Ana Sayfa / KASTAMONU / İz Bırakanlarımız / Mevlevî Eşref Dede

Mevlevî Eşref Dede

Mevlevî Eşref Dede (1882-1962)
Yazan: Prof.Dr. Mehmet Serhat YILMAZ

Bu yazımızda yakın dönem Kastamonu tarihinde yaşamış, Kastamonu Mevlevîhanesi’nde “Meydancı Dede” unvanıyla vazife yapmış, bir divanının da olduğunu anlaşılan Eşref Dede hakkında malumat vereceğiz. Kaynaklık eden veriler ise merhum Hattat Emrullah Demirkaya’ya (1894-1985) ait olan not defterinden elde edilmiştir. Bu konuda, defteri temin ederek okumama yardımcı olan araştırmacı Mustafa Gezici’ye teşekkür ederim. Parça parça da olsa Kastamonu tarihi hakkında elde ettiğimiz bilgileri buradan araştırmacılarla, kamuoyu ile paylaşarak konuya ilgi duyanlara duyurmuş oluyoruz.

 

Merhum Eşref Dede’nin tasavvuf edebiyatına ait şiirlerinin bulunduğunu ve divan sahibi olduğunu Emrullah Demirkaya’dan öğreniyoruz. Demirkaya aşağıdaki bilgileri veriyor:  

Tekkelerin faaliyet devirlerinde Kastamonu Mevlevihanesi’nde “Meydancı Dede” unvanlıyla anılan bu mütevazı Mevlevî dedesi tekkelerin lağvından sonra bir müddet işsiz ve güçsüz gezmiş, nihayet günlük lokmasını temin etmek gayesiyle Nasrullah Meydanı’nda Ticaret ve Sanayi Odası binası altında icar ettiği bir dükkânda pul bayiliği yapmaya başlamıştır.

Dede Efendi aslen Taşköprü kazası halkından olup bütün Kastamonu’da tanınmış nezaket ve zarafetiyle kendisi sevdirmiştir. Mevlevi Eşref Hamid künyesiyle kendisini tanıtan Eşref Dede Taşköprü halkından ve zabıtadan Mustafa Hayri Efendinin oğludur. Eşref Dede (Rumî 1298) 1882-1883 tarihlerinde babasının memur bulunduğu Giresun’da doğmuştur ilk tahsilini Erzurum’un Hasankale ilçesi Sıbyan Mektebi’nde yapmıştır. Orta tahsiline Hınıs kazası rüştiyesinde başlamış Ahlat kazası rüştiyesinde tamamlamıştır. Babası Mustafa Sabri Efendi 1877-78 Osmanlı-Rus Harbinde Gazi Osman Paşanın kumandasındaki Plevne müdafileri arasında bulunmuş, Plevne müdafaasında kahramanca savaşmış zabıtlardan birisidir. Gazi Mülazım-ı evvel Mustafa Sabri Efendi Sivas’ın Zağra kasabasından vazifeli iken emekliye ayrılmış, Taşköprü’ye yerleşmiş bir müddet burada yaşadıktan sonra (R.1330) 1914-15 yıllarında Harmancık Mahallesinde vefat etmiştir, Taşköprü’de metfundur.

Eşref Dede üç sene kadar Taşköprü’de yaşamıştır (R.1323) 1907/1908 senesinde İstanbul’a gitmiş, Tramvay İdaresi’nde Beykoz Dikimhanesi’nde ve Beylikdüzü’nde çalışmıştır. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasında maluliyetiyle askerlikten ihraç edilmiştir. İstanbul’da Pertevniyal Valide Sultan Türbedarı Mevlevî halifelerinden Hacı Hüsnü Efendinin hizmetine giren Eşref Dede hem vekil-harçlık yapmıştır ve hem de Hacı Hüsnü ile ilgili irşadı ile Mevlevî tarikatına (R.1327) 1911/1912 tarihinde Galata Mevlevîhanesi şeyhi bulunan ve doksan yaşında vefat eden Mevlevî şeyhlerinden Ahmet Celaleddin Efendinin irşad halkasına dahil olarak burada bin bir günden ibaret olan meşhur Mevlevi çilesini çıkarmıştır.

Bilahare Bursa’ya giderek Mevlevi halifelerinden Şeyh Şemseddin Efendinin hizmetine dahil olarak çalışmış, bu vesile ile bir müddet Bursa’da kaldıktan sonra Kasımpaşa Mevlevîhanesi’ne vazifeli olarak alınmıştır. Altı ay sonra Galata Mevlevîhanesi’ne nakil ve orada vazife etmiş, üç sene devamlı olarak Galata Mevlevihanesi’nde vazife yapmıştır. 1918 senesinde Kastamonu’ya gelerek Kastamonu Mevlevihanesi şeyhi bulunan Âmil Çelebi’nin hizmetine dahil olmuş, 1920 senesinde çelebi efendinin Konya Mevlevihanesine tayiniyle maiyetinde Konya’ya gitmiş, Konya Mevlevihanesi’nde kalmıştır. Âmil Çelebinin vefatından sonra şeyhlik makamına gelen Abdülhalim Çelebi’nin Milli Mücadele sırasında Konya isyanında müdahildar görülerek muhakeme altına alınması ve bilahare beratıyla şeyhin maiyetinde iki sene kaldıktan sonra 1922 senesinde Kastamonu Mevlevihanesi’ne geri dönmüştür. Kastamonu Mevlevîhanesi Şeyhi Tahir Çelebi’nin maiyetinde meydancı dede olarak çalışmakta iken tekkelerin lağvı dolayısıyla dede efendinin vazifesi de dedeliği de sona ermiştir. Bu tarihe kadar bekâr olarak yaşayan Dede Efendi, Tahir Çelebi’nin delaleti ile kırk yaşında iken Hamza Ağa Mahallesinden Hafıza Cemile Hanım ile evlenmiştir. Cemile Hanım 1951 yılı Ramazan ayı içinde vefat etmiştir. Bundan sonra Dede Efendi tekrar muhacir bir hayata dönmüştür. Ailesi Cemile Hanımın evine iç güveysi olarak giren Dede Efendi, hanımının vefatıyla evden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bir kaç evde kiracı olarak gezdikten sonra nihayet pul sattığı dükkâna yatak yorganını naklederek dükkânda yatıp kalkmaya başlamıştır. Yaşı bir hayli ilerleyen ve gözlerinden malul olan Dede Efendi, bakıma muhtaç bir dereceye girmiş ahşap bulunan dükkânında yatması mahsurlu görünerek dükkânı tahliye etmeye mecbur edilmiştir. Mevlevî tarikatına intisabı dolayısıyla tekkelerde vekil-harçlık, matbah amirliği, ayinlerde meydancı dede ve idareci olarak serenzâde bir ömür geçiren Dede Efendi ihtiyarlık zamanında bakıma muhtaç bir halde meydanda kalmış, İsfendiyar Mahallesinde kiraladığı bir hanenin odasında 1962 yılının Ağustos ayında yetmiş beş yaşını aşkın olduğu halde çocuğu olmadan rahmeti rahmana kavuşmuştur. Na’şı ise Kastamonu Araç yolu üzerindeki büyük mezarlığa defnedilmiştir.

Hafızası gayet sağlam ve geniş olan Dede Efendi’nin Mevlevî şairlerinin tasavvufî şiirlerini bilhassa Şeyh Galip ve Yunus Emre’nin, Niyazi Mısrî’nin Cem ve Kuddusi hazretlerinin divanlarından birçok parçaları yanılmadan doğru bir şive ile okuyan ve yazan Dede Efendi Mevlevilikten aldığı manevi feyizden mülhem olarak tasavvufî şiirleri ihtiva eden bir divan yazmıştır.

Divanının başlangıcı;

“Mest etti ol ruhumu hitâbı elest,

Ol zamandan beri mestim halâ mest”

Dede Eşref şiirlerinde “Mestî” mahlasını kullanmıştır. Divanının gün yüzüne çıkarılması ve yeni harflere aktarılması dileğiyle. Ruhu şad olsun.

Kaynak: Hattat Emrullah Demirkaya’nın Not Defteri, (tarihsiz), s.168-172.

[email protected]

kastamonuilkhaber.com

İlginizi Çekebilir

Ahilerin Efendisi Zahreddin Resul veya Ahi Şorba

Yeni Bulunan Vakfiyenin Işığında: AHİLERİN EFENDİSİ ZAHREDDİN RESUL veya AHİ ŞORBA Yazan: Tuncay SAKALLIOĞLU Ahi Şorba …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla İz Bırakanlarımız
İlim ve Kültür Merkezi Olarak Kastamonu

Yazan: Yavuz UNAT Kastamonu Üniversitesi Felsefe Bölümü • Bilinen geçmişi; Hitit İmparatorluğu ile başlayan Kastamonu kentine Hititlerden …

Kapat