Ana Sayfa / HABERLER & Yorumlar / Okul ve zorunlu eğitim insanı eğitir mi öğütür mü?

Okul ve zorunlu eğitim insanı eğitir mi öğütür mü?

Muaz Ergü
   Muaz Ergü

Ivan Illich, ‘Okulsuz Toplum’ kitabında kişiliğini, benliğini diplomalara, sertifikalara gömen ve buradan aldığı güçle yaşamını sürdürmeye çalışan bağımlı bireylerin olmadığı bir sistemin varlığını tartışmanın gerekliliğini haykırıyor. Muaz Ergü yazdı.

Uzun bir tatilin arkasından okullar açılıyor. Yeni bir eğitim/öğretim dönemi daha başlıyor. Yeni bir dönemin başlamasıyla birlikte aslında yığınla sorun da başlıyor. Zorunlu eğitimin, okulun sebebiyet verdiği, kendi içinde barındırdığı sorunların, sıkıntıların yanına bir de ülkemize ait özel sıkıntılar da ekleniyor. Ülkemizde bir türlü hitama erdirilmemiş, yazboz tahtası gibi sürekli değişen bir eğitim sistemi var. Bırakın öğrenci ve velileri, eğitimle profesyonel anlamda uğraşan yönetici ve öğretmenlerin bile hızına yetişemediği bir müfredat ve sistem değişikliği ile karşı karşıyayız. Okulların fiziki yapılarının yetersizliği, öğretmen açığı, birleştirilmiş sınıflar ve daha birçok aksilik eğitim sisteminin yakasına yapışmış durumda. Bütün bu sorunların yanında geleneksel eğitim yöntemlerine modern Avrupa’dan daha çabuk dönmek gibi bir avantajımız da var. Ama kahir ekseriyet bunu bir avantaj olarak görme eğiliminde değil, aksine bir eksiklik olarak görüyor. Varsa yoksa kurumsallaştırılmış eğitim/öğretim… Bunun dışındaki öğrenme biçimleri tu kaka…

Biz bu haberde ülkemize ait bu tip somut sorunların ötesinde modern eğitim sistemi ve onun tatbik alanı olan okul üzerine yazılmış eleştirel bir kitabı yazma niyetindeyiz. “Okulsuz Toplum” kitabında okulun modern anlamdaki yeri ve etkileri sorgulanıyor. Ivan Illich, eğitim ve öğretimin kurumsallaştırılmasına ve belli müfredatlarla okulların tekeline bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Gözleri ışıl ışıl parıldayan çocukların dört duvara hapsedilerek gözlerindeki parıltının söndürüldüğü, küçücük bedenlerin büyük hırslara kurban edildiği bir sistemi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Öğrenme hakkı okulla ve okula devam mecburiyetiyle sınırlandırılıyor

Modern insan sertifikaların, makbuzların, dekontların, kartların, kimliklerin tasallutunda. Hepimiz doğumumuzdan itibaren kayıt altına alınmış durumdayız. Okullar da, bizi köleleştiren statükonun korunması maksadıyla kurulmuş yapılar olarak işlevini sürdürüyor. Öğreneceğimiz bütün şeyler yalnızca birileri tarafından müfredata eklenmiş konular. O konular dışında dünyada sanki başka şeyler yokmuş gibi yetiştiriliyoruz. Öğrenme hakkı okulla ve okula devam mecburiyetiyle sınırlandırılıyor. Modern eğitim ya da okullaşma günümüz dünyasında her yerde tüketim standartlarını mutlaklaştırıcı bir işlev görmekte. Eğitimin kademelerine göre bu standartlar da değişir. Illıch’in de belirttiği gibi üniversite mezunlarıyla diğer insanların tüketim standartları farklılaşır. Ama nihayetinde eğitimin tezgâhından geçen herkesin bir standartı olur. Tüketim mekanizmasının onaylanmasında ve geçerlilik kazanmasında eğitim kurumlarının payı inkâr edilemez. Okullar kişinin bilgisini otomatik olarak refaha dönüştürür. Bilgi, pazarlanan ve alıcısına satılan bir meta konumuna indirgenir. Öğretmenler satıcı, öğrenciler ise alıcıdır. Bilginin aşkınlığı, saygınlığı ancak müşteri bulma oranı kadardır. Modern eğitim kurumları keşiflerin, eski ve yeni fikirlerin tartışıldığı özgür ortamlar olmaktan çıkmış ve eğitimin üretildiği fabrikalar haline gelmiştir.

Ivan Illich okulun aşıladığı kurumsallaştırılmış değerlerin sayılarla ifade edildiğini, hayallerin, gerçeğin ve insanoğlunun dâhil olduğu her şeyin ölçülebilir olduğunu belirtiyor. Bunun yanında bireysel gelişimin ölçülebilir bir meta olmadığını, makam mevki kazanmak için insanların ölçülemez, sayılarla ifade edilemez yaşantılarının o insanların elinden kayıp gittiğini söylüyor. Özgürlük ve yaratıcılık söylemleriyle insanların yaratıcılıkları törpüleniyor. Başı sonu belirlenmiş müfredatlarla insan zihni güdükleştiriliyor. Okul diğer kapitalist kurumlar gibi pazarlama ve satış yapıyor. Müfredat satıyor. Eğitim teknokratlarının ve mühendislerinin başının altından çıkan ve ferdi sisteme entegre etme amacı taşıyan, aynı zamanda da ferdin bütün aykırılıklarını törpüleyen bir müfredat… Okul ruhsuz, seküler, ölümü inkara edici modern bireyin ruh halinin bir parçası haline getiriliyor. Illıch okullara “Yeni Dünya Kilisesi” adını veriyor. Ona göre okul hem insanı uyuşturuyor hem de insanın yaşam süresince gerekli olan bilgileri kazandırıyor. Bir bilgi endüstrisi… Okulsuzlaşma ise insanoğlunun özgürleşmesine yol açacak hareketliliğin temellerini teşkil edecek bir önemli unsur…

Illich değişik zamanlarda değişik mekânlarda yaptığı incelemelerde insanların çoğunun öğrenme hakkının okula devam mecburiyetiyle kısıtlandığını fark ediyor. Evet, tezat gibi görünen bir durum ama gerçekten öyle. Okula devam mecburiyeti dolayısıyla okuldan kaçan ve okuldan nefret etmeye başlayan bir sürü insan var. Eğitimde fırsat eşitliği ise büyük bir yalan olarak ortada duruyor. Öğrencilerin hayal gücü, imgelem yeteneği değer yerine hizmetin konması dolayısıyla okullaştırılıyor ya da kurumsallaştırılıyor. Ne hazindir ki artık neyin değerli ya da değersiz olduğuna profesyonel siyasi ve mali tekeller karar veriyor. Bunu da okullar müfredat adını verdikleri sistemle insanların beynine enjekte ediyor. Aynı şekilde hayatın sona ermesi ve ölüm de doktorların ve cenaze levazımatçılarının kurumsal tahakkümü ve idaresi altında gerçekleşiyor. Temel ihtiyaçlar laboratuvarlarda üretilmiş meta için talebe dönüştürülüyor ve artık bu talepler siyasi ve mali teknokratlar tarafından değiştirilebilir standartlara endeksleniyor. Eğitim de bu standartların içinde şekillenen bir meta olarak pazarlanıyor.

Hepimiz nasıl yaşanacağını en iyi okul dışında öğreniyoruz

Okulun eğitim öğretimde sorgulanamaz bir yeri olduğu ön kabulünün bu derece baskın olmasına rağmen birçoğumuz sahip olduğumuz bilginin genelini okul dışından elde ediyoruz. Bir daha hiç karşımıza çıkmayacak testlerdeki sorular aslında aptallaştırıyor bizi. Ve hepimiz nasıl yaşanacağını en iyi okul dışında öğreniyoruz. Sevmeyi, aşkı, dostluğu, hissetmeyi, özgürce oynamayı…

Ivan Illich, okulu ya da kurumsallaştırılmış eğitimi yada zorunlu eğitimi sorgularken okulsuz toplum hakkında da çıkarımlar yapıyor. Okul sistemini çok pahalı, antidemokratik, insan fıtratına aykırı bir sistem olarak görüyor. Bunu yerine bireysel istekler, özgür seçimler ve kümeleşmelere dayalı, daha insani bir sistemi öneriyor. Sürekli tüketen olmak yerine doğayı ve dünyayı koruyan, bilgiyi metalaştırmayan bir anlayışı vurguluyor. Çağdaş tasarımların ötesinde insanın özüne dokunan ve özü ortaya çıkaran bir bilgeliğe dayalı sistem diyor. En önce de tamamen okullaştırılmış olan hayallerimizden sıyrılmamızın kaçınılmazlığını vurguluyor.

Ürünlerden, renklerden ve reklamlardan daha çok insanları seven, aykırılıkları törpülenmemiş, doğaya ve kendine saygılı bireylerin yetişeceği okulsuz bir toplumu düşlüyor Illıch. Müfredatların ve okulların tezgâhında un ufak edilen çocukları değil. Bilgiyi nesneye ve metaya çevirmeyen bir eğitimden bahsediyor. Kişiliğini, benliğini diplomalara, sertifikalara gömen ve buradan aldığı güçle yaşamını sürdürmeye çalışan bağımlı bireylerin olmadığı bir sistemin varlığını tartışmanın gerekliliğini haykırıyor Illich. Bu haykırdıklarının da okullu bir toplumda olamayacağını…

Düşünmek ve tartışmak gerekir…

 

dunyabizim.com

İlginizi Çekebilir

Nesh ve Hikmeti / İmam Maturidi

Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak mutlaka onun daha hayırlısını veya dengini getiririz. Allah’ın her …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Kâinat da Bir Kitap / Şevket ÖZSOY

Kâinat da bir kitap, okumak lâzım, Neler yazmış Rahman?. anlamak lâzım, Bu bizlere hitab, muhatab …

Kapat