Ana Sayfa / Yazarlar / Tanıtıp Yol Açma / M. Nuri BİNGÖL

Tanıtıp Yol Açma / M. Nuri BİNGÖL

Erkam Yıldırım genç bir kabiliyet. “Araf” adında bir şiir kitabı da var. Biz, biraz okumuş yazmış insanların -bence- en fazla yeni kabiliyetleri tanıtmamız gerekir.

Türkçe kelimelerle bir virtüöz gibi oynaması en çok çarptı beni. Yenilerin “imge”, eski ve asil olanlarınsa “tahayyül-tedai” demeyi tercih ettiği yönünü pek sağlam gördüm. Şiirindeki “tedai” ve kelime seçiliği, belki de denemelerinden de sağlam ama malum, kendini ifade etmek için denemenin hudutları daha geniş.

Denemelerini de kitaplaştırmasını umduğum sanatçıyı tebrik ediyor, “Han” başlıklı denemesiyle başbaşa bırakıyorum sizi.

“Duydum ki bir yola düş olup varlığını arıyorsun, henüz uyuyan bir günün otağında. Gözlerin, kalbinin yağmurları ile ıslanıyor. Kanatların nazif bir kuş gibi kırılgan; sen korkuyorsun gün doğumuna doğru açan ufukların kızıllığından. Bilmediğini zannettiğin diyarlardan ürkerek geçiyorsun.

Oysaki herkes senin iştirakini beklerken böyle bir mucizeye. Bir anda şaşkın bir şekilde bakınırken bu diyara, bir gönül hanında konaklıyorsun. Adını daha önce duymadığım ama sanki bir yerden duyumsadığım esrarengiz bir han.

Yavaşça yakınlaşıyor adımların, tatlı bir telaş ve korku ile. İçinde öyle bir his var ki sanki gün doğumunu uyandırmaya gidiyorsun gecenin kucağından… Gün, derinliğe demirlemiş, bütün aydınlığı yutmuş gece sonsuzluğu sıfır ile çarparak. Ve şimdi giriyorsun günü içine alan geceye, o bilinmez esrarengiz hana. Yavaşça yakınlaşıyorsun yüce bir ilahi divana.

Ufak bir heyecan ile çarpıyor kalbinin serzâkiri ve hatırına efalin dokunuyor. Hilkatinin malikini aralıyor, varlığının arayışı. Sana bilinir görünen bu ilk celsede. Öteleri yakıcı rüzgâr esiyor göğsünün ta orta yerinden. İtelediklerin ve ötelediklerin yanı başında asude bir gelin gibi şahidin oluyor.

Ani bir çırpınış sarıyor etrafını ve yine korkuyorsun. Yanına uğrak yerlerin geliyor ve elbette içerinde iskân edenler. Evvelden hâl hatır soruyor, kucaklıyorlar bu mucizeyi. İştirakini muhabbet ile karşılıyorlar ve sonra. Ve sonra içlerinden biri sual ediyor kendi kavli lisanı ile. Ne arıyorsun buralarda diyerek.

Tutuk bir dil ile cevap vermek istercesine titriyor yüreğinin derinliği. Ve cevaben, günü aradığını söylüyorsun. Bu hanın içinde bulabilir miyim onu? Der ki sana, gün senin içindedir, geceye güneşi giydir ve bu handan öyle ayrıl. Şimdi kaldır başını ey muhip, uzakların düşüne girme.

Varlığın, senin gönül hanın da gizli. Gün’ü gecenin kucağından uyandırmak için, hanı yalnız bırakma. Sonra mı..?

Sen artık biliyorsun…”

Yolun açık olsun Erkam.

Yazar : Mehmet Nuri BİNGÖL

1961 yılında Birecik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Birecik’te, Dumlupınar İlkokulu, Birecik Ortaokulu ve Birecik Lisesi’nde tamamladım.
İlk hikâye ve şiirim ulusal bir gazetede yayımlandığında lise 1’deydim. ÖSS sınavından sonra gezmeye gittiğimiz İstanbul’da, daha sonra okuyacağım Fakülte’yi görünce:
“ Keşke burayı kazansaydım.” diye iç geçirdim.
Hakikaten orada tahsil görmem nasip oldu bana. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümünden 1982 yılında mezun oldum.
Fakültenin son iki yılında fahri olarak Köprü Dergisinin editörlüğünü yaptım. İstanbul hayatımdaki en büyük şansım Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’la beraber, Tarık Buğra’nın romanları üzerine bitirme tezi yapmam, romancı-araştırmacı Hüseyin Yılmaz’la mesai arkadaşlığında bulunmam, tahsil senelerinde M. Nuri Yardım’la istişarede olmam, Yazar- Yayımcı Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş’le tanışmamdır.
Anadolu’nun çok yöresinde öğretmenlik yaptım. Yaz-gı Dergisi ve Gap Gündemi Gazetesi’nde yazı ve hikâyelerim yayımlandı. Tefrika halinde romanlarım yanında birçok hikâyem de var.
Eserlerim: Sürgünda Tırmanış 1 ve 2 (Tefrika roman), Yokuşta (Tefrika roman), Kafkasya’da Sarp Ufuklar (Tefrika roman), Sürgündeki Çeçenya (1. Baskı: 1996; 2. Baskı:2000), Nur Üstad (Biyografi- Deneme; 2002)
Şu anda üç kültür-edebiyat web sitesinde yazıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Tüm Yazıları Göster

İlginizi Çekebilir

Ey Ayasofya Seni Kapayanlar da Açmayanlar da Suçludur / Vehbi KARA

Bediüzzaman Said Nursi, Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya, Ziyad Ebüzziya, Fahir Armaoğlu, Türk Milliyetçiler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
‘İdeolojik eksiklik!’ / Mustafa H. KURT

SİYAHIN VE beyazın belirginliğine inat, mensubiyet noktasında ‘griliğin’ belki de en çok arttığı bir zaman …

Kapat