Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Ramazanlık / Ramazan Psikolojimiz / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Ramazan Psikolojimiz / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Bunu paylaşınız

“Yılda bir ay süre ile yeme ve içmede yaptığımız planlı bir değişim ile sağlığımıza sağlık kattığımız gibi yemenin bizim kontrolümüzde olduğunu, daha doğrusu olması gerektiğini ilan ederiz.”

Günümüzde yemek sıradanlaşmış, adeta hiç durmadan bir şeyler yemek ve içmek rutinimiz haline gelmiştir. Çay, kahve, alışkanlıkları olanlar için sigara, atıştırmalıklar, üç öğün yemek, aralarda yine yemek yemek…

Böylelikle de şişmanlık başta olmak üzere diyabet, kalp damar hastalıkları, damar sertliği, hipertansiyon, gut, uyku zorlukları, mide ve bağırsak sorunları gibi sıralamakla bitmeyecek rahatsızlıklar bütün insanları sarmış durumdadır.

Üstelik hepimiz de bunun yanlış olduğunu, vazgeçmemiz gerektiğini bilmemize rağmen yine de kendimizi maalesef alıkoyamıyoruz.

İşte mübarek Ramazan ayı bize bu konuda müthiş bir fırsat vermektedir. Rabbimin emrine uyarak, yine O’nun rızasını kazanmak için bir ay boyunca aç ve su içmeden bedenimizi dinlendirmek. Önümüzde güzel, canımızın çektiği yiyecekler olsa bile arzu etmemek, el uzatmamak. Müthiş bir olay…

Yılda bir ay süre ile yeme ve içmede yaptığımız planlı bir değişim ile sağlığımıza sağlık kattığımız gibi yemenin bizim kontrolümüzde olduğunu, daha doğrusu olması gerektiğini ilan ederiz.

Oruçla bedenimizi temizler, toksinlerden (zehirli atıklar) arındırırız.
Oruç tutmayanlar oruca dayanmanın zor olduğunu düşünürler. Oruçla aç kalacaklarını sanırlar. Hâlbuki hakkıyla tutulan, iftar ve sahurda yenilen, ama aşırıya kaçmadan yenilen oruç asla zararlı değildir. Üstelik tutanı hastalıklara karşı korur ve sanılanın aksine kişiyi enerjik yapar.

Oruç; kalp, mide, bağırsaklar, böbrekler, ciğerler, pankreas dâhil tüm sistemlerimize dinlenme ve yeniden güç kazanma şansı verir. Böylece oruçtan sonra vücudumuz daha düzenli olarak çalışır. Özellikle kalbin kan damarlarına ve sindirim sistemine besinlerin emilmesi için fazla miktarda kan pompalanması gerekmeyecek ve sistem istirahata geçecektir. Böylelikle yaşlanma süreci yavaşlayarak ömür uzayacaktır.
Oruç tutma zihni berraklaştırır, duyuları keskinleştirir ve hafızayı güçlendirir. Boş bir mide sindirim için harcanacak kanı beyne gönderir, böylece beyin daha fazla kan ve enerji alır. Böylelikle konsantrasyonumuz artar ve düşünme yeteneğimiz çoğalır.

Oruç tutma ile hormonların ve organların normal ve dengeli salgı yapmasına yardımcı olunur.

Oruç fazla yağları yakar ve aşırı kiloları azaltır. Sindirim sisteminin temizlenmesiyle oruçla sağlıklı bir iştah oluşur. Sürekli olarak fazla yemek yiyenler midelerini doğal olmayan bir şekilde genişletirler. Böylece onu doldurmak için daha fazla besin gerekir. Oruç büyümüş mideyi normal ölçüsüne getirir, doğal olmayan oburluk ortadan kaybolur.

Oruç kişiyi sakinleştirir. Endişesini azaltır, uykusuzluğunu giderir. Yorgunluk, çarpıntı, midede şişkinlik ve ekşime, alerjik reaksiyonlar asgariye iner.

Oruçluyken nimetlerin tadını daha lezzetli algılarız ve kıymetini daha çok anlarız. Rabbimize şükrederiz. Yoksulların, açların ve maddi durumu olmayanların acılarını daha derinden hissederiz.

Oruç şeklen açlık perhizlerine benzerse de aradaki fark büyüktür. Rabbimizin isteği ile ve O’nun rızasını kazanmak için oruç tutan açlık hissetmez. Aç kalmak, böyle kişi için zahmetli olmaz aksine zevk ve haz verir.

Bir dostumuz, “Ben sabah kahvaltısı etmeden evden çıktığımda uzun süre dayanamıyorum, içimi sıkıntı ve huzursuzluk kemiriyor” demişti. Kendisine Ramazanda ne yaptığını sorduğumda, “Enteresandır, oruç iken yiyecek içecek aramıyorum. Öyle rahatım ki! Açlık aklıma bile gelmiyor.” diye cevap vermişti.

Oruç tutan yemeye ara vermeyi, yemeden de yaşanacağını, fazla yemenin gereksiz hatta zararlı olduğunu anlar. Yılda tutulan bir aylık Ramazan orucu ve aradaki oruçlar bizi yemek için yaşamadığımızın, aksine yaşamak için yediğimizin şuuruna vardırır. Rasgele yemeye elimiz uzanmaz olur. İrademiz artık daha kuvvetlidir.

Oruç insanı terbiye eder, nefsinin istek ve emirlerine gem vurmayı bizlere öğretir. Tabiat ile bizi daha yakınlaştırarak gevşememizi, streslerimizin azalmasını sağlar. Rabbimize daha yakınlaştığımızı bütün hücrelerimizde hissederiz. Kin, intikam, ihtiras, gerginlik, kanaatsiz olma gibi olumsuz duygularımıza ket vururuz.

Gerçekten oruç sağlığımıza sağlık katar. Oruç tutalım, sağlığımızı koruyalım. Peygamber Efendimizin (sav) buyurduğu gibi, 

Oruç tutan sıhhat bulur.”

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Ramazan’da itikafa girecek olanların bilmesi gerekenler: İtikafın rüknü, hükmü, âdâbı

Ramazan’da itikafa nasıl girilir? Ramazan’da itikafa girme usülü nasıldır? İtikaf nedir? İtikafın kısımları nelerdir? İtikafın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Ramazanlık
İmamlık ve Cemaatle İlgili Meseleler

İmamlık ve Cemaatle İlgili Konular 145- Aklı olan, bûluğ çağına eren, hür olan ve zorluk …

Kapat