Ana Sayfa / Yazarlar / Suriye’de 3. Zafere Doğru

Suriye’de 3. Zafere Doğru

Bu yazıda kimsenin görmediği veya görmek istemediği noktalara değinerek; Suriye İç Savaşının gerçek yüzünü göstermeye çalışacağız. Asıl olarak kimin kiminle savaştığı ile ilgilenip vekil savaşçılarla ikinci derecede bakarak, Suriye Savaşı’nın nasıl kazanılabileceğinin yollarını göstermeye çalışacağız.

Son fotoğrafta yani İdlip saldırıları sonucunda görünen durum şudur: Rusya ve İran, Astana sürecini ayaklar altına alarak Türkiye ile yapılan müzakereleri ve uzlaşmaları yok saymışlardır. Adı üstünde “Çatışmasızlık Bölgeleri” denilen sahayı bombalayarak, çatışmanın fitilini ateşlemişlerdir. Bu durumda; hem Rusya ve İran Ordusuna hem de Esed Rejimine ders vermek zarureti hâsıl olmuştur. Peki, bunu yapmaya gücümüz yeter mi?

Öncelikle şu hususun altını çizelim: Hakkın ve doğrunun yanında olanın en büyük yardımcısı Allah’tır. Hiçbir güç O’nun kudretinden kurtulup kaçamaz. Bugüne kadar sadece masum sivilleri öldürmüş olan Rusya, İran, ABD, Esed rejimi ve DAEŞ gibi terör örgütleri, yenilmeye başlamış ve Türk Ordusu ile beraber hareket eden Özgür Suriye Ordusundan (ÖSO’dan) gerekli tokadı yemiştir. Allah’ın izni ile nice kâfir zalimleri mağlup etmiş bu aziz milletin, buna gücü yeter evelallah. Yeter ki birlik ve beraberlikten ayrılmayalım.

Evet, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonları gerçek bir zafer olup tarihe geçmiştir. Ne yazık ki Suriye’de büyük güçlerin askerleri bulunduğu için daha başka zaferlere de ihtiyaç vardır. Kısaca değinmek gerekirse sınırlı birliklerle icra edilen bu iki savaş nihai zafere ulaşmak için yeterli değildir. Zira 7 senedir devam eden Suriye İç Savaşında; başka zaferlere de ihtiyaç bulunmaktadır.

Fırat Kalkanı Harekâtı, görünüşte DAEŞ Terör örgütüne karşı yapılmış olsa da gerçekte ABD ve yandaşlarına karşı yapılmış ve başarılmış bir operasyondur. Sonuçta Batılı ülkeler tarafından desteklenen DAEŞ Örgütüne tokat vurularak savaş dışına itilmesi başarılmıştır. Bugün DAEŞ denilen örgütün yerinde yeller esmektedir.

Keza Zeytin Dalı Operasyonu da PKK/PYD unsurlarına karşı yapılarak aslında ABD’ye büyük bir darbe vurulmuştur. Binlerce TIR ve nakliye uçağı ile Türkiye’ye karşı beslenen ve semirtilen PKK güçleri büyük bir darbe ile temizlenmiştir. Sonuçta terör örgütünün aslında kâğıttan bir karton olduğu cümle âleme gösterilmiştir.

FETÖ örgütünden temizlenerek ABD’nin kontrolünden kurtulmuş olan Silahlı Kuvvetlerimiz; bu iki operasyonla zafer üstüne zafer kazanarak; İslam düşmanlarına büyük bir ders vermiştir. Bunu tarihin kayıtlarına bu şekilde geçirmek gerekiyor.

Şimdi ise sırada Rusya, İran Ordusu ve köleleştirdikleri Esed Rejimi çapulcuları bulunmaktadır. Astana süreci ile anlaşmalara ihanet eden bu güçlere karşı bir zafer daha kazanmak gerekiyor. Bunun için çok dikkatle atılması gereken adımlar vardır. Birkaç tanesini arz edeyim:

    1. Öncelikle bütün muhalif grupların ÖSO çatısı altında toplanması gerekiyor. Başkasının emrine girmek istemeyen örgütlerin, şahsi menfaatlerinden vaz geçerek Suriye’nin İslam düşmanları tarafından işgaline son vermek için bu fedakarlığı yapması gereklidir.
    2. Suriye muhaliflerinin Esed Rejimine karşı güçlü bir politik lidere ihtiyacı vardır. Bu sayede savaştan bunalan bütün Suriye halkının bu kişinin liderliğini kabul etmesi sayesinde savaşın daha da çok uzaması önlenecektir.
    3. Esed Rejiminin son bir güçle yığmış olduğu 25-30 bin civarındaki askeri birliğin İdlib’deki çatışmasızlık bölgesine girmesi sağlanarak ele geçirilmesi önem kazanmıştır. Bunun için ÖSO’nun çok ciddi bir hazırlık yapması ve Esed birliklerinin tuzağa düşürülmesi çok önemlidir. Rus uçakları ve İran kara güçlerinden başka hiçbir dayanağı kalmayan Esed askerlerine darbe vurmak öyle çok da güç bir iş değildir. Büyük bir kayıp vermesi sağlanarak; psikolojik savaşta yenik duruma düşmesi gereklidir. ÖSO, inisiyatifi ele geçirdikten sonra savaş çok kısa zamanda bitecektir.
    4. Nihai zafere ulaşmak için Esed rejimi yenilgiye uğratıldıktan sonra sırada ABD’nin müttefiki olan ve gelecekte Türkiye’ye saldırmak için bir ara eleman olarak hazırlanan PKK/PYD güçlerini de mağlup etmek gerekiyor. Zeytin Dalı Operasyonu ile çok az sayıdaki zayiatla kazanılan zafer, İslam düşmanlarının gözünü korkuttuğu için bu son zaferin, öncekilere göre nispeten daha kolaylıkla başarılacağından kimsenin şüphe duymaması gereklidir.
    5. Suriye’de Rusya ve İran’ın hiçbir geleceği yoktur. Bu emperyalist güçler sadece masum sivilleri öldürmekten başka hiçbir iş yapmamışlardır. Halkının büyük çoğunluğu Sünni Müslüman olan masumları katlederek bu topraklara sahip olmak mümkün değildir. Nice azgın ve zalimler gibi en nihayetinde akıttıkları kanda boğulmaya mahkûmdurlar.
    6. Savaşın daha ilk yıllarında yani 2012 yılında Esed rejimi neredeyse çökmek üzere iken bölgeye Rusya ve İran’ı sokarak bataklığa çeviren ABD’nin en önemli amacı; İsrail’in güvenliğini sağlamaktır. Bunun için Esed Rejiminin devamını istemektedir. Çünkü İsrail’in menfaatleri için halkını ezen Esed diktatörü, İsrail için bulunmaz bir nimettir. Golan Tepelerini, Baba Hafız Esat sayesinde ele geçiren İsrail, sınır güvenliğini ancak bu sayede sağlamaktadır. Fakat artık yolun sonuna gelinmiş olup özgürlüğün tadına varmış olan milyonlarca Müslümana karşı İsrail’in gücü sinek vızıltısından başka bir şey değildir. Bunun için Türk ve Arapların birlik ve beraberlik içinde bulunması şarttır.
    7. Türkiye, İslam düşmanlarından korunmak istiyor ise ÖSO’yu desteklemek için gerekli lojistik desteği vermek zorundadır. Bu maksatla; bakım onarım ve silah üretim tesislerinin inşası için askeri-teknik destek verilmesi gereklidir.

Elbette bu 7 maddeden başka yapacak daha çok şey vardır. Bunların başında da diplomatik başarılardır. Gerçekleri olduğu gibi aktarabilmek, zalimlerin zulümlerini bir bir ortaya çıkarmak için basın kuruluşlarına da büyük görev düşmektedir.

Hâsıl-ı kelam; ülke olarak birlik ve beraberlik içinde bulunmak, dolar operasyonları gibi çirkin oyunlara maruz kalmamak için çok çalışmak ve Rabbimizden her daim yardım istemek zorundayız. Sabır ve metanetle gayret etmek, doğrulardan hiçbir zaman şaşmamak; başarının anahtarıdır, vesselam…

Yazar : Vehbi KARA

Dr. Vehbi KARA, 1965 Yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta eğitimini yine İstanbul’da tamamladıktan sonra 1982 yılında Deniz Harp Okuluna girerek askeri öğrenci olarak eğitimine devam etti. 1986 Yılında Kontrol Sistemleri bölümünden Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun olduktan sonra Teğmen rütbesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemilerinde ve karargâh birimlerinde deniz subayı olarak görev yaptı. Savaş gemilerinde güdümlü mermi ve top atışlarında birincilik kazanmıştır. 1997’de Yüzbaşı rütbesinde iken askerlik mesleğinden ayrıldı ve ticaret gemilerinde çalışmaya başladı. Gemi Kaptanı olarak çeşitli ülkelere ait 30’dan fazla ticari gemide görev yapmış çalıştığı firmalardan ödüller almıştır. 2011 Yılında Araştırmacı kadrosu ile İstanbul Üniversitesinde göreve başladı ve halen de bu üniversitenin Su Ürünleri Fakültesinde ve Mühendislik Fakültesinde denizcilikle ilgili meslek dersleri öğretmenliği görevini yürütmektedir. 1997 Yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Petrole Dayalı Stratejiler ve Uluslararası İlişkilerde Petrolün Rolü” isimli çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2015 Yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümünde “Çalışma İlişkileri Açısından Kapitalizm Sonrası Dönem: Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı çalışması ile doktora eğitimini tamamlamıştır. Uzakyol Kaptanı yeterliliğinde gemi kaptanlığı, Denizci Eğitimci Belgesi ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği sertifikaları mevcuttur. Denizcilik, askerlik, tarih ve iktisat konularında çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde makaleler yazan Vehbi KARA’nın “Bahriyede 15 Yıl” ve “Altı Ayda Altı Kıta” isimli iki kitabı bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

‘Yönlendirilmiş Evrim’ mi?

2018 Nobel Kimya Ödülü, biyokimya alanında geliştirdikleri ve oldukça yoğun olarak kullanılan biyomoleküler mühendislik yaklaşımları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Merhale

        Çeşitli maksatları, türlü türlü niyetleri sezmenin mecbur olunduğu günlerdi. Bunları dışa vuran kişi ve grupların …

Kapat