Ana Sayfa / Yazarlar / Risale-i Nur Hizmetinde Vefa

Risale-i Nur Hizmetinde Vefa

“Vefa, gavr-ı in’idama çekildi..”[1] muhtemelen bu cümle ilk defa çok kimsenin dikkatini çekecek ve ilk defa okuyacaktır. Külliyata dahil edilen Muhakemat’ın bir cümlesidir. Lakin ekser Nur talebelerince okumadığını, anlaması zor iddiası sebebiyle derslerde bile okunmadığı veya şahsi okumalarda da ihmal edildiğini biliyor ve görüyorum esefle.. her neyse bu şimdilik mevzumuz değil. İnşallah bu mevzuyu müstakilen yazarız.

Vefa, lügatte şu şekilde manası bulunmaktadır: “Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam.  Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lâzım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.”

Risale-i Nur Külliyatında ise birkaç cümle ile iktibas edecek olursak;

Yâdı biliş yapasın ki, ancak dosttavefa var.”[2]

“Eğer muamelat ve muhaverat ve âlet olan ilimlerde isen; vefa ve ihtisar ve selâmet ve selaset ve tabiîliği tekeffül eden ve sadeliği ile cemal-i zâtiyeyi gösteren üslûb-u mücerrede iktisar et.”[3]

      Bu mehazlere nazar edince şunlar karşımıza çıkıyor.

Vefa lafzı mana itibariyle bu zamanda yok olup zamanın anlayışı onu izale edip tarumar ettiğini görüyoruz. Ahirzaman olması itibariyle her şeyde bir decdiyet görünyor. Yani hak ve batıl karması neticesinde bir bozulma, yozlaşma, içi boşalma..

Buna dair Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de hayatından bir misal veriyor ki bu hadise onu ciddi manada müteessir etmiştir işte o hadise, “en sadakatli zannettiğim bir arkadaşımda, umulmadık bir sadakatsizlik ve hatıra gelmez bir vefasızlık gördüm. Hayat-ı dünyeviyeden bir ürkmek geldi.”[4] Demek ki bu vefa insanın istinad noktasıdır. İnsanın bu mesnedi kırılmasıyla inkisar-ı hayale düşüp adeta çölün sıcağı ve soğuğunda kavrulup külli inkılablara maruz olabilir. Hadisenin ne olduğu mühim değil, mühim olan burada vefasızlık ve vefanın ihlal edilmesidir.

 “.. O derece ahlâk bozulmuş ve metanet ve sadakat kaybolmuş ki, ondan belki de yirmiden birisine itimad edilmez. Bu acib hâlâta karşı, çokfevkalâde sebat ve metanet ve sadakat vehamiyeti İslâmiye lâzımdır; yoksa akîm kalır ve zarar verir.”[5] İnsanın manen istifade ettiği membalara vefasızlık etmesi ise yanlış bir herekettir. Bu membalar daimi olarak belli aralıklarla aranıp laakal hal hatır sorulmalıdır. Bize katkı sağlamış ve maneviyatımıza yatırım yapmış olan insanlara en büyük borcumuz ahde vefadır.

Ne mutlu ahde vefalı olanlara. . .

“Mevlâ, bizleri de o bahtiyarlarzümresine ilhak eylesin, âmîn.”[6]

Selam ve dua ile

Muhammed Numan ÖZEL


[1] Muhakemat ( 96 )

[2] Tarihçe-i Hayat ( 538 )

[3] Muhakemat ( 109 )

[4] Lem’alar ( 238 )

[5] Kastamonu Lahikası ( 90 )

 [6] Tarihçe-i Hayat ( 11 )

Yazar : Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan özel, 1987 Yozgat Doğumlu olup mesaisini Risale-i Nur''un tahkiki gayesiyle, Külliyattan derlemeler, tashihler ve makaleler yazarak geçirmektedir. Bu gayesinde ise Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin meslek ve meşrebinden sapmadan ve vâris-i Bediüzzaman (r.a.) ile sıkı irtibat içerisinde yapmaktadır.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Ayrılıkları gayrılık kılarken…

Müminler arasında her an fırsat kollayan dehşetli ve sinsi bir tehlikeye: “Nazari ve içtihadi meselelerdeki …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Alan Değil, Veren El Olmalı

Toplumda yaygın ‘bir lokma bir hırka’ anlayışına göre Müslüman zengin değil, yoksul olmalı, elindekilerle yetinmeli …

Kapat