Ana Sayfa / AİLE & SAĞLIK / Aile / Eve Televizyon Alsak mı Almasak mi?

Eve Televizyon Alsak mı Almasak mi?

Bunu paylaşınız

SORU; Bu zamana kadar eve televizyon almadık ama artık çocukları zapt edemiyoruz. Her gün parka çıkarmamıza rağmen, acaba eve televizyon alsak mı, diye düşünüyoruz. Ayrıca bu durumdan korkuyoruz, ne tavsiye edersiniz?

İSLÂMİYET, HER ASRA VE HER İNSANA HİTAB EDER,
getirdiği esaslar insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevab verir.
İslâm’ın bu cihanşümûl özelliğine Kur’an’da şu şekilde işaret olunur:
“Ey Muhammed, Biz seni BÜTÜN İNSANLARA yalnızca müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik.” (Sebe`, 28). “Ey Muhammed!.. De ki: `Ey insanlar, ben Allah’ın HEPİNİZ İÇİN GÖNDERDİĞİ Peygamberiyim`.” (el-A`raf, 158).
“Ben size neyi yasak ettiysem, ondan çekinin; size neyi emretti isem, ondan gücünüzün yettiği kadarını yapın. Sizden evvelki ümmetleri ancak mes`elelerinin ve Peygamberlerine karşı ihtilâflarının çokluğu helâk etmiştir.” –Riyazü’s-salihin-

İSLAM DİNİNİ DİĞER DİNLERDEN AYIRAN ÖNEMLİ BİR ÖZELLİK, bütün dinlerde yasaklanmış olan bir çok günahın, nasıl engellenmesi gerektiğin de, mekruh ve ya haram olarak bir set çizilip, kişinin bu günahtan nasıl sakınıp korunacağı da nehiyler olarak emredilmiştir!..
Meselâ zina, günahı kebair olarak bildirilmiş, ondan mü’min’i korumak için bakışlara varıncaya kadar, erkeğe de kadına da fıtratlarına uygun tesettür emredilmiştir!..

Ve yine yalan ve riyakarlık, kibir ve enaniyet, günahı kebair olarak emredilmiş, “Emredildiğin gibi dosdoğru ol..” (Hud-11) ayet-i Celilesi’yle, Mü’min’e sıdk ve doğruluk, vakar ve isar emredilmiştir!..
Ve yine israf ve füzuliyat, reddedilmiş, “israf, kanaatsizliği intaç eder. Kanaatsizlik ise, çalışmanın şevkini kırar, tembelliğe atar, hayatından şekvâ kapısını açar, mütemadiyen şekvâ ettirir. Hem ihlâsı kırar, riyâ kapısını açar. Hem izzetini kırar, dilencilik yolunu gösterir.”-19. (Lem’a) neticesi üzere iktisat ve hikmet emredilmiştir!..

İsraf edilen en önemli şey Ömrümüzden eksilen zamandır!.. Zamanı doğru değerlendiremediğimiz müddetçe bu imtihanı ne biz, ne de neslimiz kazanamayacaktır!..
Efendimiz’in emrettiği gibi, kendi nefsimize ve NESİLLERİMİZE zamanı üç hak doğrultusunda kullanmayı öğrettiğimiz takdirde, kaybetmek sıkıntı asgariye inecektir; “Muhakkak ki Allah’ın senin üzerinde hakkı vardır; nefsinin senin üzerinde hakkı vardır ve ehlinin-kulların- senin üzerinde hakkı vardır. Herkesin hakkını ona öde!..” (Muhammed b. Allân, Delîlu’l-Fâlihîn, Mısır 1971, I, 390).
“Ben, cinleri ve insanları ancak bana kulluk (ibâdet) etsinler, (vazifelerini yerine getirsinler diye yarattım” (ez-Zariyât, 51/56).” Ayet-i Kerime’sine mazhar olmak için Allah’ın hakkını gözetmeliyiz!..

Muaz b. Cebel’den rivâyet edildiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s.) ona:

-“Ey Muaz, Allah’ın kulları üzerindeki hakkı (yani kulların Allah’a karşı olan vazifeleri) nedir, bilir misin? diye sormuş. O’ da:

-Bunu Allah ile Allah’ın peygamberi çok daha iyi bilir, diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) şöyle devam etmiştir:

-“Allah’ın kulları üzerine sabit olan hakkı, (yani kulların Allah’a karşı olan vazifeleri, kulların Allah’a itâat ve kulluk etmeleri ve ona hiç bir şeyi şerik kılmamalarıdır.” (ez-Zebidî, Sahih-i Buhârî Muhtasarı, VIII, 310).

Anne-babaya-kullarına- karşı olan vazifelerimiz, Allah’a karşı olan vazifelerimizden hemen sonra gelmektedir. Bu husus, Yüce Allah tarafından Kur’ân’da şöyle haber verilmiştir:

“Rabb’in, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır (ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa, sakın onlara “Öf” deme, onları azarlama! Onlara güzel söz söyle. Onlara acımadan dolayı küçülme kanadını indir, (onlara karşı al çok gönüllü ol) ve: “Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren) Rabb’im! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse, sen de bunlara (öyle) acı!” (el-İsrâ, 17/23, 24).

Yüce İslâm dini, genel olarak kul hakkına saygılı olmayı ve herkese karşı olan vazifelerimizi en iyi şekilde yerine getirmeyi emretmiştir.Cuma günlerinde, cuma hutbelerinin sonunda, imam-hatiplerin okuduğu bir âyette,
“Muhakkak ki Allah, adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor” (en-Nahl, 16/90).

Kendimize karşı olan vazifelerimiz, kendimizi maddî ve manevî yönden, dünya ve ahiret hususun da her türlü günah, haram ve zararlı olan şeylerden korumamızdır.

Kur’ân ve sünnette işaret edilen çeşitli vazifelerini yerine getiren insanlar, şahıs olarak huzur ve mutluluğa ererler. Stres ve benzeri sıkıntılardan kurtulurlar. Vazifelerini yerine getirmiş olmanın mutluluğu içinde yaşarlar.

Karşılıklı vazifeleri, Allah ve peygamberin emrettiği gibi yerine getiren insanların bulunduğu aile ocağı, gecekondu bile olsa, cennetin bir köşesine döner. Huzur ve mutluluk içinde bulunur. Bu şekilde vazife şuuru içinde olan insanlardan oluşan toplumlar da, hiç şüphesiz refah içinde olurlar.

DEMEKK Kİ; MESELE TERK ETMEK DEĞİL; DENGELEMEKTİR!..

HULASA; MAHRUM ETMEKTEN ZİYADE KONTROL ETMEK VE KONTROLÜ HAKİM KILMAYI EVLATLARIMA ÖĞRETMEK VE ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMELERİNE YARDIMCI OLMAKTIR!..
Aksi takdirde bizim kontrolumuzden çıktıkları ilk anda tekrar yasaklara meyledeceklerdir!..

Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Kadın mıyız Bayan mıyız?

Yazar: Sema Maraşlı Kadınlara “kadın, hatun, hanım, hanımefendi” gibi hitaplar varken “bay” kelimesinden türetilmiş uyduruk bir kelime olan “bayan” kelimesi neden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Aile
İlk İnsandan Âhirzamana Kadın ve Âile

İslâm’da Aile Osman Nuri Topbaş Hocaefendi İLK İNSAN, İLK AİLE… Cenâb-ı Hak, önce ilk insan …

Kapat