Ana Sayfa / Yazarlar / Temel Derdimiz Değil Ama…

Temel Derdimiz Değil Ama…

Bunu paylaşınız

Bir mekânda sonunda tatlıya bağlanan bir münakaşa yaşadım. Muhterem bir imam, bağlı olduğu DİB gibi sigaranın mutlak haram olduğunu hararetle savunuyor, bunun gerekçesini de sadece israf ve vücuda zarara bağlıyordu.

Muhterem imamın hiçbir müçtehitten nakil yapmaması, üstüne üstlük Elezher ekolünden olması çok fazla müdahele etmememi sağladı! Bir de Üstad Said Nursi’nin “hocalarla uğraşmama” emrine ittibaın gerekli olduğunu düşünerek, sadece,

“Eğer zarardan hareket ediyorsan, GDO’lu ürünler yüzünden dünyada bir yılda kansere yakalanan insan sayısı beş altı milyona yaklaşıyor. İsrafı öne sürüyorsan zaman israfı yüzünden meşru eğlencelere haram mı diyeceğiz şimdi, pahalı evlerde oturmalar için, herhangi bir evde oturmaya haram hükmünü mü vereceğiz?” dedim sadece, çünkü bir sürü dinleyen genç imam arkadaş vardı, işin püf noktasını sezdirmeliydim en azından…

Asıl cevabı ise genç bir imam verdi. Kütüphaneden Görmez Hoca zamanında basılmış Diyanet Yayını İslam İlmihali’ni alıp, sigara bahsini açtı. Sigaranın mutlak haram olduğunu diyen Ezherci imam telaşlandı birden. “Ben o ilmihal maddelerini yazan âlimleri kabul etmiyorum; hem o kitap Görmez zamanında basılmış.” dedi.

Ben de “Sorularla İslamiyet” sitesinden aynı bahsi açtım.

“Okuyayım mı?” dedim. “Bu site bağımsız, herhal dinlersin.”

“Eğer bağımsız bir siteyse ona hiç itibar etmem.”

Sadece ve sadece acı acı tebessüm ettim. “Belki de haklısın…” diyerek selam verip ayrıldım. Mesele zaten tevazzuh etmişti…

 

***

 

İslam’ın cihanşümul helal ve haramları Kur’an-ı Kerim’de ve  “Kur’an’ın hakiki tefsiri olan olan sünnette” (Said Nursi, Sünuhat) zikredilmiştir. ‘cihanşümul helal ve haram’ derken, her zaman ve her mekâna göre genel geçer helal ve haramları, yani “mutlak” helal-haramları kastediyorum.

Sigara ve benzeri alışkanlıklar gerek sünnette, gerekse Kur’ân-ı Kerim’de yer almaz. Çünkü Kur’an’ın indiği zaman sigara, puro, nargile yoktu. Sigara XV. asırdan sonra ortaya çıktı. İslam’ın temel kaynaklarında adı geçmeyen bir şeyin hükmünü anlamak için İslam’ın bazı genel kaideleri var. En “ecma” hükümlerden biri şudur:

“Eşyada aslolan, ibahadır.”

Bu esas, her şey insanlar içindir, haram olduğu açıklanmış şeylerin kimisinin hükmü açıkça beyan edilmiş, hükmü bildirilmeyen şeyler de helal olarak kılınmıştır mânâsına gelir. Bir diğeri de şu:

“Temiz ve güzel olan şeyler helaldir, pis ve zararlı şeyler ise haramdır.”

Bu iki genel kaide, beraberce düşünüldüğünde sigara için şöyle bir neticeyle karşılaşırız: Sigara hakkında kaynaklarda (Kur’an ve sünnette) bir şey söylenmediğine göre, onun hakkında hüküm verebilmemiz için “pis ve zararlı” olup olmadığına bakmalıyız.

***

İşte bu metodik anlayış sebebiyle tarihte bazı İslam âlimleri sigaranın helal/mubah olduğu hükmüne varmışlardır. Çünkü demişlerdir: “Biz sigaranın bir zararını görmüş değiliz, şu halde onun haram olduğunu söyleyemeyiz. Eğer bir gün zararlı olduğu ortaya çıkarsa biz de ona göre hüküm veririz.” Bugün “içtihada müstaid” âlim olmadığın göre (İçtihad Risalesi), o zatlar da tekrar ihya olmayacaklarına göre herhangi bir “yeni” hüküm, kendi başına yepyeni bir yol açmak olacaktır ki bunun adı da “mezhep”tir! Yeni bir mezhep ihdas etmektir.

Hanefî Mezhebinde şöyle bir idrâk metodu var: “Kıyasa/kurallara göre haram olan, ancak Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette adı ve hükmü açıkça zikredilmeyen şeylere haram yerine, tahrîmen mekruh demek daha uygundur. Gerçi bununla kastedilen de haramlıktır, ancak bir şeye haram ya da helal hükmü vermek sadece Allah’a (cc) ait bir hak olduğu için, haram olduğu kesinkes anlaşılsa bile, Kur’an’da haram denmeyen şeylere nezaketen, tahrimen mekruh demek daha güzeldir.”

Bu sebeple son dönem Hanefîler sigara için “tahrimen mekruh” hükmünü tercih etmişlerdir. “Tahrîmen mekruh”, kanun hükmünde kararname gibi, haram hükmünde mekruh demektir. 

Sigaranın İslam Âlemindeki Gelişim ve Yerleşimi…

Tütün XV. asırdan sonra, İslâm ülkelerine girmiştir. O zamandan beri, İslâm âlimleri onu içmenin hükmü üzerinde durmuşlardır. Şöyle ki:

  1. Bâzı âlimler, tütünün mubah olduğunu söylemişlerdir. Bunu söyleyenler, tütünün zararı olmadığını ve Şâri’ (Şeriatı koyan, yani Allah) tarafından yasaklanmadığını ileri sürmüşlerdir.
  2. Bâzıları da sigara içmek mekruhtur, demişlerdir. Bunun sebebi, kıyasla sabit bir hükme, haram deme cüretini demekten çekinmeleri ve sigaranın zararları hakkında kesin bilgi sahibi olmamaları yüzünden, mübah ise haram deme cüretini bulamamalarıdır.
  3. Bâzıları da sigara içmek, özellikle tiryakisi olmak haramdır, demişlerdir. Bunların mesnedi ise, sigaranın vücuda zarar vermesi, israf olması ve nafaka mükellefiyetinde darlığa yol açmasıdır. Dinî ilimler noktasından eğitim almadım ama araştırmacıyım. Orta bir yol bulmada beis görmüyorum. Zikredilen bu üç sebepten biri gerçekleştiği yer ve durumda, sigara içmek haramdır denebilir!

Yok, bunlar gerçekleşmez ise mekruhtur.

Yazar : Mehmet Nuri BİNGÖL

1961 yılında Birecik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Birecik’te, Dumlupınar İlkokulu, Birecik Ortaokulu ve Birecik Lisesi’nde tamamladım.
İlk hikâye ve şiirim ulusal bir gazetede yayımlandığında lise 1’deydim. ÖSS sınavından sonra gezmeye gittiğimiz İstanbul’da, daha sonra okuyacağım Fakülte’yi görünce:
“ Keşke burayı kazansaydım.” diye iç geçirdim.
Hakikaten orada tahsil görmem nasip oldu bana. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Yeni Türk Edebiyatı Bölümünden 1982 yılında mezun oldum.
Fakültenin son iki yılında fahri olarak Köprü Dergisinin editörlüğünü yaptım. İstanbul hayatımdaki en büyük şansım Hocam Prof. Dr. Mehmet Kaplan’la beraber, Tarık Buğra’nın romanları üzerine bitirme tezi yapmam, romancı-araştırmacı Hüseyin Yılmaz’la mesai arkadaşlığında bulunmam, tahsil senelerinde M. Nuri Yardım’la istişarede olmam, Yazar- Yayımcı Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş’le tanışmamdır.
Anadolu’nun çok yöresinde öğretmenlik yaptım. Yaz-gı Dergisi ve Gap Gündemi Gazetesi’nde yazı ve hikâyelerim yayımlandı. Tefrika halinde romanlarım yanında birçok hikâyem de var.
Eserlerim: Sürgünda Tırmanış 1 ve 2 (Tefrika roman), Yokuşta (Tefrika roman), Kafkasya’da Sarp Ufuklar (Tefrika roman), Sürgündeki Çeçenya (1. Baskı: 1996; 2. Baskı:2000), Nur Üstad (Biyografi- Deneme; 2002)
Şu anda üç kültür-edebiyat web sitesinde yazıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Tüm Yazıları Göster
Bunu paylaşınız

İlginizi Çekebilir

Allah Onları Kahretsin!

… Onlar (münafıklar) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (Münafikun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Yazarlar
Bediüzzaman’ın Fener Patriği ile Görüşmesi

“Üstteki hadise ve mesele münasebetiyle; Hazret-i Üstâd Bediüzzaman’ın 1953 yaz aylarında, hususi şekilde gidip İstanbul Fener Patriği ALT …

Kapat