (Beyhakî; Hâkim) buyuruyor. İşte, emanet olan hayatı güzelce yaşayıp sahibine ve malikine bir vefatla verivermek, bir nefesle verivermek, şahadetle bağlamak hayatı, imanla bağlamak ömrü, ömrün son sayfasını böyle kapamak ne güzel…
Rabbim razı olsun yaşadığı hayattan. Şahadetle kapamıştır inşallah hayatını. Temennimiz bu. Rabbim geride kalanlara yar ve yardımcı olsun, onlara da maddî, ve manevî bereketler ihsan eylesin.
***
Ölüm ne ki?
Kavuşmak olduktan sonra…
Hayat ne ki?
Sonunda ölüm olduktan sonra…
Ölüm ne ki?
Ebedî bir vuslata çıkan bir yol olduktan sonra…
***
Rabbim! Hayatı güzel verdin, güzel sundun her nimeti. Şüphesiz hayat güzelse ölüm de güzeldir. Sevgili Peygamberimizle (asm) bildik. Kâinatın medar-ı iftiharı olan Hz. Peygamber (asm) ile bildik.
Sevgililer sevgilisi bile vefat ettikten sonra, bizlere ne oluyor ki? Bizden ne kalacak ki geriye? Gidişler, varışlar Allah’a olduktan sonra, feda olsun can bu yolda… Gidişler, yönelişler ve varışlar Rabbime olduktan sonra, cana ne oluyor ki? Can kimin ki? Canı isteyen kim ki? Alan kim ki? Mademki o istiyor… Emanetin sahibi alıyor… Veren neden nazlansın ki?
Rabbim rızadade olanlardan eylesin. Hayatını hayatının sahibine çekinmeden veren gönül erlerinden eylesin.
Amcamız ümit ediyorum ki onlardan biriydi. Ders arkadaşımdı, sohbet arkadaşımızdı. Oğullarıyla ailecek bu dâvâya sarılmış insanlardı.
Ya Rabbi, işte bu dâvâya omuz verenlerin, el atanların, maddî ve manevî katkıda bulunanların hayatını böyle güzelleştiriyorsun. Ölümü de onlar için ebedî bir yolculuk olarak gösteriyorsun gözlerimize. Gönlüm böyle gördü, gözüm böyle gördü. Kalbim böyle hissetti. Duygularıma tercümen olmaya çalıştım nâçizane satırlarımla… Rabbim mübarek eylesin seferimizi, mübarek eylesin hicri yılımızı.
Bizim de çok değil, belki bu yıl, belki bu ay, belki bu günler içindedir yolculuğumuz. Kim bilebilir ki?
Her ölüm bize kendi ölümümüzü hatırlatır.
Ayna tutar. Aynadır her ölüm…
Bize kendi ölümümüzü hatırlatan bir aynadır…
Ölümü de verene hamd olsun.
Hayatı verene hamd olsun.
İman nimetini veren Rabbimize hamd olsun.
Göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bizi konduran Rabbimize hamd olsun.
Cennetten dünyaya hicret ettiren, dünyan ölümle ebedî hayata tekrar hicret ettiren Rabbimize hamd olsun.
Hicretiniz, yolculuğunuz, hayatınız, mematınız mübarek olsun. Son nefesiniz Kelime-i Şahadet olsun.
Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve resûlü…
Es-salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rasûlallah…

Selim Gündüzalp

İlginizi Çekebilir

Gerçek Âlimler ve Ârifler Arasındaki Ülfet

Yazar: Adem Ergül Âlimlerin ve âriflerin birbirini değerlendirmeleri gıyaben olmamalıdır. Üçüncü şahısların yanında yapılan değerlendirmeler, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
“Ey kâfirlerin çokluklarından ve bazı hakaik-i imaniyenin inkârındaki ittifaklarından telaşa düşen..” / On Yedinci Lem’a Altıncı Nota

On Yedinci Lem’a'dan Altıncı Nota Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakaik-i imaniyenin inkârındaki ittifaklarından …

Kapat