Ana Sayfa / Yazarlar / Suriye’de Kafkas İslam Ordusu Gibi Ordu Kurulmalıdır

Suriye’de Kafkas İslam Ordusu Gibi Ordu Kurulmalıdır

Bundan 100 yıl önce 15 Eylül 1918 tarihinde Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Bakü’ye girmişti. Osmanlı askerleri ve Müslüman Kafkas halklarının birleştirilmesi ile meydana gelen bu ordu, birbirine düşman olduğu halde sıra Müslümanlara gelince birleşen Menşevik ve Bolşevik Rusları, Ermenileri mağlup etme becerisini göstermişti.

Ne ilginçtir ki Birinci Dünya Savaşında kıyasıya mücadele eden İngiliz ve Alman orduları, Kafkasya’da Müslümanlara karşı aynı Ruslar gibi birleşmiş Kafkas İslam Ordusuna karşı savaşmıştı. Bakü’ye katil Ermeni ve Ruslardan temizleyen ordumuz bir de güya bizimle beraber savaşan Almanlarla dahi mücadele etmek zorunda kalmıştı.

Kudüs düştüğünde Viyana ve Berlin’de Hristiyanlar sevinç çığlıkları atmış güya müttefikimiz olan bu çıyan Alman ve Avusturyalılar, savaştıkları İngilizlerin başarısını kutlamışlardı. Ne ilginçtir ki aradan 100 yıl geçmiş olsa da gavur gavurluğundan vaz geçmiyor. Güya NATO’da müttefik olduğumuz ABD ve Batılı uluslar, Türkiye’yi bölüp parçalamak için binlerce TIR ve uçak ile PKK terör örgütünü beslemekten utanmıyorlar.

Ruslar neyse de güya Müslüman olan İran, Suriye’de masum sivilleri öldürmekten nasıl bir haz alıyorsa, zulümlerine doymak bilmiyor. Hiçbir aklı başında adam bu ahmak Acemlere “ne yapıyorsunuz ya hu!” demiyor.

Aynı Kafkasya’da 100 yıl öncesinde olduğu gibi Ruslar, İslam düşmanlığı adına kanlı bıçaklı oldukları Amerikalılarla Suriye’de bugün işbirliği yapabiliyor. Suriye’de akan Müslüman kanı devam etsin diye her türlü zulme ve katil Esed rejimine destek olmaya devam ediyorlar.

Allah’ın rahmeti ve inayeti daima Müslümanlarla beraberdir. Biz yeter ki birlik olalım. Nasıl ki 100 yıl önce bir araya gelerek İslam düşmanlığı, petrol ve küçük menfaatler için koalisyon yapanları yendik yine aynı başarıyı gösterebiliriz. Müslümanlara katliam yapan Rus, İngiliz, Ermeni, Gürcü ve dahi nice kâfirleri dize getiren Kafkas İslam Ordusu gibi yine bu zalimlere dünyayı dar edebiliriz.

Evet, bu kan akıtmaktan bir an bile geri durmayan bu zalimlere karşı; Suriye İslam Ordusu kurulmalıdır. Bu ordu aynı 100 yıl öncesinde olduğu gibi Rus ve Amerikan gâvurlarını ve işbirlikçilerini dize getirecektir. Bundan kimsenin şüphe duymaması gerekir. Zira burası ceddimizin nice zaferler kazandığı mübarek topraklardır.

Zafer için dâhili anlaşmazlıkları bir kenara bırakmak şarttır. Yani küçük gruplar halinde savaşan Suriyeli mücahitlerin birleşmesi ve Türk askerlerinin komutası altına girmesi gerekiyor. 100 yıl önce nasıl ki Allah’ın yardımı ile İslam düşmanlarını püskürtüp Kafkasya’da Müslüman halklar özgürlüğünü kazandı, aynı şekilde Suriye’de de Haçlı seferini püskürtüp İslam sancağını yeniden göndere çekebiliriz. Tek şart; birlik ve beraberlik içinde olmaktır.

İstese ABD ve Rusya, Suriye’de barışı getiremez mi? Bunu çok kolaylıkla yapabilirler. Lakin kurt puslu havayı sever. Daima Müslümanları kırıp öldürmek için her iki cani ulus dahi fırsat kolluyor. Öyle ki Suriye rejim güçlerine 70 tane Tomahawk füzesi attığını söyleyen ABD, meğerse gizlice haber vererek kaçmalarını sağlamış. Bir tane dahi uçak vurulmuyor, havaalanı dahi savaş dışı kalmıyor. Güya kimyasal silah kullandığı ispat edilen Suriye rejimine ceza vermişler. Kimi kandırıyorsun bre mel’un! Allah, sizi böyle sahtekârlıklarınız içinde boğsun. Ne denilir ki…

Rusya, Akdeniz’de var olduğunu göstermek için bu kirli savaşı ve insanlık dışı katliamları yapıyor. ABD ise İsrail’in güvenliğini sağlamak için Suriye’nin yakıp yıkılmasını ve Suriye’nin başat bir güç olarak çıkmasını istemiyor.

İran ise İslam kardeşliğini bir tarafa bırakıp rejim ihraç etmek için ve daha nice fitneler için katliamlara devam ediyor. Her şey apaçık bir şekilde herkesin gözleri önünde cereyan ediyor. Savaşın sürüp gitmesini, akan kanın asla durmamasını, kendi küçücük menfaatleri için istiyorlar. İşte böylesi bir durumda Türk sancağı altında birlik ve beraberlikten kaçanlar büyük bir vebali yüklenmektedirler. Her ne olursa olsun İslam’a karşı birleşmiş olan bu Hristiyan koalisyonuna karşı birlikte hareket etme mecburiyetleri vardır.

Unutmasınlar ki bu ordu-millet; tam 1000 yıldır Haçlıları Anadolu’da dize getirmiş Kılıç Arslanların torunlarıdır. Kafkas dağlarında dahi nice destanlar yazmıştır. İslam adına canını seve seve feda etmiş bu orduya karşı durmak büyük bir günahı doğuracaktır. Suriye’deki Müslüman Kürt kardeşlerimiz de Arap kardeşlerimizle birlikte bu küffar ordusuna karşı bizimle birlikte mücadele etmek zorundadırlar. Aksi takdirde en büyük zararı kendileri görecektir. Hem dünyada hem de ruz-i mahşerde bunun hesabını veremezler, vesselam…

Yazar : Vehbi KARA

Dr. Vehbi KARA, 1965 Yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta eğitimini yine İstanbul’da tamamladıktan sonra 1982 yılında Deniz Harp Okuluna girerek askeri öğrenci olarak eğitimine devam etti. 1986 Yılında Kontrol Sistemleri bölümünden Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun olduktan sonra Teğmen rütbesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı savaş gemilerinde ve karargâh birimlerinde deniz subayı olarak görev yaptı. Savaş gemilerinde güdümlü mermi ve top atışlarında birincilik kazanmıştır. 1997’de Yüzbaşı rütbesinde iken askerlik mesleğinden ayrıldı ve ticaret gemilerinde çalışmaya başladı. Gemi Kaptanı olarak çeşitli ülkelere ait 30’dan fazla ticari gemide görev yapmış çalıştığı firmalardan ödüller almıştır. 2011 Yılında Araştırmacı kadrosu ile İstanbul Üniversitesinde göreve başladı ve halen de bu üniversitenin Su Ürünleri Fakültesinde ve Mühendislik Fakültesinde denizcilikle ilgili meslek dersleri öğretmenliği görevini yürütmektedir. 1997 Yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Petrole Dayalı Stratejiler ve Uluslararası İlişkilerde Petrolün Rolü” isimli çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2015 Yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümünde “Çalışma İlişkileri Açısından Kapitalizm Sonrası Dönem: Malikiyet ve Serbestiyet Devri” başlıklı çalışması ile doktora eğitimini tamamlamıştır. Uzakyol Kaptanı yeterliliğinde gemi kaptanlığı, Denizci Eğitimci Belgesi ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği sertifikaları mevcuttur. Denizcilik, askerlik, tarih ve iktisat konularında çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde makaleler yazan Vehbi KARA’nın “Bahriyede 15 Yıl” ve “Altı Ayda Altı Kıta” isimli iki kitabı bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Risâle-i Nur Külliyatı ve Yazım Kuralları

Risale-i Nur Külliyâtının Yazım Kuralları RİSÂLE-İ NUR KÜLLİYÂTININ YAZIM KURALLARINA (USÛL-İ TAHRİR) UYGUNLUNLUĞU VE YAPILAN …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Siyaset ve “meslek-i hıllet”

Emir, nehiy ve terbiye mânâlarına gelen siyaset kelimesi Arapçâ ve “sase” fiilinden masdardır. İbn-i Abidin …

Kapat