Ana Sayfa / RİSALE-İ NUR & BEDİÜZZAMAN / Müdafaalar & Cevaplar / Risale-i Nur’un Serâpâ Kur’anî Meslek ve Meşrebi Üzerine

Risale-i Nur’un Serâpâ Kur’anî Meslek ve Meşrebi Üzerine

Nur Talebelerinin serbest bir üniversiteye benzeyen tarzının ve cemaatinin kader hadisatı içerisinde bölünmüş gibi görünen yapısı üzerine hatırımıza gelen bazı esasları kaydetmeye çalışacağız.

Önce Risale-i Nur’un mahiyetni Hazret-i Üstad Bediüzzaman’ın beyan ettikleri tarzda iyice bir kavramak lazım. 
Necip ve muazzez Üstadımız’ın şu beyanları çok manidar ve emsalsiz bir ifade. Zaten Risale-i Nur da, manevi, icazî bir tefsir-i Kur’an olmak itibariyle emsali olmayan bir hüviyete sahiptir. Hazret-i Üstadımızın Nur Erkânları’na zaman zaman ifade ettikleri şu söz çok manidardır:
“KARDAŞLARIM MAL BENİM DEĞİL. 
“KUR’AN’IN MALIDIR VE HAKİKATLARIDIR.”

Mevzuumuz meslek-meşreb mes’elesi olduğu için, Hazret-i Üstadımızın hususi hizmetkârı Merhum Zübeyir Ağabey’den Risale-i Nur’un meslek-meşrebinin me’hazı olan Tarihçe ve Lahikalar için bir beyanlarını arz edelim:
“Lahikalar da ilhamidir. İhtara binaen yazılmıştır. Kıyamete kadar gelecek talebelere derstir.”

Merhum Zübeyir Ağabey buyurur: “Ben lahikaları okurken: ‘Aziz sıddık kardeşlerim.’ hitabını okuyunca, ‘Lebbeyk Üstadım!’ diyorum.”
İmani hakikatları ferden ve cemaat olarak okuyoruz, anladığımız kadarına kanaat ederek okumaya devam ediyoruz.

Merhum Mahmut Allahverdi Ağabey’in veciz bir beyanını arz edeceğim: “Anladığımız kadarı bir saati bir sene ibadet hükmünde olan tefekkür-ü imanidir.
Zaten manevi tefsiri Kur’an olduğu için okunması aynı ibadettir.
Bizzat Hazret-i Üstadımızın;davasının şehidi merhum Zübeyir Gündüzalp Ağabey’e, ilk ziyaretlerinde beyan buyurdukları Risale-i Nur’u okuma tarzı tarifi: “Bir okursunuz külliyatı,
sonra bir daha okursunuz. Bu ihzâriyedir. Üçüncüsünde lügata bakarsınız.”
“Risale-i Nur’un manevi
dersi de vardır.” buyuruyor.

Ve Zaman içinde çok çeşitli istidat ve mevki sahipleri Nur dairesine gireceği ve imtihanlı hadiseler cereyan edeceği noktasından, Merhum Zübeyir Ağabey KİTABÎ kelimesinin üzerinde çok vurgu ve tahşidat yapmıştır. 

Hazret-i Üstadımızın beyanlarıyla,
Risale-i Nur, Kur’an’ın mertebe-i arşîsinden nüzul etmiştir.
Merhum Zübeyir Ağabeyimizin tabirleriyle: “İnsan mürşidine hürmet ve muhabbeti nisbetinde istifade eder.” buyururdu.
Lahikalar da ilhami olduğu için, son derece beliğdir. Nefs-ül-emirdeki manaya mütabıktır. Bir kelimesinin değişmesine o nihayi belagat, cevaz ve imkan vermiyor. Kur’an’ın manevi mu’cizesi olmak itibariyle, beşer fehminin fevkınde ihata ile, efradını cami’ ve ağyarını mani bir meslek-i Kur’ani’nin ekmel dersidir.

Birileri Ebubekir-i Sıddık (R.A)’ı bahsederek, Nur Mesleğinde seçimden bahsetmiş. Bazıları bu kudsi, Kur’an’ a mensub hizmet ve mesleğe kendi seviyesinden bakarak mülâhazalarda bulunuyor.
Yukarıda KİTABÎ kelimesinden bahsetmiştik. Risale-i Nur’un meslek-meşrebi esasat itibariyle serâpâ Kur’anî olduğu için, mutlak derecede me’haza istinad eder.

Nur Erkânlarının mutlak vekil manasıyla bizzat Üstadımızın tavsif ve tavzifleri; bu kudsi Kur’ani me’hazı imtisalde ve cemaate intikalinde fevkalade liyakatlarını ifade ediyor.
Liyakatlarını ve aldıkları terbiye dersinin derecesini, şu cümle ile ifade ediyorlar: “Bu zamanda öyle muallimler lazım ki; delilsiz sözlerine i’timad edilsin.”

Onların Hulûkuh-ul-Kur’an’ın ayinesi olan Zat’tan ve Kur’an’a mensub Risale-i Nur’dan hariç bir beyan ve harekette bulunduklarına dair, âalis ve sâdık Nur Talebelerinden şahit olan olmamıştır. Me’haza istinad noktasında Üstadımızın hususi hizmetkârı Merhum Zübeyir Ağabey’den iki nakil arzedeceğim:

Bir kardeşimizin “Kanaatınız nedir?” sualine aynen şöyle cevap veriyorlar: “Aziz kardeşim, Üstadımız ve Risale-i Nur hakkında, Nur Talebeleri ve Risale-i Nur hizmeti hususunda sual sorarken, kanaatiniz nedir, şeklinde sorarsanız, herkes ayrı bir kanaat izhar edebilir. Mes’eleniz muallâkta kalır. Risale-i Nur serapa Kur’anî’dir. Siz eğer: ‘Risale-i Nur’da bu mevzu nerededir? Üstadımız ne buyurmuştur?’ diye sorarsanız, kanaatlerin birbirine tevafuk ettiğini görürsünüz.”

Meşveret için de şöyle bir beyanları var: “Biz Nur Erkânları meşverette: Mevzu’u ortaya koyarız. Herkes Üstadımızdan ve Risale-i Nur’dan hatırına geleni söyler. Neticesi meşveretin kararı olur.” buyurmuşlardır.

Nur’un has dairesinde dünyevi, siyasi, maddi mülahazalar yoktur. Manevî, uhrevi, imanidir. Risale-i Nur’la imana, Kur’an’a hizmet mesleğidir.
İhlas ve uhuvvet dersleri muvacehesinde tahakkuk etmiş bir Kur’anî hizmet mesleği… 
Onun için Hazret-i Üstad: “Benim mesleğim sahabe mesleğidir.” buyururlar.

Bu Kur’anî tarzın ismini “cihad-ı manevi” olarak tesmiye etmişlerdir. “Sünnet-i Seniyyeye tamamıyla ittiba, ancak ehassül havassa müyesser olur.” buyuran Hazret-i Üstadımız; bu azam sırra, Kur’ani meslek-meşrebinde hüve hüvesine ittiba’ ile mazhardır. Bu mümtaz Zat hakkında “Yaptığını yazacak; yazdığını yapacak.” denilmiştir.
Tekrar edelim; efradını câmi’, ağyârını mâni bir meslek ve cemaatı serâpâ Kur’anî vasıf ve esaslar üzerine müesses bir Hizb-ül Kur’an’dır.

Hazret-i Üstad Şualar’da şöyle buyurur: “Buna benzer vuku’a gelen hadiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebeplerle UMUM ÂLEM-İ İSLAM NAMINA olamadılar.” Yani Hizb-ül Kur’an manasını ihraz edemediler.
Bir lâhikada: “Şahsî ve cemaatî menfaate dayanan bir cemiyet ve komite değildirler ve olamazlar.” buyrulmuştur.

Son mümeyyiz bir vasfını, Nur meslek meşrebinin hücceti hükmünde bulunan Zübeyir Gündüzalp Ağabey’den bir nakil ile hatime verelim:

“Müessesede müdür-âmir ‘kardeşim şu işi yapar mısın’ dese, müessese yatar. BİZ BURADA BİRBİRİMİZE YAP, AL, GÖTÜR, GETİR DEMEYE BAŞLADIK MI, BURASI YIKILIR!”

En son Merhum Zübeyir Ağabey’den ve de Hüsnü Ağabey’den bir nakil;

İhvan-ı Müslimîn ile Nur Talebeleri arasındaki fark mektubu üzerine beyanları:
“Bu lahika bizzat Üstadımızın kalemidir. Bunu her yerde okuyun.” buyurdular.
Biz, Merhum Zübeyir Ağabeyimizin “meslekî dalâlettir.” dedikleri Yeni Asya tuğyanı esnasında 1980’e kadar zaman zaman bu lahikayı diğer bir kısım lahikalarla beraber okuduk.
1980’den sonra da -kendi tabir ettiği ismiyle- Fethi’nin gittiği yol ile Kur’anî meslek-meşrebimiz arasındaki farkı tavzih ve ifade için okuduk.

VESSELÂMU ALÂ MENİTTEBEAL HÜDÂ.

İlginizi Çekebilir

Risale-i Nur Külliyâtının Yazım Kuralları – 2 ve 3

RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYÂTININ YAZIM KURALLARINA (USÛL-İ TAHRİR) UYGUNLUNLUĞU VE YAPILAN İTİRAZLARA CEVAPLAR (II) Önceki bölüm  BAKALIM …

Yorumlar

  1. ALLAH RAZI OLSUN EYÜP AGABEY, ÇOK GÜZEL VE ÖNEMLİ YERLERE DEĞİNİLMİŞ….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Müdafaalar & Cevaplar, Risale ve Bediüzzaman Üzerine, Risale-i Nur Mesleğinin Esasları, Yazarlar
Risâle-i Nur’da Melekler

Bir kul, ihlâs ile bir “Elhamdülillâh” der. Veya Kur’ân’dan birkaç âyet okur. Yahut bir tesbih …

Kapat