Ana Sayfa / Yazarlar / Sözler’den “düstur, kaide ve hükümler -I” / Mustafa H. KURT

Sözler’den “düstur, kaide ve hükümler -I” / Mustafa H. KURT

Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

Sözler’den

itikadî, fıkhî, mantıkî “düstur, kaide ve hükümler”

-I-

“RİSALE-İ NUR’UN ‘ana direklerinin’ başında gelen ve ismi çoğu zaman bizzat Risale-i Nur’u kastetmek için de kullanılan “Sözler” kitabı, ‘öz bir eser’ olmanın da şiarıyla, bünyesinde ‘özün özü’ niteliğinde hayli “hüküm cümlesi” barındırır.

Bu hüküm cümlelerinin pek çok ilim dalına ve tecrübesine ait içerikleri ise, hiç kuşkusuz Bediüzzaman Hz.nin entelektüel serüvenini ve bu serüven esnasında muhatap olduğu kaynaklara yönelik o hayranlık uyandıran idrak-muhakeme-ihya-idâme mesaisini ve çabasını da gözler önüne sererler.

Bu çalışmada, Sözler’in Birinci Söz’den Dokuzuncu Söz’e kadar olan sayfaları arasında gezinerek, bu ilk kısımda rastlayabildiğim “düstur, kaide ve hüküm” bildiren cümleleri, tespit edebildiğim kaynaklarıyla seçmeye çalıştım.

Bu cümleleri alıntılarken ise:

  1. a) Başlık olarak verilebilecek kısalıktaki orijinal ifadeleri tırnak işaretiyle;
  1. b) söz konusu cümleleri orijinal ifadeyle ve kısa cümlelerle vermenin mümkün olmadığı yerlerde ise günümüz üslubuyla ve tırnak işaretine almadan verdim.
  1. c) Başlığa alınan cümleleri, parça-metin bütünlügünü koruyabilmek gayesiyle orijinal metinde yer aldığı parçayla birlikte tekrar verdik.
  1. d) Alıntıların sayfa numaraları; Sözler, Envâr Neşriyat-1996 baskısına göredir.

Sözler’le ilgili bu kısa çalışmayla da olsa fayda bulmak ve faydalı olabilmek en büyük şevk ve ümit kaynaklarımdan biridir. Rabb-i Rahîm’den böylesi kaynaklarımızın her daim canlı, zengin ve sonuç olarak da faydalı kılınmasını niyaz ediyorum.. Mustafa H. Kurt.

BiSMiLLAHiRRAHMANiRRAHÎM

Bismillah her hayrın başıdır” (1)

1.Söz, s.5.

* *

Her şey mânen “Bismillah” der.” (2)

1.Söz, s.7.

* *

Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız.”

“Madem her şey manen “Bismillah” der. Allah namına Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi “Bismillah” demeliyiz. Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız…”

1.Söz, s.7.

* *

Mün’im-i Hakikî’nin, verdiği kıymettar nimetlere, mallara bedel fiat olarak bizden istediği üç şey:

“Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir’dir. Başta “Bismillah” zikirdir. Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san’at olan nimetler Ehad-i Samed’in mu’cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir.”

1.Söz, s.7.

* *

Kainatın insana hizmetinin sebebi iki ihtimalledir:

“kâinatın enva’ını hikmet dairesinde insanın etrafında toplayıp bütün hacatına kemal-i intizam ve inayet ile koşturmak, bilbedahe iki haletten birisidir:

– Ya kâinatın her bir nev’i kendi kendine insanı tanıyor, ona itaat ediyor, muavenetine koşuyor. -Bu ise yüz derece akıldan uzak olduğu gibi, çok muhalâtı intac ediyor. İnsan gibi bir âciz-i mutlakta, en kuvvetli bir Sultan-ı Mutlak’ın kudreti bulunmak lâzım geliyor.

– Veyahut bu kâinatın perdesi arkasında bir Kadîr-i Mutlak’ın ilmi ile bu muavenet oluyor.”

14.Lema’nın İkinci Makamı, Sözler, s.10.

* *

Rahmetin arşına yetişmek için bir mi’rac var. O mi’rac “Bismillahirrahmanirrahîm”dir.”

“Ey insan! Bil ki: O rahmetin arşına yetişmek için bir mi’rac var. O mi’rac “Bismillahir-rahmanirrahîm”dir. Ve bu mi’rac ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamak istersen, Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın yüzondört surelerinin başlarına ve hem bütün mübarek kitabların ibtidalarına ve umum mübarek işlerin mebde’lerine bak. Ve Besmele’nin azamet-i kadrine en kat’î bir hüccet şudur ki: İmam-ı Şafiî (R.anh) gibi çok büyük müçtehidler demişler: “Besmele tek bir âyet olduğu halde, Kur’anda yüzondört defa nâzil olmuştur.”

14.Lema’nın ikinci Makamı, Sözler s.12.

* *

Ehl-i tarîkatın ekserinde sekr, ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikata muhalif telakkilerinde belki mazurdurlar.”

“Bir hadîs-i şerifte vârid olmuş ki: اِنَّ اللّهَ خَلَقَ اْلاِنْسَانَ عَلَى صُورَةِ الرَّحْمنِ -ev kema kal-. (3) Bu hadîsi, bir kısım ehl-i tarîkat, akaid-i imaniyeye münasib düşmeyen acib bir tarzda tefsir etmişler. Hattâ onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sîma-yı manevîsine bir suret-i Rahman nazarıyla bakmışlar. Ehl-i tarîkatın ekserinde sekr, ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikata muhalif telakkilerinde belki mazurdurlar. Fakat aklı başında olanlar, fikren onların esas-ı akaide münafî olan manalarını kabul edemez. Etse hata eder.”

14.Lema’nın İkinci Makamı, Sözler, s.13.

* *

Allah’ın şeriki, naziri, zıddı, dengi olmadığı gibi; sureti, misli, misali, benzeri de olamaz!

“Zât-ı Akdes-i İlahî’nin şeriki, naziri, zıddı, niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُsırrıyla(4) sureti, misli, misali, şebihi dahi olamaz.”

14.L. İkinci Makamı, Sözler, s.14.

* *

Mesel ve temsil, şuunat nokta-i nazarında vardır.”

“وَلَهُ الْمَثَلُ اْلاَعْلَى فِى السَّموَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيم ُsırrıyla,(5) mesel ve temsil ile, şuunatına ve sıfât ve esmasına bakılır. Demek mesel ve temsil, şuunat nokta-i nazarında vardır.”

14.L. İkinci Makamı, Sözler, s.14.

* *

Salavatın manası, rahmettir.”

“Evet salavatın manası, rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete rahmet duası olan salavat ise, o Rahmeten-lil-Âlemîn’in vusulüne vesiledir.” (6)

14.L.2.Makamı, S.,s.15.

* *

İnsanın ve hayvanın doğumundaki ve ölümündeki mana:

“Bütün vefiyat-ı hayvaniye ve insaniye ise; terhisattır. Vazife-i hayatını bitirenler, bu dâr-ı fâniden, manen mesrurane, dağdağasız diğer bir âleme giderler. Tâ yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar. Bütün tevellüdat-ı hayvaniye ve insaniye ise; ahz-ı askere, silâh altına, vazife başına gelmektir. Bütün zîhayat, birer muvazzaf mesrur asker, birer müstakim memnun memurlardır.”

2.Söz, s.17.

* *

Cesaretin kaynağı iman, korkunun kaynağı ise sapkınlık ve inançsızlıktır!

“Her hakikî hasenat gibi cesaretin dahi menbaı, imandır, ubudiyettir.(7) Her seyyiat gibi cebânetin dahi menbaı, dalalettir.(8)

3.Söz, s.19.

* *

Zararsız yol, zararlı yola -velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa- tercih edilir.”

“Malûmdur ki: Zararsız yol, zararlı yola -velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa- tercih edilir. Halbuki mes’elemiz olan ubudiyet yolu, zararsız olmakla beraber ondan dokuz ihtimal ile bir saadet-i ebediye hazinesi vardır.”

3.Söz, s.19.

* *

“ اَلصَّلاَةُ عِمَادُ الدِّينِ : Namaz dinin direğidir.” (9)

4.Söz, s.20.

* *

Namaz kılanın diğer mubah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır.”

“Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü, âhirete mal edebilir.”(10)

4.Söz, s.21.

* *

İnsan ibadet için yaratılmıştır.” (11)

“Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor. Zira hayat-ı dünyeviyesine lâzım olan amel ve iktidar cihetinde en edna bir serçe kuşuna yetişmez. Fakat hayat-ı maneviye ve uhreviyesine lâzım olan ilim ve iftikar ile tazarru’ ve ibadet cihetinde hayvanatın sultanı ve kumandanı hükmündedir.”

5.Söz, s.24-25.

* *

Akıl bir âlettir”

“Meselâ: Akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş’um ve müz’iç ve muacciz bir âlet olur ki; geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki: Fâsık adam, aklın iz’ac ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar.”

6.Söz, s.27.

* *

Göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.”

“Göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenab-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan; geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur.”

6.Söz, s.27.

* *

Mü’min Cennet’e lâyık ve kâfir Cehennem’e muvafık bir mahiyet kesbeder.”

“Ve daha bunlar gibi başka âletleri ve âzaları kıyas etsen anlarsın ki: Hakikaten mü’min Cennet’e lâyık ve kâfir Cehennem’e muvafık bir mahiyet kesbeder. Ve onların her biri, öyle bir kıymet almalarının sebebi: Mü’min, imanıyla Hâlıkının emanetini, onun namına ve izni dairesinde istimal etmesidir. Ve kâfir, hıyanet edip nefs-i emmare hesabına çalıştırmasıdır.”

6.Söz, s.28.

* *

İnsan zaîf, fakir ve âcizdir!

“İnsan zaîftir, belaları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir, hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i Zülcelal’e dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı daim azab içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş veya canavar eder.”

6.Söz, s.28.

* *

Akıl, kalb, göz ve dil, hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilmiş hediye-i Rahmaniyedendirler!

“Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen akıl, kalb, göz ve dil gibi güzel hediye-i Rahmaniyeyi, Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir surete çevirmektir.”

6.Söz, s.29.

* *

Helal dairesi keyfe kâfidir!

“Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.”

6.Söz, s.29.

* *

Ferâiz-i İlâhiye hafiftir, azdır”

“Feraiz-i İlahiye ise hafiftir, azdır. Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez.”

6.Söz, s.29.

* *

Kulun vazifesi:

“Vazife ise; yalnız bir asker gibi Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli.”

6.Söz, s.29.

* *

Allah’a ve ahirete imanın kıymeti:

“Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan آمَنْتُ بِاللّهِ وَ بِالْيَوْمِ اْلآخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymetdar iki tılsım-ı müşkil-küşa olduğunu.. anlamak istersen,..”

7.Söz, s.30.

* *

Sabır ile Hâlıkına tevekkül ve iltica” ve “şükür ile Rezzakından sual ve dua”, faydalı ve tiryak gibi iki ilaçtır!

“ve sabır ile Hâlıkına tevekkül ve iltica ve şükür ile Rezzakından sual ve dua; ne kadar nâfi’ ve tiryak gibi iki ilâç olduğunu.. anlamak istersen,..”

7.Söz, s.30.

* *

Ebed-ül âbâd yolculuğunda gayet mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret ve bir nur-u kabir olan şeyler!

“ve Kur’an’ı dinlemek, hükmüne inkıyad etmek, namazı kılmak, kebairi terk etmek; ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen..”

7.Söz, s.30.

* *

İnsan aldanır.” (12)

7.Söz, s.31.

* *

Havfta lezzet vardır.”

“Evet ârif-i billah, aczden, mehafetullahtan telezzüz eder. Evet havfta lezzet vardır. Eğer bir yaşındaki bir çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse: “En leziz ve en tatlı haletin nedir?” Belki diyecek: “Aczimi, za’fımı anlayıp, vâlidemin tatlı tokatından korkarak yine vâlidemin şefkatli sinesine sığındığım halettir.” Halbuki bütün vâlidelerin şefkatleri, ancak bir lem’a-i tecelli-i rahmettir. Onun içindir ki: Kâmil insanlar, aczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki; kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip, Allah’a acz ile sığınmışlar. Aczi ve havfı, kendilerine şefaatçı yapmışlar.”

  1. Söz, s.32.

* *

“Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.”

“Bir hadîs-i kudsîde Cenab-ı Hak buyurmuş: اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى Yani “Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” (13)

  1. Söz, s.35.

* *

“Her şeyin iyisine bak”

“Bu zât ise, “Her şeyin iyisine bak” kaidesiyleamel edip, murdar şeylere hiç bakmadı. İyi şeylerden iyi istifade etti”

  1. Söz. s.35.

* *

“Fenalığı kendinden, iyiliği Allah’tan bil” (14)

“Hakikat ise güzeldir. Hakikatın hüsnünü derk etmekle, hakikat sahibinin kemaline hürmet eder. Rahmetine müstehak olur. İşte “Fenalığı kendinden, iyiliği Allah’tan bil” olan hükm-ü Kur’anînin sırrı zahir oluyor.”

  1. Söz. s.37.

* *

Duru ve saf olanı al, karışık ve bulanık olanı bırak”

“Âkıl odur ki, خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ kaidesiyle (15)amel eder, selâmet-i kalb ile gider.”

8.S. s.41.

* *

Namazın manası..”

“Namazın manası, Cenab-ı Hakk’ı tesbih ve ta’zim ve şükürdür. Yani, celaline karşı kavlen ve fiilen “Sübhanallah” deyip takdis etmek. Hem kemaline karşı, lafzan ve amelen “Allahü Ekber” deyip ta’zim etmek. Hem cemaline karşı, kalben ve lisanen ve bedenen “Elhamdülillah” deyip şükretmektir.”

  1. Söz, s.40.

* *

Tesbihat, namazın manasını te’kid ve takviye için ve otuz üç defa tekrar edilerek okunur!

“tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın manasını te’kid ve takviye için şu kelimat-ı mübareke, otuz üç defa tekrar edilir.” (16)

9.Söz, s.40.

* *

İbadetin manası şudur ki..”

“İbadetin manası şudur ki: Dergâh-ı İlahîde abd, kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemal-i rububiyetin ve kudret-i Samedaniyenin ve rahmet-i İlahiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.”

  1. Söz, s.41.

* *

İnsan, şu âlem-i kebîrin bir misâl-i musağğarıdır.” (17)

9.Söz, s.41.

* *

Fâtiha-yi şerîfe, şu Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın bir timsâl-i münevveridir.” (18)

9.Söz, s.41.

* *

Namaz, bütün ibâdatın envâını şâmil bir fihriste-i nûrâniyedir.” (19)

9.Söz, s.41.

* *

Namaz, asıl vazife-i fıtrat ve esas-ı ubudiyet ve kat’î borçtur! (20)

9.Söz, s.42.

* *

Namaz vakitleri, çeşitli hakikatlerin işârâtı, emârâtı, alâmâtı zamanı olduklarından nihayet hikmettir! (21)

“Demek şu beş vakit, her biri birer inkılab-ı azîmin işaratı ve icraat-ı cesîme-i Rabbaniyenin emaratı ve in’amat-ı külliye-i İlahiyenin alâmatı olduklarından; borç ve zimmet olan farz namazın o zamanlara tahsisi, nihayet hikmettir…”

9.Söz, s.47.

* *

Hazırlayan: Mustafa H. Kurt

Dipnotlar:

  1. Allah’ın adıyla başlanmayan her önemli iş noksan kalmıştır.” İbn-i Mâce, Nikah Bl., Hadis no: 1894.
  2. Göklerde ve yerde olan her şey, Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim olan Allah’ı tesbih ederler.” Cuma S., 62/1.
  3. Şüphesiz ki Allah, insanı Rahman sûretinde yaratmıştır.” Müslim, Cennet Bl, Hadis no: 28 (2841). Muhterem Müellifin, Sözler’in ilerleyen satırlarında bu Hadis-i Şerifle ilgili izahı ise kısmen şöyledir: “Şu mezkûr Hadîs-i Şerifin çok makasıdından birisi şudur ki: İnsan, ism-i Rahman’ı tamamıyla gösterir bir surettedir. Evet sâbıkan beyan ettiğimiz gibi, kâinatın sîmasında binbir ismin şualarından tezahür eden ism-i Rahman göründüğü gibi, zemin yüzünün sîmasında rububiyet-i mutlaka-i İlahiyenin hadsiz cilveleriyle tezahür eden ism-i Rahman gösterildiği gibi, insanın suret-i câmiasında küçük bir mikyasta zeminin sîması ve kâinatın sîması gibi yine o ism-i Rahman’ın cilve-i etemmini gösterir demektir.” Sözler, s.14.
  4. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. Ve O her şeyi hakkıyla işiten ve duyandır.”Şûra S., 42/11.
  5. Göklerde ve yerde en yüce misal O’nundur. Ve O; Aziz’dir, Hakim’dir.”Rum S., 30/27.
  6. Her kim bana bir defa salavat getirirse, Allah ona o salâvat sebebiyle on defa salât eyler. Sonra Allah’tan benim için vesileyi isteyin. Zira vesile cennette bir makamdır ki, Allah’ın kullarından yalnız bir tanesine lâyıktır. Umarım ki; o bir kişi de ben olayım. İmdi her kim benim için vesileyi isterse ona şefaatim vâcib olur.” Müslim, Namaz Bl, Hadis no: 11 (384).
  7. Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine: “Muhakkak ki insanlar size karşı (ordu) topladı; onlardan korkun!”dediklerinde bu onların imanını artırdı da: “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir!” dediler.” Âl-i İmrân S., 3/173.
  8. Allah’a şirk koştukları için kafirlerin kalplerine korku salacağız..” Âl-i İmrân S., 3/151.
  9. Her işin (dinin) başı İslam, yani iradeyi Allah’a teslim etmek demektir, direği namaz, zirvesi ve üst noktası da cihattır.” Tirmizi, İman Bl.8, Hadis no: 2616; Müsned 5, 231.
  10. (Farz) namaz, önceki namaz vaktinden bu yana işlenen günahlara keffârettir..”Müsned II, Namazın Fazileti, Hadis no: 7/878.
  11. Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet –kulluk- etsinler diye yarattım”Zâriyât S. 51/56.
  12. Elbette ki dünya hayatı aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.” Âl-i İmrân S., 3/185; “İki (büyük) nimet vardır ki, insanların çoğu onlar hususunda aldanmıştır: Bunlar sıhhat ve boş vakittir!”Buhari, Rikaak Bl., Hadis no:1.
  13. Tirmizî, Zühd Bl., Hadis no: 2388; Buharî, Tevhid Bl., 15/34; Cami’us-Sağir 2/312, Hadis no: 1933.
  14. Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük de kendindendir”Nisa S. 4/79.
  15. Haydi bunlara sıkı sarıl, kavmine de emret, onlar da en güzeline sarılsınlar.”Araf S.,7/145; İhyâ-i Ulûmi’d-Din 2/185.
  16. Ben size öyle bir şey bildireyim ki onu yaptığınız zaman (fazilet bakımından) sizi geçenlere yetişirsiniz ve sizden sonra gelenler size yetişemezler. (O da şudur:)  Her namazdan sonra Allah’a otuz üç, otuz üç ve otuz dört defa hamd, tesbih ve tekbir getirirsiniz.” İbn-i Mâce, Namaz Layıkı Bl., Hadis no: 927.
  17. Hz. Ali (R.Anh): “Ey İnsan! Sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın. Ama bütün âlem senin içine sığdırılıp gizlenmiştir.”, M.Akif Ersoy, Safahat, Çağrı Yay., İst.2006, s.65.
  18. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu okuduğun Fatiha sûresinin bir eşi ne Tevrat’ta ne de İncil’de ne de Zebur’da ne de Kur’ân’da indirilmemiştir. O yedi ayetli olup devamlı tekrar edilen ve bana verilen Kur’ân’dan bir parçadır.” Tirmizî, Kur’ân’ın Fazileti ve Değeri, Hadis no: 2875; Buhari, Kur’ân’ın Fazileti Bl.,9, Hadis no: 27.
  19. Amellerin en faziletlisi vaktinde kılınan namazdır.” Müslim, İman Bl., Hadis no: 137-140; “Kulun Rabbine eh yakın olduğu hâl secdede bulunduğu hâldir” Müslim, Namaz Bl., Hadis no: 215 (482); “Namaz dinin direğidir” Tirmizi, İman Bl.8, Hadis no: 2616; Müsned 5, 231.
  20. Bir de namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!”; Bakara S., 2/43; bkz: bir önceki (19 nolu) dipnot.
  21. ..Muhakkak ki namaz, mü’minlere vakitleri belirlenerek farz kılınmıştır.”,Nisa S. 4/103; “İsra Gecesi (namaz önce elli vakit olarak farz kılındı, sonra azaltıldı ve) Rabbim buyurdu ki: “Bu namazlar beştir. (Ama) Onlar (sevap olarak) ellidir. Bende söz (bir olur) değişmez.”, Müslim, İman Bl. Hadis no: 263.

Yazar : Mustafa H. KURT

Mustafa H. Kurt: 1974 yılında Gaziantep'te doğdu. Cumhuriyet Lisesi (1992) ve Gaziantep Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldu (2000). Türkiye’de ve Almanya’da eğitimcilik yanında farklı iş kollarında çalıştı. Yazarımız, kastamonur.com yanında hâlihazırda çeşitli dergi ve haber sitelerinde yazıyor.

Tüm Yazıları Göster
Beğendiyseniz lütfen paylaşınız.

İlginizi Çekebilir

Otobüste Bir Sohbet

Üniversiteden şehire geliyordum ve bu arada da Münacaat-ül Kur’an okuyordum. Yanımdaki bir bayan öğrenci merak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Fatiha Suresi, Meal-Tefsiri

1. FATİHA SURESİ Fatiha; giriş, açış, başlangıç demektir. Bir bitki tohumu nasıl o bitkinin dallarını, yapraklarını, …

Kapat