Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Ramazanlık / Ramazan’da Nasıl Beslenmeli?

Ramazan’da Nasıl Beslenmeli?

Bunu paylaşınız

Prof. Dr. İbrahim SARAÇOĞLU

“Ramazan ayı farklı bir beslenme şekli gerektirmez. Ancak, on altı saat gibi bir duraklama sürecinden sonra yemek yemeğe başlanması (iftar, iftar sonrası ve sahur) beslenme kurallarını beraberinde getirmektedir.”

Ramazan ayı Müslümanlar açısından pek çok açıdan önemlidir. Ancak, bunların en önemlisi Kur’ân-ı Kerim’in bu ayda nâzil olmaya/inmeye başlamış olmasıdır. 1400’ü aşkın seneyi içeren ve kıyamete kadar devam edecek olan İslâm tarihinin ilk harfleri bu ayda yazılmıştır.

Kur’ân-ı Kerim’de ismi geçen tek ay Ramazan ayıdır. “(o sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanları hidayete ulaştıran Kur’an, hak ile batılı birbirinden ayıran apaçık ayetler halinde onda indirildi.” (Bakara Suresi / 185) Allah böyle buyurarak mübarek Ramazan’ın başlıca özelliğine dikkat çekiyor ve devamında gücü yeten Müslümanların oruç tutmalarını emrediyor.

Orucun bizlere faydaları saymakla bitmez. Bu yüzden tüm Müslümanlar oruç tutmak için ramazan ayının gelmesini sabırsızlıkla bekler. Yine de oruç tutarken zorlanan pek çok kişi vardır. Bunun altında yatan sebeplerin bazıları da tabi ki yanlış yeme-içme alışkanlıklarına dayanmaktadır. Özellikle bu konuya değinmek ve siz değerli okuyucularımızın dikkatini bu önemli konuya çekmek isterim.

Dünyada yılda 17 milyon, AB’de 2 milyon, Türkiye’de 200 bin kişi kalp hastalıklarından ölüyor. Daha da önemlisi; Türkiye’de her yıl 200 bin kişi koroner hastalıklar havuzuna katılıyor. İyi olan ise değiştirilebilir nedenler devre dışı bırakıldığında, kalp hastalıklarının yüzde 80 oranında önlenebilmesidir. Değiştirilebilecek en önemli neden ise yanlış beslenmedir.

Dünyada genellikle ileri yaşlarda görülen kardiyovasküler hastalıklar, Türkiye’de 10-12 yıl daha erken ortaya çıkıyor. Bunun en önemli sebebi beslenme alışkanlıkları. Ülkemizde yanlış beslenme alışkanlıkları 11 ayın sultanı diye nitelendirdiğimiz ramazanda da son sürat ilerliyor. Bu yüzden de ramazanın sonlarına doğru ve sonrasındaki ilk birkaç hafta içerisinde kardiyovasküler hastalıklar artış göstermeye devam ediyor. Bu sebeple sizlere özellikle ramazan ayı boyunca dikkat etmenizi gerektiren birkaç noktayı aktarmak isterim.

Ramazanda beslenme kuralları

Ramazan ayı farklı bir beslenme şekli gerektirmez. Ancak, on altı saat gibi bir duraklama sürecinden sonra yemek yemeğe başlanması (iftar, iftar sonrası ve sahur) beslenme kurallarını beraberinde getirmektedir.

İşte, ramazan ayı sürecinde dikkat edilmesi gereken bazı tavsiyeler;

• Ramazan ayında hazırlayacağınız yemeklerde tuz, acı-baharat kullanımını azaltınız.

• İftarda hızlı yiyerek mideyi birdenbire doldurmak şişkinlik, gaz, bulantı, yanma ve kabızlık gibi şikayetlerin gelişmesine neden olabilir. Unutulmamalıdır ki, orucun en önemli özelliği kişinin bedenini ve maneviyatını aşırılıklardan korumasıdır.

• Mümkün olduğu kadar, kızartmalardan uzak durmaya çalışılmalıdır. Özellikle et türlerinin yağda kızartılmaması önemlidir. Her türlü yağda kızartmanın karaciğeri yorduğunu unutmayınız. Etin hazırlanmasında haşlama, fırın veya ızgara tercih edilmelidir.

• Sahura mutlaka kalkılmalıdır. Sahurda kalkılarak sahur yapılması sağlığın korunması için gerekli olup dengeli beslenmenin de gereğidir. Sahurda tüketilecek gıdaların mümkün olduğu kadar az tuzlu ve az yağlı olmasına özen göstermelidir. Sahurda zeytin yağlı bir öğün ve bir çorba tercih edilmelidir. İçecek olarak ayran, meyve suyu, sebze suyu veya maden suyu tercih edilebilir. Asitli ve gazlı içeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durmalıdır.

• Unutmayınız, yağda kızartılmış et, yağda kızartılarak hazırlanmış hamur tatlıları veya kızartılmış sebze ile beraberinde asitli ve/veya gazlı içecekler tüketildiğinde hem çok daha erken acıkma duygusu gelişecek hem de kanda kolesterol ve trigliserid değerlerinin yükselmesine neden olacaktır.

• Ramazanda kabızlık şikayetine karşı mükemmel bir çözüm sahurda tüketilecek bir kase pirinçsiz olarak hazırlanmış zeytin yağlı pırasa yemeğidir. İstenir ise havuç da ilave edilebilir.

• Glisemik indeksi yüksek olan (kan şekerini hızlı yükselten) besinler yerine kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten bulgur, tam buğday ekmeği, mercimek, nohut, tam buğdaydan yapılmış makarna gibi lifli ve posalı gıdalar tüketilmelidir. Pirinç pilavı, beyaz ekmek, bezelye glisemik indeksi yüksek olan gıdalar arasında olup kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olurlar.

• İftara çok sıcak olmamak şartıyla çorbayla başlayıp, oruç açıldıktan yaklaşık 10-15 dakika sonra az yağ kullanarak hazırlanmış sebze içerikli etli yemek ve salatayla devam edilir.

• İftar sonrası birer saat ara ile küçük porsiyonlar halinde taze veya kuru meyveler, tuzlu olmayan fıstık, badem, Antep fıstığı, ceviz karışımları tüketilebilir.

• İftarda veya sonrasında tüketilecek tatlıların sütten yapılmış olanlarının tercih edilmesi önerilir. Muhallebi, sütlaç veya güllaç tercih edilmelidir. İlave edilecek şekerin de ölçülü olmasında fayda var.

• İftarda yapılan en büyük hatalardan bir tanesi de hızlı yiyerek ve çok çeşitli besinlerden kısa sürede tüketmektir. Enerjisi yüksek çeşitli gıdaların hızlı bir şekilde ve de kısa sürede tüketilmesi ramazanda kilo almanın en önemli sebebidir. Bu durum sağlık sorunlarının ortaya çıkmasında etkendir. Özellikle diyabet, yüksek tansiyon ve reflü şikayetlerinden yakınanların sayısı bu ayda artmaktadır. Ramazan sonrası yüksek tansiyon veya şeker hastalığına olan yatkınlığın artış nedeni, ramazanda dengeli ve yeterli beslenmeyi bilmemekten kaynaklanmaktadır.

• İftar sonrası en az 20 dakikalık yürüyüş yapınız. Hemen televizyon veya bilgisayar karşısına geçip kendinizi atâlete (hareketsizliğe) terk etmeyiniz.

• İftar ve sahur öğünlerinde cacık veya yoğurt ve salata vazgeçilmeniz olmalıdır.

• Oruçlu iken gün içerisinde erken acıkma yaşamak istemiyorsanız, öğünlerinizde (iftar ve özellikle sahurda) haşlanmış orta boy bir adet patates yemeği ihmal etmeyiniz. Nohut, mercimek, kuru fasulye veya bulgur pilavı acıkmayı geciktiren gıdalardır. Özellikle mercimek ve haşlanmış patates uzun süre tok tutan gıdalar arasındadır. Unlu mamullerin tüketilmesi açlık duygusunu erkene alır. Tip numarası yüksek unlar (1200-1500) henüz ülkemizde kullanılmaktadır. AB ülkelerinde marketlerde satılan unların üzerinde tip numaraları belirtilmiştir. Satılan unun tip numarası ne kadar düşük (450-550) ise, glisemik indeksi o kadar yüksektir. Yani kan şekerini o kadar hızlı yükseltir. Tip numarası yüksek unların (1200-1300-1400-1500-1600… gibi) glisemik indeksi de giderek azalır.
Kısaca, satılan unun tip numarası ne kadar yüksek ise o kadar sağlıklıdır. Tip numarası düşük unların glisemik indeksi yüksek, içeriğindeki gluten oranı yüksek, mineral, vitamin ve lif bakımından da yoksundur. Tip numarası yükseldikçe unun içerisindeki mineral, vitamin, lif oranı da o kadar yüksek demektir.
Ekmeğin yapıldığı unun tip numarası ne kadar yüksek ise, tadı ve lezzeti de o kadar yükseliyor demektir. Tat ve lezzetin yükselmesi, mineral, vitamin ve lif oranlarının yüksek olmasından kaynaklanır. Bazı fırınlarda, tam buğday ekmeğinin satıldığını görürsünüz. İşte o ekmekler tip numarası yüksek olan undan yapılmıştır. İşte, tip numarası yüksek undan yapılmış ekmek en sağlıklı ekmektir. Çok yakın bir gelecekte memleketimizde de bu uygulamaya geçileceğini zannediyorum.

Hiç saf su içtiniz mi? Yani, içeriğindeki mineraller sıfırdır. Tadı ve lezzeti yoktur. Suya tadını veren çıktığı kaynağındaki mineral çeşitliliği ve bu minerallerin de kendi aralarındaki oranlarıdır.

Kimler hekime danışmadan oruç
tutmamalı

Şeker (diyabet), yüksek tansiyon, karaciğer yetmezliği, kronik hastalığı olanların veya herhangi bir rahatsızlıktan dolayı düzenli aralıklar ile ilaç kullanmak zorunda olanların mutlaka hekimlerine danışmaları gerekir.

Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını dilerim. Sağlığınız daim olsun.

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Ramazan’da itikafa girecek olanların bilmesi gerekenler: İtikafın rüknü, hükmü, âdâbı

Ramazan’da itikafa nasıl girilir? Ramazan’da itikafa girme usülü nasıldır? İtikaf nedir? İtikafın kısımları nelerdir? İtikafın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Ramazanlık, Sağlık
Süt annenin çocuğun karakteri için bir önemi var mı­dır?

Süt Devresinde Verilen Süt, Tabiat ve Karakteri Değiştirir Soru: Süt annenin çocuğun karakteri bir önemi …

Kapat