Ana Sayfa / Yazarlar / Samediyet ve Peygamberimiz; Bediüzzaman’ın anlatımları

Samediyet ve Peygamberimiz; Bediüzzaman’ın anlatımları

Elhasıl, madem kâinat mevcuttur ve inkâr edilmiyor. Elbette kâinatın renkleri, ziynetleri, ışıkları, ziyaları, san’atları, hayatları, rabıtaları hükmünde olan hikmet, inâyet, rahmet, cemal, nizam, mizan, ziynet gibi meşhud hakikatler, hiçbir cihetle inkâr edilmez.

Madem bu sıfatların, fiillerin inkârı mümkün değildir. Elbette o sıfatların mevsufu ve o fiillerin fâili ve o ziyaların güneşi olan Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Hakîm, Kerîm, Rahîm, Cemîl, Hakem, Adl dahi hiçbir cihetle inkâr edilmez ve inkârı kabil olmaz.

Ve elbette o sıfatların ve o fiillerin medar-ı zuhurları, belki medar-ı kemalleri, belki medar-ı tahakkukları olan rehber-i ekber, muallim-i ekmel ve dellâl-ı âzam ve tılsım-ı kâinatın keşşafı ve âyine-i Samedânî ve Habib-i Rahmânî olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın risaleti hiçbir cihetle inkâr edilmez.

Bediüzzaman kainatın mevcudiyetinden, hakikatlerin mevcudiyetine, onlardan kainatı yöneten yedi görülen hakikate (hikmet, inayet, rahmet, cemal, nizam, mizan, ziynet bunlara meşhud hakikatler diyor.) onlardan bu sıfat ve fiillerin kaynakları zuhur yerleri (medar-ı zuhur) fiillerin faillerine (özne) geliyor, onların da inkar edilmezliğini ifade ediyor.

Daha sonra Kainatın mevcudiyetinden, hakikatlerin Allah’ın fiillerinin, onlardan da peygamberimizin vasıflarına gelir. Bunlar birbirini zorunlu kılan ve inkar edilmeyen hakikatlerdir.

Birbiri arkasından zorunlu olan bu üç hakikatlar zinciri için de Cenab-ı peygamberin bir özelliği olan ayine-i samedaniyeye dikkat çeker.  

1-Hikmet, inâyet, rahmet, cemal,  nizam, mizan, ziynet                                 

2-  Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Hakîm, Kerîm, Rahîm, Cemîl, Hakem, Adl dahi-

3- Rehber-i ekber, muallim-i ekmel ve dellâl-ı âzam ve tılsım-ı kâinatın keşşafı ve âyine-i Samedânî ve Habib-i Rahmânî

Hikmet-Hakim/inayet-kerim/Rahmet-Rahim/cemal –cemil/mizan-hakem/, ziynet-adl

Bütün bu isim ve fiilleri ,insanlara yansıtan rehber, en kemil öğretmen, büyük dellal, kainat tılsımının manasını çözen, Samedani ayna, Rahman’ın habibi Peygamberimizdir.

Peygamberimiz samedani ayna, nasıl bir anlam yüklenmiş bu cümleye. Allah’ın isimlerini ve fiillerini okuyan ve insanlara gözlemci bir dille anlatan Samedani ayine. Kur’an’da Allah’ın ve peygamberimizin Allah’ı anlatımları bu samedani ayna. Samedani aynayı daha sarih anlatan yazsın Risale Haber’e.

“İslâmiyeti tereşşuh edip sahibini Káb-ı Kavseyn makamına çıkararak muhatab-ı Samedâniyeye mazhariyetle nüzul eden; ve saadet-i dâreyne dair ve hilkat-i kâinatın neticelerine ve ondaki Rabbânî maksatlara ait mesâili ve o muhatabın bütün hakaik-i İslâmiyeyi taşıyan en yüksek ve en geniş olan imanını beyan ve izah eden;”

İslamiyet peygamberimizden tereşşuh etmiştir, onun beyanlarından ve vahy-i ilahiye makes olmasından din bir nevi ondan kaynamıştır, fışkırmıştır. O kaynayan din bir su kaynağı gibi çorak ve anlamsız, fetret derelerindeki dünyayı imanın intişarı ile yeşillendirmiştir. Bu özelliğinden dolayı da Allah’ın huzuruna aralarındaki mesafenin asgariye indiği bir şekilde çıkmış onunla muhatab olmuştur. Bütün islamın zatından südur ettiği, ve Allah’ın huzuruna uçları birbirine değil iki yay gibi yakın olan nebi elbette mahatab-ı samedanidir.

Peygamberimizin Samed isminden hareketle bir tavsifi de Muhatab-ı Samedani olmasıdır. Ayine-i Samedani olmanın yanında muhatab-ı samedani olmak, ne demek muhatab-ı samedani. Samedani ismi muayyen bir fiil ile tavsif edilmeyen cami değil cevami nitelikli bir isim. Allah Ehad ve Sameddir, üçüncü bir isim yok bu tarifte. Demek ki samed temsili niteliği çok yüksek bir isimdir. Peygamberimiz de Allah’ın temsil sıfatıyla samedani yüksek nitelikli, çok vücuhu olan bir isimle onu temsil ediyor. Yani insanlara çok yönlü ve vecihli bir görüntü ile göründüğü gibi, Allah’ı çok yönlü olarak temsil ediyor.

Son kısımda da yine samediyet ile ilgili daha şumüllü bir tavsif vardır. Şöyleki; Allah’ın bütün kainatı terbiye edip onları hayata hizmet ettiren sanatı ilahi niteliği kazandıran Rububiyetinin bütün varlığa hükmeden saltanatı, Allah’ın vahdaniyet ve samediyeti peygamberimize temsili nitelikle yüklenmiş onlarla hem semada dergâh-ı İlahide hem de arzda samedani bir camiiyetle, mebus olduğunu göstermiştir. Kur’an da birçok peygamber tafsilatlı anlatılmaz, onlarla kıyaslanınca Peygamberimizin samedani temsil niteliği ortaya çıkar.

“Hiç mümkün olur mu ki, bir Rubûbiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz’iyât tabakàtında, Vahdâniyet ve Samedâniyetini zülcenâheyn bir mebus vâsıtasıyla ilânını istemesin?

Samed isminin şumûlünün doğrultusunda peygamberimiz, hem muhatab-ı İlahi, ayine-i samedani ve vahdaniyet ve samedaniyet-i İlahiyi temsil eden semavi ve arzi bir mebustur.

İlginizi Çekebilir

Kastamonu Mekteb-i İdadi-i Mülkisi Sınıf Şehâdetnamesi (Diploma)

Yıl: 1902 Tasdik: Vali Enis Paşa Tuğra: 2. Abdülhamid * el-Gazi* Sahibi: Mal müdürü Kamil …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Nafile veya Tatavvu’ Namazlar Hakkında

Farz ve­ya va­cip na­maz­lar dı­şın­da ka­lan ve Rasûlullah (s.a.s)’ın kıl­dı­ğı­na da­ir ri­va­yet bu­lu­nan namaz­la­ra top­lu­ca …

Kapat