Ana Sayfa / Yazarlar / Seyir ve Dua

Seyir ve Dua

Bunu paylaşınız

Bediüzzaman için Osman Yüksel Serdengeçti, “Bediüzzaman en az bir Sokrat’tır” der. Sokrat hayatını bir hakikat uğruna feda etmiştir, Bediüzzaman ile onun çektikleri mukayese edilebilir. Gece çok defa okuduğum gibi Münacaat’ı okudum, hayret ve tahayyür ile hayıflandım. Bana göre onun en büyük eseri bu Münacaat’tır, neden, diğer eserleri bir geometri üzerine yazılmış, bir ayetin tefsirinin hareket noktası vardır, ama bu eserinde tamamen ilham ile meydana çıkmış, uzun düşünce yıllarının sonucunu muhassalasını meydana çıkarmıştır. Tabiatın bütün üyeleri diğer eserlerinde görünürler ama buradaki tabiatın üyeleri, bizim hanemiz, evimiz, bize hizmet eden bütün varlıklar, semavi ve arzi mahlukat alışılmış ve dile düşmüş kelimelerle anlatılmaz. Burada varlıklar, imaja özellikle apokaliptik imajlara dönümüş bu eser bir sanat felsefecisinin, seyretmek ve ifade etmenin sanatını bilen bir kişinin gözleriyle bakılsaydı neler söylemezdi ki. Bu eserdeki yeni bakış imajlarını anlatmak bir kitap olacak kadar geniş.

Yıldızları anlatırken “mevzun hilkatiyle, mumtazam vaziyetiyle ve nurani tebessümüyle, bütün yıldızlara mümaselet ve müşabehet  siskesiyle “Yıldıza beş değişik noktadan bakar, yıldızlara uzun yıllar bakmış onların özelliklerin beş değişik cümlede ifade etmiş, hele nurani tebessüm, tebessüm gülmekten farklı yıldızı nurani bir tebessüm olarak ifade etmek, hayalhanesine ve imaj üretim merkezlerine baksın insanlar tebessüm eden yıldız ne kadar bizim mutad yıldıza bakmamızdan farklı. Necip Fazıl’ın meşhur mısraı aklıma geldi

“Tam otuz yıl saatim çalışmış ben durmuşum/gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.” İnsanlar gökyüzüne uçurmma uçururken gökyüzünü seyreden çocuklar gibi bakıyor. Gökyüzüne bakmak, çocuklar gibi. Bediüzzaman bakınca onu beş değişik yönden bakıyor. Bediüzzaman çocukluktan kurtarıyor, düşünen insanlar gibi bakıyor.

Bir imaj olmuş cümle var, haşmet-i uluhiyet bu kelime grubu  bu kelime tamamen hissedilmiş, haşmet-i uluhiyeti hayal et, sadece bak uluhiyetin haşmeti nereden başlar nerede biter, secde bu  haşmetin karşısında insanın iradesini secdeye kapatması demek, bütün vücudun tedrici bir seyirle secdeye doğru gidişi, bu haşmetin tesiri iledir. Koca kainatı bir küçük vücuda yükleyen ve koca kainatın Uluhiyeti karşısında kainat içinde kainatın sahibine onun azametinin karşısında şaşkın ve denetimsiz secdeye kapanması. İnsan neden namaz kılmaz çünkü onun kafasında haşmet-i uluhiyet tahakkuk etmemiştir.

Hiçbir seyyare yıldız yoktur ki, özellikleri yukarıdakilere ek. Birinci paragrafta hikmetli hareket, itaatlı musahhariyet, intizamlı vazifesiyle, ehemmiyetli peykleriyle

Hikmetli hareket , hareketinin bir faydayı gözeterek yapılması yıldızların. Diğeri itaatli musahhariyet, bu ne demek? Bu itaatli musahhariyeti nasıl anlatacağız. Hikmetli hareket ile itaatli musahhariyet birbirine benziyor, iki mana farklı nasıl tartılmış ve ifade edilmiş, musahhariyet bağlı olmaktan, çok öte bir anlam, iki şey birbirine adeta sihirle birbirine bağlanmış gibi itiat ediyor, mesela güneş ve bağlı gezegenlerin aynı yörüngede devam ede gelen birbirine mussahar olmaları. İntizamlı vazife gezegenlere verilen vazifelerin şaşmaz ve süreklilik ile cereyan etmeleri, vazifenin intizamla cereyan etmesi, dikkat çekici yanı birbirine çok yakın olan bu anlamlar arasındaki farkları hissedip hepsine farklı kelime gruplarıyla ifade giydirmek. Bir de birbirine bağlı olan peyk olan, bu düzeneklerin her birinin önemli olmalarıdır. Mana derinliklerini bu kadar ince tartmak ve herbirine bir farklı kelime ve cümle grubu ile biçim giydirmek harika olan durumu görmek ve farklı şekillerde ifade etmek.

Bu parağrafta iki kelime ile ifade edilen saltanat-ı uluhiyet manası. Yukarda haşmet-i uluhiyet idi burada ise saltanat-ı uluhiyet, ikisi arasındaki mana farkı ne? Haşmet ile saltanat kelimeleri arasındaki farklılık. Haşmet galiba görüntünün, saltanat ise sanki üyelerin hep birlikte yönetim ve idaresi gibi , saltanat haşmetten bir ardım önde bir mana zinciri. Batı büyük sanatçıların kelime ve ifade estetizmini böyle ifade etmiş. Kant’ın estetik konusundaki  üç eseri hep bu seyretmek ve ifade etmek üzerine kurulmuş.

Bediüzzaman Münacaat’ında ileri düzeyde, en ince ayrıntıyı görerek ifade eden bir seyirci. Eserdeki seyirlerin derinliklerini ifade etmek Allah’ın sanatını okumada gösterilen bir metrik sistem oluşturma gayretidir. Eserde Allah’ın sanatını yarattıklarının temel özneleri ile eskilerin bir kelimesi var, muşikafane derinlikli, ifade etmek. Çünkü Münacaat sanatçının eserinin harikalıklarını görmek ve onu eserindeki derinliklerin diliyle ve görüntüleriyle anmak ve dua etmek. Bediüzzaman münaccat geleneğinde de bu yönü ile yenilik.

Ayrıntıları gösterdikten sonra onların dili ile  dua eder” Evet gökler sekeneleriyle her biri tek başıyla şehadet ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla derece-i bedahette Ey zemin ve gökleri yaratan yaratıcı, senin vücub-ı vücuduna öyle zahir şehadet ve ey zerratı muntazam mürekkebatıyla tebdirini gören ve idare eden ve seyyare yıldızları manzum peykleriyle döndüren  emrine itaat ettiren. Senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehadetler ederler ki göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca  nürani burhanlar  ve parlak deliller o şehadeti tasdik ederler. Burda da yine ifade zenginlikleri var. “Zerratı muntazam mürekkabatiyle tedbirini görmek” atomlardan oluşan mürekkabatların tedbirini görmek. Diyelim parmak atomlardan oluşuyor, o parmağın sürekliliği onun tedbirlerini almak ve onu ele kola vücuda bağlamak toplu tedbir almak. Bu şahıs Allah’ı tanıtmak için hesaplanmış bu nihilst asırda, ateist yüzyılda bir şekilde Anadolu’nun garip bir vilayetinde çıkmış, bir nehrin yanında bir garip ev, batının debdebeli yerlerinde değil, bütün büyük adamlar böyle garip coğrafyalarda görüntü olarak fakir görünümlerin mahsülü. Adeta tabiatın kucağında ilahi tersim ve tedbir ile yaratılmışlar. Büyük filozoflar ve ilim adamları bir geleneğim mühsülü, ama ortada gelenek yok, baba ve ana son derece saf ve itikadlı, ötesi…   

Acaba Dostoyevski ve Hugo bu münacaatı okusalardı ne derlerdi, metin inceliği konusunda eşsiz insanlar, Dostoyevki Sibirya’da sürgünde Kur’an okumuş kitapları arasında varmış, büyük bir okyanusta yüzmeyen yüzmeyi ne bilsin ki, Hogo içinde aynı şey bir deniz kazasında galiba kardeşi ve eniştesi ölür, Dieu isimli mersiyeyi yazar, batıda mersiye geleneğide çok önemli bir eser bu .

Hugo’dan bir söz. “Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder.
Victor Hugo”

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Sanat ve Peygamber Zorunluluğu

Yine İlâhî Sanatın Yorumcusu Bediüzzaman Bediüzzaman sanatı peygamberin varlık zorunluğuna kadar uzanan bir mütalaa ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Kur’an’da insanın “ahsen-i takvim”de yaratıldığı bildirildiği halde niçin herkes güzel değil?

Muhakkak biz insanı ahsen-i takvîmde yarattık.” (Tin, 95/4) İnsanların en güzel şekilde yaratıldığını okudum. İnsanların hepsi …

Kapat