Ana Sayfa / Yazarlar / Neyin Bayramı / Eyyup AKSOY

Neyin Bayramı / Eyyup AKSOY

Bunu paylaşınız

Eyyup AKSOY

NEYİN BAYRAMI?

İslam ümmeti orucunu tuttu. Allah, tüm eksikleri ile kabul eder inşallah. Şekil olarak oruçlu olmalarımızla birlikte, aramızda ihlâs ve samimiyetle bu farzı yerine getiren müminlerin varlığının Allah’ın rahmet ve bereketini üzerimize çekeceği inancındayız.

Şimdi bayrama hazırlanıyoruz.

Yine orta yaş ve üstü insanlar, iç ekerek, “nerede o eski bayramlar” diye, yorumlara girişecekler.

Sahi, nerede o eski bayramlar?

Manevi değerlerimizin içi boşaltılalı beri biz hep aynı serzenişi yapar olduk: “Nerede o eski bayramlar?” Oruç, dünya nimetlerinden yaklaşık olarak günün dörtte üçlük bir süresi için mahrum kalma olarak algılanıyorsa…

Her toplum, kendi kültürel yapısına uygun bir “Ramazan kültürü” geliştirmişti. Her sosyal ve inanç yapısı bu kültür içinde kendisine bir yer edinmiş, barış ve huzur içinde bu mübarek atmosferden nasibini almaktaydı. Kültürün bütün öğeleri; dil, edebiyat, musiki, tiyatro ve bu kültürün bütün unsurları; Müslüman, Ermeni, Hıristiyan inancında olanlar ve tüm ırklar… Bir güzel bahçenin rengârenk çiçekleri gibi… Kardeşçe yaşamımız vardı. Egemen güçlerin İslam toplumlarında giriştikleri maddi ve manevi katliama, içimizdeki zavallı mezar kazıcılar türeyene kadar… Kardeş idik biz…

Aslında Ramazan ayının varlık sebepleri vardır. Allah’ın murâd ettiği…

Bu sebepler, aynı zamanda bu ayın neticesi ve meyvesi hükmündedir. Usulüne uygun emek verilmeden meyve elde edilemez. İşte “Ramazan Bayramı” tabir caiz ise, “Meyve Festivali” hükmündedir.

Emek verilmeden, sabır gösterilmeden, yakınlaşmalar gerçekleştirilmeden, küslük ve düşmanlıklar bir tarafa bırakılıp barış ortamı sağlanmadan, açın halinden anlamadan, fakir fukara sevindirilmeden, insana insan olduğu için değer verilmeden, inançlara saygı gösterilmeden, herkes birbirini kardeş görmeden geçirilen Ramazan aylarından sonra gelen sözde bayramlarda “Nerede o eski bayramlar?” diye şikâyet eder dururuz.

Sahi, neyin bayramını yapıyoruz?

On yedi saat aç ve susuz kalmaktan kurtuluşumuzun bayramı mı, yoksa her türlü maddi ve manevi ağırlıklarımızdan, tortularımızdan kurtulup, arınmamızın verdiği huzurun kutlaması mı?

Dünyada; Kafkaslarda, Ortadoğu’da, Balkanlarda, Asya’da, Doğu Türkistan’da… Myanmar’da, Suriye’de, Mısır’da, Tunus, Fas, Cezayir’de, Somali’de… Müslümanlar, akl-ı selim insanlık olarak birlik ve beraberlik içerisinde barışa yaptığımız katkının, bütünleşmemizin bayramını mı yapacağız?

Oruç tutmayanların tutanlara karşı edepli davranıp saygı gösterdiği, tutanların tutmayanları hor görmeyip, merhametle hidayet diledikleri bir ortam mı oluşturduk ki bayram yapıyoruz? Hatta Müslüman kimliğiyle diğer Müslümanları tekfir eden, “ene” tapınakçılarıyla neyin bayramını kutlayacağız?

Saygı mı gösterdik birbirimize… Kaç tane büyük ilimizde, canlı sosyal hayatta Ramazanın varlığı hissedildi? Camilerin yirmi metre yakınındaki içki büfelerinin kaç tanesi, sattığı ürünlerin, reklamların sırf insana ve inanca, bu mübarek Kur’an ayına saygı olsun diye, üzerini örttü? Yine caddelerde, sokaklarda sigaralar tüttürülmedi mi? Kurban’ı canlı katliamı olarak görenler tarafından, gün içinde mangallar yakılıp, ortalığa pirzola kokuları yayılmadı mı?

Sahi, nerede o eski bayramlar?

Müslüman komşusuna saygı belirtisi olarak, ortalıkta yiyip içmeyen, hatta iftar sofrasına iştirak edip onun duygularına ortak olan Ermeni, Hıristiyan komşular nerede? Adı cüzdanında Müslüman yazılı olup da, gayr-i Müslimlerin yapmadığını yapanlarla mı mutlu bayramlar yaşayacağız?

Zalimin zulmünün karşılığını gördüğü, âlimin ilminin gereğini yaptığı, evladın evlatlığını, eşin eşliğini bildiği, müminin mümini kardeşi olarak bağrına bastığı her gün bayramdır. Bu bayrama iştirak etme bilinç temennisiyle…

Herkesin bayramı mübarek olsun.

Yazar : Eyyup AKSOY

1963 yılı Eylül ayında Sungu’da dünyaya geldi.
Üniversite eğitimini Bursa’da, yüksek lisansını Harran Üniversitesi'nde tamamladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesinde başladığı doktora eğitimini yarım bıraktı.
Dokuz yıllık öğretmenlik ve idareciliğin ardından, sırasıyla Harran Üniversitesinde Eğitim Öğretim Planlamacılığı, Araştırma Uygulama Hastanesi Müdürlüğü, Araştırma Fonu Müdürlüğü, Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevliliği, Akademik Bakış dergisinin yayın koordinatörlüğü görevlerinde bulundu. 28 Şubat sürecinde görevine son verildi.
Medikalcilik ve pazarlamacılık yaptı.
2000- 2001 yıllarında Bursa’da bir özel hastanenin kurucu müdürlüğünü yürüttü.
2001-2003 yılları arasında ortaklarıyla kurduğu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezinin şirket müdürlüğünü yaptı.
2003 yılı aralık ayında yeniden açıktan atama yoluyla öğretmenliğe geçti.
Halen Bursa’da öğretmenliğe devam etmektedir.
Yayınlanmış eserleri:
Bir Aşkın Analizi, Gençlik Yayınları, İstanbul 1997
Akşamla Söyleşi (Şiir) Ankara 20013
Eylül Sarısı(Roman), Uğur Tuna Yayınları 2014
Eylül Sarısı(Roman)2.Baskı, 3 Adam Yayınları 2015
Peydah (Roman), 3 Adam Yayınları 2016

Tüm Yazıları Göster
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

“Selam Kardeşim”

Yeni Zelanda’daki ilk şehidin, terörist katilin kamerasına yansıyan hoşgörüsüydü bu cümle. Ne o caninin içindeki …

Daha fazla Yazarlar
“Mazi ve Müstakbel, Hâl Hükmünde Bir Temaşagâh…”/ M. Nuri BİNGÖL

Mehmet Nuri BİNGÖL [email protected] “Mazi ve müstakbel, hal hükmünde bir temaşagâh…” Bir keşmekeş, bir kaos... …

Kapat