Ana Sayfa / Yazarlar / Mesele Şu / Eyyup AKSOY

Mesele Şu / Eyyup AKSOY

Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

Eyyup AKSOY

MESELE ŞU

Hani, yaşıyoruz ya…

Yaşamamızın bir nedeni olmalı ya! Boşuna yaşıyoruz dersek olmaz, para için, hiç olmaz. Evlatlarımız için? Bu bir nebze kabul edilebilir. Tüm dünya nimetleri, menfaat, makam, mevki, iktidar?.. Asla yanaşmayız… Onlar bize uzak şeyler.

Pek âlâ, ne için yaşıyoruz?

Tabii ki hizmet için. “Her şey vatan için, din için, gerisi teferruat!”

Maşaallah, herkes hizmet peşinde. Derdi hizmet olmayan hiç kimse yok bu memlekette. Siyasilere sorsanız, memlekete hizmet sevdalarına hayran olmamak mümkün değil. Vatana, millete, dine hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyoruz.

Dinin sahipsiz olduğunu zannedip, Rosinante’sine atlayıp, etrafında bir sürü Sancho Panza eşliğinde “Don Kişot” gibi kendisini cengâver gören gafiller mi ararsınız? Kendini ıslah etmeyi bırakıp, hâşâ, “Dinin ıslaha ihtiyacı var.” deyip haddi aşanları mı ararsınız? Hepsi var.

Gece âlemlerinde yorgun düşüp evinin yolunu bulamayanlar bile, bir de bakmışsınız bir ilhamla vatan millet sevdalısı olmuş, rejimin tehlikede oluşundan dem vurmaya başlamışlar…

Memleketin problemli yerlerinde askerlik yapmamak için türlü taklalar atan bir kısım ünlülerimiz, imajını cilalamak için gittiği sınır boylarında Mehmetçikle poz vermekten de geri durmazlar. Ne kadar vatan sevdalısı olduklarını göstermek için çırpınırlar.

Birçok dinî, sosyal ve siyasal grup insanlığa hizmet iddiasıyla ortaya çıkar. Kimi tarihî bir şahsiyetin, kimi “izm” lerin, kimileri de kendi kurguladıkları ideallerin ardında sürüklenir dururlar. “ Sürüden ayrılanı kurt kapar” felsefesini ustalıkla işleyerek, “sürü” olmayı çoktan kabul etmiş insanları da aynı cürüme ortak ederler.

Mesele şu: Söz konusu edilen bu kesimlerin, asıl, yapılması gerekenleri bırakıp, farklı düşünenleri ötekileştirerek, çamur atarak, eksiklerini, kusurlarını deşifre ederek yükselebileceklerini zannetmeleri… Başta birer erdemli insan olmayı bırakıp, beyinlerini teslim ettikleri firavunluk zihniyetinin etrafında sihirbazlık mücadelesine girişmeleri… Unutulmamalıdır ki, firavunluğu hortlatan, sorgusuz “teb’a” olmayı kabul etme zihniyetidir.

Kur’an, bu tür insanların ulaşmak istedikleri hedefi şu ayetlerle deşifre eder: “O sihirbazlar Firavun’a geldiler: ‘Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?’ dediler.( A’râf :113) ‘Evet’ dedi (Firavun), ‘Üstelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız.”(A’râf :114)

Mesela, kaç tane bilmem hangi şehirliler derneği, o şehirlerin hangi sosyal, ekonomik ve kültürel meselesiyle samimi olarak ilgilenmektedir? Kaç tanesi geleceğe yönelik ciddi, teknik ve ilmî proje geliştirip uygulanması için çaba harcamaktadır? Ama siyasilerin kapısını çalıp, “ Şu kadar üyemiz var, bize şu imkânları sağlarsanız, oyumuz sizin!” demezler mi? Bazı diğer dernekler, sivil toplum örgütleri, vakıflar da bu konularda farklı bir durumda değildir.

Asıl hedef, maksatlarını bir güzel kutsal ve milli değerler ambalajı ile süsleyerek kapitalist ve Siyonist emellere daha rahat ulaşabilir hale gelmek… Türkiye’deki anlayış bu; iktidara ortak olmak… Manzara tam olarak bu… Muktedir olabilmek için, yeni piyonlara, yeni dublörlere ihtiyaç vardır. Bunların istihdamı için de sermaye gerekir.

İşte bu noktada kendilerini, asıl niyetlerini, nasıl iki yüzlülük yapıp milleti nasıl aldattıklarını ortaya koyarlar. Örnek mi? İşte mübarek ramazan ayı geliyor. Yine iftar çadırları kurulacak, bilmem hangi ünlü veya hangi şirketler topluluğu temsilcileri “acizane” edebiyatıyla kameralar karşısına geçip arz-ı endam edecekler. Yine sivil toplum kuruluşları, üyelerinden topladığı paralarla, fakir fukara yerine yine kendilerine iftar yemekleri verecekler. Yine himmet açık artırmaları yapılacak. İslam’a ve İslamî değerlere hücum ederek prim toplamayı amaç edinen televizyon kanalları ve gazeteler, yine iftar ve sahur yayını yapmayı ihmal etmeyecekler. Şimdiden hangi konuların hangi konuklarla ele alınacağını belirlemişlerdir bile. Her yıl yaptıklarını yine yapacaklar. Camilerin iç tezyini, kadınların camilerden istifadesi, kadın erkek eşitliği, teravih namazı ve cemaatle kılınması… Ortalığı ve zihinleri karıştırmak için, Çetin Altan’ın ifadesi ile ellerinde “ kıvrık kıl” dan çok ne var? Tutuştururlar insanımızın eline, onlar düzeltmek için uğraşırken, bu fırsattan istifade ederek götüreceklerini götürürler.

Hümanist kisve altında, toplumun en yumuşak dokularını insafsızca kaşımaya devam edecekler. Ve yine, bir sürü çapsız sözde ilim erbabı, İslam’ın aydınlık dünyasına beyaz elleriyle kapı aralama oyununu oynayacaklardır.

Tabii ki her kesimde samimi, insanlığa hizmet etme sevdalısı insanlar, gruplar vardır. Onlar sessiz sedasız, hakkın hatırını yüksekte tutup, kırıp dökmeden yollarına devam ediyorlar. Bunu kimse inkâr edemez. Bu memlekette güzel şeyler de oluyor. Olmalıdır da… Allah’ın selamı onların üzerine olsun.

Mesele kulların ve nefsin razılığını değil, Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır.

 

 

 

Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun…

Yazar : Eyyup AKSOY

1963 yılı Eylül ayında Sungu’da dünyaya geldi.
Üniversite eğitimini Bursa’da, yüksek lisansını Harran Üniversitesi'nde tamamladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesinde başladığı doktora eğitimini yarım bıraktı.
Dokuz yıllık öğretmenlik ve idareciliğin ardından, sırasıyla Harran Üniversitesinde Eğitim Öğretim Planlamacılığı, Araştırma Uygulama Hastanesi Müdürlüğü, Araştırma Fonu Müdürlüğü, Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevliliği, Akademik Bakış dergisinin yayın koordinatörlüğü görevlerinde bulundu. 28 Şubat sürecinde görevine son verildi.
Medikalcilik ve pazarlamacılık yaptı.
2000- 2001 yıllarında Bursa’da bir özel hastanenin kurucu müdürlüğünü yürüttü.
2001-2003 yılları arasında ortaklarıyla kurduğu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezinin şirket müdürlüğünü yaptı.
2003 yılı aralık ayında yeniden açıktan atama yoluyla öğretmenliğe geçti.
Halen Bursa’da öğretmenliğe devam etmektedir.
Yayınlanmış eserleri:
Bir Aşkın Analizi, Gençlik Yayınları, İstanbul 1997
Akşamla Söyleşi (Şiir) Ankara 20013
Eylül Sarısı(Roman), Uğur Tuna Yayınları 2014
Eylül Sarısı(Roman)2.Baskı, 3 Adam Yayınları 2015
Peydah (Roman), 3 Adam Yayınları 2016

Tüm Yazıları Göster
Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

İlginizi Çekebilir

Bir vakit dahi olsa…

Günde bir vakit namaz dahi olsa onu kıl! Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle …

Daha fazla Yazarlar
Dedemin Mezar Taşı / Yunus MÜREBBİ

K Ü R S Ü Yunus MÜREBBİ DEDEMİN MEZAR TAŞI Osmanlı Türkçesi liselerde seçmeli ders …

Kapat