Ana Sayfa / Yazarlar / Namazın Manası / Ahmet KATIN

Namazın Manası / Ahmet KATIN

Bunu paylaşınız

Risale-i Nurdan 9. Sözden bir vecize:

Namazın manası, Cenab-ı Hakk’ı tesbih ve ta’zim ve şükürdür. 
Sözler, 40
 
Okuduğumuz kelimeler ve cümlelerin bir cesedi bir de ruhu vardır. Cesed mürekkebi, harfleridir. Ruhu ise manasıdır. İkisi birbirinden ayrılmaz ve ayrılmamalıdır.
 
Namazın da cesedi ve ruhu vardır. Cesedi hadesten taharetten necasetten taharetten başlar. Ta kıyam kıraat, ruku, sucud ve tahiyye veya ka’deye ulaşır, selamla tamamlanır. Amma bir de namazın ruhu manası vardır. Ceseddeki her parça her hücre, her organ o mana, o ruh için çalışır ve vazifelidir.
 
Namaz belli vakitlerde eğilip, kalkmak, hareket etmekten ibaret değil. Vazifedir bir an önce bitsin de kurtulalım değildir. Ana babamız kıl dediği için değildir. Rabbimize börcumuz muş, borcumuzu ödeyelim değildir. İla ahir.
 
Üstadımız Kur’andan aldığı derse binaen demiş: Namazın manası, Cenab-ı Hakk’ı tesbih ve ta’zim ve şükürdür. 
Sözler ( 40 )
 
Namazın manası ruhu tesbih, tazim ve şükür beraberliğinden tezahür ediyor, görünüyor. 
 
Tesbih: İnsanın namazla anlaması, hissetmesi, yaşaması gereken birinci haldir. İnsan doğduğunda cahil, aciz ve fakirdir. Yani hadsiz kusurludur. Kendini bilmeyen, ihtiyaçlarını bilmeyen ve karşılayamayan, konuşamayan ve yürüyemeyen bir mahluktur. Büyüdükçe, öğrendikçe bilmediklerinin, anlamadıklarının azalması gerekirken artan bir masnudur. Sorumluluk yaşına geldiğinde ise, Rabbinin emir ve yasaklarına itaatte, ubudiyet ve ibadette, marifet ve muhabbette kusurlar yapmaya başlar. 
 
İşte tesbih, insanın maddi ve manevi bütün kusurlarını itiraf ile Rabbinin bütün kusurattan münezzeh olduğunu ilandır. Bundan dolayı “Sübhanekallamümme” diyecek, rükuya eğilip “Sübhane Rabbiyel Azim” diyecek, secdeye kapanıp “Sübhane Rabbiyel A’la” diye inleyecek. Kendisine verilen cüz’i ilim, irade ve kudretin Allah’ı tanımak için verildiğni anlayıp, gururundan, kibirinden, enaniyetinden vazgeçip hak ve hakikata ulaşacak, namazın ruhuna kavuşacak ben sonsuz kusurlu, eksik ve noksanım amma her türlü noksandan, kusurdan münezzeh bir Sübhanın kuluyum ve kulluğumdan memnunum diyecek. Kendi kusurundan bütün mahlukatın kusurlarına intikal edecek, bütün mahlukat namına Sübhanallah diyecek.
 
Ta’zim: İnsanın namazla anlaması, hissetmesi, yaşaması gereken ikinci haldir. İnsan aczini, zaafını düşünecek, kainat içinde dünya içinde ne kadar küçük, ne kadar zayıf ve güçsüz olduğunu hissedecek; bebekliğinden, çocukluğundan şu ana gelene kadar ki vaziyetlerini, vücudundaki organlardan, hayatının devamı için verilen rızıklardan, üzerinde yaşadığı dünyaya kadar hiçbir şeye gücü yetmediğini anlayacak. Oradan diğer insanların, diğer mahlukatın, bütün kainatın acizliklerine güçsüzlüklerine intikal ile bütün kainatı bütün zamanlarıyla  kuşatan sonsuz kudret sahibini tanıyacak. Allahu Ekber ile iki elini havaya kaldırıp teslim olacak, huzurunda ellerini bağlayacak, Allahu Ekber diyecek bütün kainatla beraber rukuya eğilecek, Allahu Ekber ile acizliğin son göstergesi olan secdeye kapanacak, kendini sıfırlayacak, Rabbini tazim edecek ve Allahu Ekber diyecektir.
 
Şükür: İnsanın namazda anlaması, hissetmesi, yaşaması gereken üçüncü haldir. İnsan fakirliğini, ihtiyaçlarının sonsuzluğunu düşünecek, doğduğunda çıplak doğan, kendine ait hiçbir şeyi olmayan, organlarını kullanma fakiri olan ilâahir insanı, sonsuz rahmetinin ihsanlarıyla, ikramlarıyla kuşatan, her duygusunu tatmin edecek gıdaları veren, her mahluku ona hizmetkar eden, onun ihtiyaçlarını karşıladığı gibi bütün alemlerdeki bütün mahlukatının bütün zamanlardaki bütün ihtiyaçlarını karşılayan, fakirliklerini zenginliğe çeviren bir Allaha karşı Elhamdü lillahi Rabbil Alemin ile bütün alemler namına, Semiallahü limen hamideh ile bütün hamdedenlerin namına, Rabbena ve lekel hamd ile bütün esma, sıfat ve şuunat ile beraber Zatının huzurunda muhatap olarak bütün hamdler, şükürler yalnız Sana aittir diyerek, tahiyyatta oturup en büyük şükür olan ezelden ebede kadar bütün zaman ve mekanlardaki hayat sahiplerinin, mübareklerin, ruh sahiplerinin, şuur ve idrak sahiplerinin bütün tahiyyat, mübarekat, salavat ve tayyibatlarını Allaha takdim etmektir. Külli Rububiyetine külli bir ubudiyet ile mukabele etmektir. Bu külli ubudiyeti Elhamdülillah ile ilan edecektir.
 
İşte namazın külli manalarından Risale-i Nur eserleri vasıtasıyla hissettiğimiz, bir derece anladığımız bu manaları ve daha külli hakikatları bütün namazlarımızda yaşayabilmeyi Rabbimiz ihsan eylesin.
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

“Selam Kardeşim”

Yeni Zelanda’daki ilk şehidin, terörist katilin kamerasına yansıyan hoşgörüsüydü bu cümle. Ne o caninin içindeki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Kayıtdışılık ve Ekonomiye Verdiği Zararlar / Vehbi KARA

Her ne kadar denizde çalışarak rızkımızı Rabbim gönderiyor ise de asıl uzmanlık alanım ekonomidir. İstanbul …

Kapat