Ana Sayfa / Yazarlar / Rahmet Damlaları Düşerken

Rahmet Damlaları Düşerken

Geçtiğimiz sene idi. Dede mirası yaşlı bir teyzemizi ziyarete gidelim diye konuştuk, anlaştık bir akraba ile.
Onun işi çıktı gelemedi ama bana nasiboldu ziyaret.

Aslında iki sokak ötemizde sayılacak bir mesafede olan evlerine gittiğimde “Orhanııım..” diye, bir devlet büyüğü gelmiş edasıyla nasıl candan karşıladığını anlatamam.

Eşi Tahir amcayla evlerinde sessiz sakin oturuyorlardı.
Saniye teyze hasta idi. Aldığı kemoterapilerin etkisi, yürüşünden, ellerinden anlaşılabiliyordu.
Sitem için değil, sorduğumuz için hastalığının ve kemoterapinin yaşlı vücuduna etkilerini anlatıyordu. Ağzına kaşık götüremediği günlerden bahsetmişti.

Biz konuşurken Tahir amca zessizce gözden kayboldu. Anladım ki, bitişikteki mahalle bakkalına gitti, evde bir eksik vardı.
Biraz sonra Saniye teyzemle Tahir amcanın mutfak tarafına gidiş gelişleri çoğalmaya başladı, uzaktan hem benimle konuşuyor hem mutfakta birşeylerle uğraşıyorlardı.

Vakit öğle vakti. Onlar yemeklerini henüz yemişlerdi benim geldiğimde.
Benim de karnım toktu. Ama bilirim ki, bizim yaşlılarımız ne yapar yapar, eve gelen misafire ikram etmeden göndermezdi.
Heleki hane sahibi mutfağa geçtikten sonra..
Olacakları bildiğim için kaderime razı olarak ben de mutfağa, onların yanına geçtim.

Saniye teyzem yumurta pişiriyordu.
Öğünden artan yemekler yetmez diye dertlenmiş, çabucak hazırlansın diye yumurta pişirmeye karar vermişti.
Onlarla birlikte gülerek, şakalaşarak yumurtayı pişirdik, çayı demledik, sofrayı kurduk. Ve aynı huzur ve mutlulukla, candan, yürekten sohbetlerle yedik içtik. Karınlarımız da, gönüllerimiz de doydu..

Sofra kalkmadan, “Saniye teyze. Benim karnım toktu, yemek yeyip gelmiştim ama seni üzülür diye bu yemeği de yedim” dediğimde, “Orhanıımm.. Eğer bu gün bu evden birşey yemeden gitseydin ben hasta olurdum” demişti..
İzin almadığım için ismini veremeyeceğim başka bir büyüğüm, “bizim hamım hasta olup yatak döşek yatarken, misafir geliyor de, anında kalkar, hastalıktan hiç bir eser kalmaz. Bütün hazırlıkları yapar, misafiri ağırlar, uğurlar. Misafir gittikten sonra yine “bi kucak hasta olur” yatağa düşer” diye anlatmıştı bir sohbet esnasında.
“Biz evde iki kişiyiz, bir ekmeği ikimiz bir günde bitiremeyiz ama hanım halen bana ekmeği çok aldırır, yemeği çok yapar. Neden?
Bir gelen olursa diye..
Eskiden bizim evlerimiz misafirsiz olmazdı.
O günlerin alışkanlığı var halen hanımda, atamıyor, unutamıyor, halen her akşam misafir bekliyor..”
Bu ifadeler latife yada abartı değil, biliyoruz, şahidiyiz.

Saniye teyzemizi bu gün Rahmeti Rahmana uğurladık.
Kabri üzerine rahmet damlacıkları düşerken,

Duhan Suresi 29. Ayeti hakkında Bediüzzaman Hz.lerinin yorumu geldi hatrıma; “Ehl-i dalâletin ölmesiyle, semâvât ve zemin (gökler ve yer) onların üstünde ağlamıyorlar.’ Ve mefhûm-ı muhâlif (zıt ma‘nâ) ile delâlet ediyor ki: ‘Ehl-i îmânın dünyadan gitmesiyle, semâvât ve zemin, onların üstünde ağlıyor.”

Saniye teyzenin vefatına gök ağladı bence. Rabbimiz teyzemizi rahmetiyle karşıladığının müjdesini verdi belki, ben öyle inandım, öyle inanıyorum, dua ediyorum..

Bizim kültürümüz böylesi isimsiz kahramanların yüreklerinde, hayatlarında kodlanmış..
Her göçen yaşlımızla bir yanımız göçüyor, içimiz çekiliyor, boşalıyor.

Rabbimiz Saniye teyzemize ve emsali güm büyüklerimize, tüm göçenlerimize gani gani rahmet eylesin, ruhları şad, mekanlarını Cennet eylesin inşaallah.

İlginizi Çekebilir

Sayılarla Hadisler ve Yanlış Bilinen Gerçekler

RAKAMLARLA HADİSLER VE YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER Hadis kitapları ve hadis sayıları. Kütübü Tis’a (Dokuz hadis …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
İslamiyet Tek Başına Yaşanan Bir Din Değildir! / Ediz SÖZÜER

Dinî Cemaatler, Eserler ve Âlimlerin Gerekliliği ve Güzelliği: İslamiyet Tek Başına Yaşanan Bir Din Değildir! …

Kapat