Ana Sayfa / HABERLER & Yorumlar / Türkiye’nin lezzet şehri! 812 çeşit yemek, 51 çeşit ekmek, 38 çeşit çorba…

Türkiye’nin lezzet şehri! 812 çeşit yemek, 51 çeşit ekmek, 38 çeşit çorba…

Mehmet YAŞİN

Geçen hafta içinde benim de bulunduğum juri üyeleri, Türkiye’nin en lezzetli 10 kentini seçti. Bu oylamada ben Kastamonu’ya da oy vermiştim ama başka oy veren olmadığı için sıralamaya dâhil olmamış. Kastamonu’ya haksızlık yapıldığı kanısına kapıldım. Aslında sadece Kastamonu’ya değil, sıralamaya giremeyen birçok ile de haksızlık yapılmıştı. Ama ne var ki 10 kent seçilecekti, jüri üyeleri bunlarda karar kıldı. Zor bir seçimdi. Ama ben listeye Kastamonu’yu da kattım… Çünkü her ortamda bu kentin lezzetlerini öve öve bitiremem.

Kastamonu mutfağına geçmeden önce biraz sonbahardan dem vurmak gerekir. Bence sonbahar en çok bu kente yakışır. Bu yıl gidip görmedim ama şimdi Kastamonu’nun çevresindeki ormanların vişneçürüğü, kirli sarı, kırmızı, yeşil yapraklı ağaçlarla doyumsuz bir güzelliğe büründüğünü hayal edebiliyorum.

İnsan oralarda kendini bir sonbahar tablosunun içinde dolaşıyormuş zanneder. Renkli yapraklarla kaplanmış yollar, evlerin bacasından yükselen odun kokulu dumanlar, şırıl şırıl akan dereler, bir renk cümbüşüne dönmüş olan ormanlar…

Eğer fotoğrafa meraklıysanız, bundan daha güzel ve çekici poz veren bir doğa bulamazsınız.

Üç bölgenin kesiştiği yer
Gelelim Kastamonu’nun damak çatlatan mutfağına. Tam 812 çeşit yemek, 51 çeşit ekmek, 38 çeşit çorba… Her kasabada namı tüm Türkiye’ye yayılmış birkaç aşırı lezzetli ürün: Taşköprü’nün sarımsağı, Tosya’nın üzümü, pirinci, İnebolu’nun kestanesi, Azdavay’ın armutu, Araç’ın cevizi, kızılcığı, İhsangazi’nin siyez buğdayı ve üryani eriği, kanlıca mantarı…

Şekerciliğin, yufkacılığın, kadayıfçılığın, lokumculuğun doğum yeri! İç Karadeniz, biraz Marmara, biraz İç Anadolu. Bu üç bölgenin kesiştiği yerdeki Kastamonu hem bu bölgelerden gelen mutfak alışkanlıkları hem de bereketli topraklarının cömertçe verdiği ürünlerle kendine muhteşem bir mutfak yapmış.

Simit tiridi
Yıllar önce bu mutfakla tanışmam, çıplak simitle yapılan tirit aracılığı ile olmuştu. Yılanlı Sokak’ta 99 yıldır sadece ‘simit tiridi’ yapan bir lokantaya götürmüşlerdi beni. Lokantanın ismi yoktu.
‘Osmanlı tiridi’ de denen yemeğin simidi, kaynar suda haşlandıktan sonra, pekmeze batırılıp fırına sürülen mayasız hamurdan yapılıyordu.
Üstünde susam olmadığı için bu simide ‘çıplak simit’ ismini uygun görmüştü Kastamonulular.

Usta, önce simidi küçük parçalara ayırıp çukur tabağa dolduruyor, sonra, bir köşede büyükçe bir tencerede kaynayan kuzu gerdanı ve kemik suyu karışımıyla iyice ıslatıyordu.
Islanmış simitlerin üstüne bolca sarmısaklı yoğurt döküyor, toz haline getirilmiş kıymayı, yoğurdun üstüne serptikten sonra (bazı yerlerde kıyma yerine küçük parçalara ayrılmış gerdan eti konuyormuş), köpürmüş tereyağını tabağın üstünde gezdiriyordu.

O gün bu gündür bu lezzetli yemeği unutamadım. Her gidişimde mutlaka bir tabak yiyorum.

Banduma’nın hası Devrekani’de
Kastamonu’nun bir başka ünlü yemeği de ‘banduma’dır.

Her lokantada bulunur ama gerçek lezzeti tadabilmek için Devrekani kasabasına gitmeniz gerekir.

Bu yemek, Pınarbaşı, Azdavay, Şenpazar çevresinde ‘ıslama’, Küre ve İnebolu çevresinde ‘bandırma’, Daday ve Devrekani çevresinde ise ‘banduma’ olarak bilinir.

Bu yemekte yufkalar önce rulo haline getirilir, sonra üç parmak eninde kesilir. Daha önceden hazırlanan tavuk veya hindi suyuna batırılan rulolar, bir tabağa dizilir. Daha sonra bunların üzerine erimiş tereyağı gezdirilir, ruloların aralarına fındık içi serpilir, en üste tavuk veya hindi etleri konup öyle servis edilir.

Kuyu kebabının lezzeti
Kastamonu’nun unutulmaz yemeklerinden biri de sarımsak diyarı Taşköprü’nün Kuyu Kebabı’dır. Ağzına yeni ot değmiş kuzudan yapılır.

Bu mevsimde giderseniz bu muhteşem kebabı yiyemezsiniz. Çünkü sadece bahar ve yaz başlangıcında yapılır. İlkbaharda Taşköprü’de, vitrininde nar gibi kuzuların sergilendiği ilk kebapçıya girin. Bir porsiyon isteyin.

Yağıyla kemiği ile önünüze 300 gramlık kebap gelecek. Bu kebabın tadına varabilmek için elle yenmesi gerektiği konusunu unutmayın. Bu kebabın sırrını ustalar şöyle sıralar: Bir defa kuzu kekik otlamalı. Sonra yakılan odunun sakızlı çam olması gerekir.

Bu arada kuzuların sarkıtıldığı kuyunun ağzının iyice sıvanması lazım. Tabii ustanın etlemeyi, sulamayı iyi yapması şart.

Ekmeğin her çeşidi
Gelelim pastırmalı ekmeğe. Bu ekmeğin içi çemensiz pastırma ve bol soğanla hazırlanır. Koca bir çiğ börek görünümündeki bu ekmek çarşı fırınında pişer. Gerisini siz tahmin edin.

Kastamonu da yapılan ‘etli ekmek’ değil, ‘et ekmeğidir’. Bu ekmekler içine konan malzemeye göre isim alırlar: Et ekmeği, mantar ekmeği, patates ekmeği, yoğurt ekmeği, ıspanak ekmeği, şeker ekmeği…

Yeri gelmişken, Türkiye’de en zengin mantar çeşidinin Kastamonu’da bulunduğunu belirtmek isterim:
Kuzukulağı, kanlıca, ayı mıcığı, tavuk ayağı, saçak, içi kızıl, cincile, kavak, meşe, kömüş memesi, söbelek, gelincik, teltelli, kırağı, mıkcık, kum mantarı…

Sarayın helvası
Bu kadar yemek tatlısız olur mu? Kastamonu’nun ünlü ‘çekme helvası’ bir zamanlar padişahlar için yapılırmış. ‘Saray helvası’ ismi bu dönemden kalma. Enfes tatlının ana malzemeleri un, tereyağı ve şeker. Sakız haline getirilen hamur, çekiştirilerek lif lif edilip helvaya dönüştürülüyor. Özgün lezzetini yayıktan yeni çıkmış tereyağıyla kazanıyor.

Daha yazılacak çok şey var ama yazıyı burada kesmezsek editör bizi kesecek. Son bir uyarıyla noktayı koyuyorum:

Dönüş yolunda otomobilinizin bagajına şu malzemeleri koymayı sakın unutmayın…

Osmancık’ın pirinci, çekme helva, kızılcık tarhanası, çemenli, çemensiz pastırma, bol bol sarımsak, tirit için çıplak simit, çeşit çeşit erik, bir kaç kilo siyez bulguru, bulabildiğiniz mantarlar…

Hürriyet Gazetesi

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’yu sarsan fay hattı: Suudi Arabistan

SÜLEYMAN ŞAHİN 2005 yılında her bölümü birer saatten 5 bölümlük Fehd belgeseliyle Kral Fehd’i, iki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Karz, Karz-ı Hasen

KARZ Borç, kredi, ödünç, altın, gümüş, nakit para ve misli olan şeyleri başkasına ödünç vermek …

Kapat