Ana Sayfa / KÜLTÜR – SANAT – FİKRİYAT / Makaleler / “Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir.”

“Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir.”

VUSULSÜZLÜĞÜMÜZ USULSÜZLÜĞÜMÜZDENDİR

İnsanın gönül verdiği, uğruna çalıştığı davasının hak ve meşru oluşu ne kadar önemli ise kullandığı vesîlelerin, yolların, usullerin de o kadar hak ve meşru olması gerekmektedir.

Âlemde kazanmanın, başarmanın doğru yolları kullanmakla, hak olan vesileleri yapışmakla mümkün olacağı gerçeği reddedilemez.

Başarı için doğru sebeplere yapışmakta sabırlı olmalıyız. Bir neticeye kavuşmak ancak doğru usullerle mümkündür. Eğri kılıcın doğru gölgesi olmaz. Bunu Bedîüzzaman Hazretleri şöyle ifade etmektedir: “Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir.” (*)

Eğer çalıştığımız halde bir şeyler elde edemiyorsak, istediklerimize kavuşamıyorsak, elimizdeki değerleri kaybediyorsak bunlar usulsüzlüğümüzden kaynaklanmaktadır. Son birkaç asırda doğru usulleri terk eden Müslümanlar işlerinde muvaffak olamadılar. Fakir hale düştüler. Çare: Doğru yolları, usulleri tespit edip sabırla bunları uygulamaktır.

Aşağıda Risale-i Nurdan istifade ile maddeler haline getirdiğimiz usül ve esaslar bulunmaktadır. İstifadeye medar olması duasıyla sizlerle paylaşıyoruz.

KUR’AN MEDENİYETİNİN 5 ESASI

1 Dayanak noktası, hakdır. Hakkın özelliği ise ittifaktır.

2 Gaye olarak, fazilet ve rıza-i İlâhî’yi kabul eder. Faziletin hususiyeti ise dayanışmadır.

3 Hayat düsturu olarak, ‘yardımlaşma düsturunu’ esas tutar. Bu düsturun özelliği, birbirinin imdadına yetişmektir.

4 Cemaatlerin rabıtaları olarak din, vatan ve sınıf rabıtalarını kabul eder. Dinin hususiyeti, kardeşlikliktir ve biraraya gelmektir.

5 Semere olarak, nefsanî arzuların tecavüzlerine set çekip, ruhu yüksek gâyelere teşvik etmek, yüksek hisleri tatmin etmek ve insanı kemalâta sevk etmektir. Bunun da neticesi, iki cihan saadetidir.

BATI MEDENİYETİNİN 5 BOZUK ESASI

1 Dayanak noktası olarak ‘kuvveti’ kabul eder. Kuvvetin özelliği ise, tecavüzdür.

2 Hedef ve maksadı, ‘menfaat’ olarak gösterir. Menfaatin özelliği ise, birbirine zahmet ve eziyet vermektir.

3 Hayat düsturu olarak ‘mücadeleyi’ gösterir. Mücadelenin özelliği ise çekişmek ve kavga etmektir.

4 Kitleler ve cemaatler arasındaki rabıtayı, ‘ırkçılık’ olarak kabul eder. Irkçılık ise, başka ırkları yutmakla beslenir.

5 Semere olarak, heva ve hevesleri kışkırtarak arzularını tatmindir. O heva ise, insanın  manevî olarak tahribine sebeptir.

ASR-I SAADET ÇARŞISINDA EN ÇOK RAĞBET GÖSTERİLEN 2 META

1 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın razı olduğu şeyleri Kur’an’ından çıkarmak ve anlamak.

2 Kur’an ve nübüvvet nuru ile açılan ahiret âlemindeki ebedî saadeti kazandıracak vesileleri elde etmek.

ASRIMIZ ÇARŞISINDA EN ÇOK RAĞBET GÖSTERİLEN 3 META

1  Siyaset.

2  Dünya hayatının temini.

 Felsefe.

GELECEKTE SÖZ SAHİBİ OLACAK 3 ŞEY

1  İlim.

2  Akıl.

3  Fen.

MÜSLÜMANLARIN ASAYİŞİ SAĞLAMA VE İLERLEMESİ İÇİN 3 ESAS

1 Mesailerin düzenlenmesi.

2 Aralarındaki emniyetin tesisi.

3 Aralarındaki yardımlaşma düsturunun kolaylaştırılması.

MÜMİNE KARŞI KALBİ DÜŞMANLIKTAN KURTARMANIN 4 BASAMAKLI YOLU

Bir mümin kardeşimizden bize bir fenalık dokunduğunda, aşağıdaki 4 hisseyi düşünürsek, o mümin kardeşimize karşı kalbimizin kötülük ve düşmanlık ile dolmasının önüne geçmiş oluruz.

1 Önce bu olayda kaderin hissesini görmeliyiz ve bu kader hissesine iyi bir pay ayırmalıyız.

Çünkü insanlar ne kadar zulmetseler de kader muhakkak ki adalet eder. Gizli günahlarımızdan dolayı kader, o insanın eliyle veya diliyle bizi tokatlamıştır. Kaderin bu hükmüne karşı bize düşen vazife ise rızadır.

2 Nefis ve şeytanın bu olaydaki hissesine pay ayırmalıyız.

Çünkü o mümin kardeşimiz bize bu fenalığı yapmakla, nefis ve şeytanına mağlup olmuştur. Bundan dolayı o mümine düşmanlık değil belki acımalıyız ve pişman olacağını beklemeliyiz.

3 Biz, kendi nefsimizde görmediğimiz veya görmek istemediğimiz benzer kusurlarımızı görmeliyiz. Bir hisse de ona vermeliyiz.

4 En sonunda geride kalan küçük bir hisseye karşı da en selâmetli ve en çabuk hasmı mağlup etmenin yolu olan ‘af ve bağışlama’yolunu tercih etmeliyiz.

VAİZLERİN NASİHATLERİNİN TESİR ETMEMESİNİN 4 SEBEBİ

1 O nasihatleri dinleyenlerin kalp katılığı.

2 Bu asrı geçen asırlara kıyas ederek, sadece iddialarını parlak ve mübalâğalı bir tarzda tasvir ediyorlar. İddia ettikleri meseleleri tesir ettirmek için ispat etmeleri ve insanları ikna etmeleri lâzımken, bunu ihmal ediyorlar.

3 Bir şeyi teşvik ederek, insanların ona karşı rağbetlerini artırmaya çalışırken veya  zararlarını anlatarak insanları o şeyden sakındırmaya çalışırken,  ondan daha mühim olan başka bir şeyi aşağı düşürüyorlar. Böylece şeriattaki dengeyi muhafaza edemiyorlar.

4 ‘Belâğat’ın gereği olan, insanların hallerine uygun, zamanın şartlarına yakışır, hastalığın tedavisine münasip söz söylemiyorlar. Sanki insanları eski zaman köşelerine çekerek konuşuyorlar.

VAİZLERDE OLMAZSA OLMAZ 3 VASIF

1 Hakikati delilleriyle araştıran ve bilen birer âlim olmaları lâzımdır. Ta ki, ispat ve ikna etsinler.

2 Her meselenin fayda ve hikmetlerini inceden inceye araştıran birer âlim olmaları lâzımdır. Ta ki, şeriattaki dengeyi bozmasınlar.

3 İkna edici ve belâğatli bir üsluba sahip olmaları lâzımdır. Ta ki, zamanın ve şartların ve muhataplarının haline münasip söz söylesinler.

İNSANI DÜNYAYA ÇAĞIRAN BAŞLICA 6 SEBEP

1  Nefsi ve hevası.

2  İhtiyaçları.

3  Hissiyâtı.

4  Şeytanı.

 Dünyanın sureten tatlılığı.

6  Kötü arkadaşları.

İNSAN 3 ŞEYE SABIRLA MÜKELLEFTİR

1 Günahlara karşı sabır.

2 İbadetlere karşı sabır.

3 Bela, hastalık ve musibetlere karşı sabır.

İHTİYAR AKRABAYA BAKMANIN HANEYE 3 FAYDASI

1  Rızıkta bereket.

2  İlâhî rahmete mazhar olmak.

3  Belâ ve musibetlerden kurtulmak.

 

KUR’AN’IN 4 ESASI

1  Tevhid.

2 Nübüvvet / Peygamberlik.

3  Ahiret.

4  Adalet ve ibadet.

ÜÇ CÜMLEDE ŞİFA

1 Kolayca hazmedebilecek kadar yemek yemek. Çünkü şifa hazımdadır.

2 Yemek yedikten sonra dört beş saat daha yemek yememek.

3 Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, yemek üstüne yemek yemektir.

NÛR TALEBELERİNİN ‘HILLET’ HASLETİNİN 4 ÖZELLİĞİ

1 En yakın dost olmak.

2 En fedakâr arkadaş olmak.

3 En güzel takdir edici yoldaş olmak.

4 En civanmert kardeş olmak.

DÜNYANIN 3 YÜZÜ

1 Zahirî yüzüdür ki insanı aldatır ve gaflete sevk eder.

2 Ahirete bakan yüzüdür ki amellerin ekilip ahirette biçileceği bir tarladır.

3 Cenab-ı Hakk’ın isimlerine bakar ki bütün İlâhî isimlerin tecelli ettiği ve mütalâa edilmesi gereken bir kitap gibidir.

İBADETİN ŞAHSÎ KEMÂLÂTA VESİLE OLMASININ 8 SIRRI

1 İnsanın o yüksek ruhunu inbisat ettirir (genişletir).

2 Kabiliyetlerini geliştirir.

3 Hayra ve şerre olan meyillerini birbirinden ayırır ve temizler.

4 Emel ve arzularınını gerçekleştirir.

5 Fikirlerini genişletir ve intizam altına aldırır.

6 Şehvet ve öfke gibi kuvvelerini belli bir kayıt ve kontrol altına alır.

7 Tabiat paslarını temizler.

8 Yaradanı ile arasında en yüksek ve en latif bir irtibat kurar.

KUR’AN’IN MAZİYE TAMAMEN HÂKİM OLMASINA ENGEL OLAN 8 ENGEL

1 Ecnebilerin cahilliği.

2 O zamandaki vahşetleri.

3 Dinlerine son derece taasupla bağlı olmaları.

4 Papaz ve ruhanî liderlerin halk üzerinde hâkimiyet ve baskısı.

5 Halkın da onları körü körüne taklit etmeleri.

6 İslâm toplumlarındaki baskıcı yönetimler.

7 İslâm şeriatına muhalefetten kaynaklanan ahlâk bozukluğu.

8 Son iki asırdaki fen ilimlerinin ortaya attığı meselelerin, İslâm hakikatlerinin zahirî manalarına zıt zannedilmesi.

SAHABENİN FAZİLETİNİN 4 SIRRI

1 Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hemen yanıbaşında olup son derece sadakat ve teslimiyet göstermeleri.

2 Kâfirlere karşı şiddetli olmaları.

3 Kendi aralarında şefkatli ve merhametli olmaları.

4 Züht, takva ve ibadette çok ileri gitmeleri.

MAKBUL DUALARIN 10 ŞARTI

1 Dua edileceği zaman, istiğfâr ile manevî temizlik yapmak.

2 Duanın başında ve sonunda makbul bir dua olan salâvatı şefaatçi gibi zikretmek.

3 Birbirinin gıyabında dua etmek.

4 Kur’an’da ve hadislerde geçen tesirli ve câmi’ dualarla dua etmek.

5 Hulus ve huşu ve huzur-u kalple dua etmek.

6 Namazların sonunda, bilhassa da sabah namazından sonra dua etmek.

7 Mübarek yer ve mevkilerde, hususen de mescitlerde dua etmek.

8 Cumalarda, hususen de ‘saat-i icabe’de dua etmek.

9 Üç aylarda, hususen de mübarek gecelerde dua etmek.

10 Ramazan-i Şerif’te, hususen de Kadir Gecesinde dua etmek.

İNSANI EVLİLİĞE SEVK EDEN 3 FITRÎ SEBEP

1 Neslin devamı..

2 Kadın, fıtraten zaafından dolayı geçim noktasında bir yardımcıya muhtaçtır.

3 Kadınlığın fıtratında çocuk okşamak ve sevmek meyli vardır. Bir evladın dünyada kendisine hizmet etmesi, ahirette şefaatçi olması ve validesi öldükten sonra ona hasenatıyla yardımı, o fıtrî meyli kuvvetlendirip evlenmeye sevk eder.

TESETTÜRÜN KADINLARIN FITRATINA UYGUN OLDUĞUNU İSPAT EDEN 7 ESAS

1 Kadınlar yaradılışça zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatlarından ziyade sevdikleri yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduklarından, kendilerini sevdirmek ve nefret ettirmemek için tesettüre fıtrî olarak meylederler.

2 Kadınlar, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Bundan dolayı fıtraten tesettüre meylederler.

3 Kadınlar, kendilerinden daha güzeller karşısında çirkin düşmek istemezler. Bundan dolayı fıtraten tesettüre meylederler.

4 Kadınlar, fıtraten tecavüzden ve itham altında kalmaktan korkarlar. Saldırıya uğramamak ve kocası tarafından hıyanetle suçlanmamak için tesettürü isterler.

5 İnsan, sevmediği ve soğuk gördüğü kişilerin bakışlarından sıkılır ve etkilenir. Açık saçık giyinen güzel bir kadın, on namahrem erkeğin iki üçünün kendisine bakmalarından hoşlansa da yedi sekizinden hoşlanmaz.

6 Fuhşa girmemiş ve fıtratı bozulmamış bir güzel kadın, nazik ve çabuk etkilenen bir fıtrata sahip olduğundan, maddeten tesiri tecrübe edilen belki zehirlendiren pis bakışlardan elbette sıkılır.

7 Kadınlarda, yabancı erkeklere karşı fıtraten korkaklık var. Bu korkmak ise fıtraten tesettürü gerektirir.

KADININ KOCASINA KARŞI EN ESASLI 2 HASLETİ

1  Sadakat.

2  Emniyet.

ERKEĞİN HANIMINA KARŞI 3 ESASLI VAZİFESİ

1  Himaye.

2  Merhamet.

3  Hürmet.

GIYBET AYETİ GIYBET EDENLERİ 6 ŞEKİLDE KÖTÜLÜYOR

1 Aklınız yok mu ki kendi uzvunuzu kendi dişinizle divane gibi ısırmak gibi çirkin birşeyi anlamıyor?

2 Kalbiniz bozulmuş mu ki en çirkin bir işi seviyor?

3 Hayat-ı içtimaiye ve medeniyetinize ne olmuş ki böyle hayatınızı zehirleyen bir ameli kabul ediyor?

4 İnsanlığınıza ne olmuş ki böyle canavarcasına arkadaşınızı dişle parçalamayı hoş görüyor?

5 Hiç hemcinsinize şefkatiniz, hiç sıla-i rahminiz yok mu ki, böyle çok cihetlerle kardeşiniz olan bir müminin manevî şahsiyetini insafsızca dişliyorsunuz?

6 Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş mu ki, en muhterem bir halde bir kardeşinize karşı, etini yemek gibi en çirkin bir işi yapıyorsunuz?

GIYBETİN CAİZ OLDUĞU 4 YER

Gıybet, aşağıdaki 4 hususi durumda garazsız, sırf hakkın hatırı ve fayda için caiz olabilir.

1 Bir kişinin kabahat ve kusurunu ortadan kaldırmak ve hakkını ondan almak için, o kişiden  sorumlu ve vazifeli birisine şikayet etmek.

2 Birisi, başkası ile ortaklaşa bir iş yapmak ister. Bizimle istişare eder. Bizim de sırf fayda ve istişarenin hakkını vermek için garazsız olarak “Onunla ortak bir işe girme. Çünkü zarar görürsün” dememiz.

3 Bir kişiyi tahkir ve teşhir maksadıyla değil; tarif ve tanıtmak için “O topal ve serseri adam felan yere gitti” demek.

4 Fâsık-ı mütecâhirin gıybeti caizdir. Yani fenalıktan sıkılmayan, işlediği kötülük ve günahla iftihar eden, haksızlıktan lezzet alan ve aleni bir şekilde günah işleyen kişilerin gıybeti caizdir.

UYKUNUN 6 HAKİKATİ

1 Rüya-yı sâdıka, kişi için bir velâyet mertebesi hükmündedir.

2 Bütün insanlar için uyku, gayet güzel ve muhteşem bir İlâhî sinemayı seyir yeridir.

3 Uyku, içinde yaşadığımız şu cismanî âlem içinde, gayb âlemine açılan bir penceredir.

4 Uyku, pek çok engeller içindeki fani insanlar için, sınırsız bir meydan hükmündedir.

5 Pek çok engeller içindeki fâni insanlar için, bir nevi bekâya mazhar ve geçmiş zaman ile gelecek zamanı şimdiki zaman hükmüne getiren bir seyir yeridir.

6 Hayatın ağır sorumlulukları altında ezilen ve sıkıntı çeken insanlar için, bir istirahat yeridir.

MAKAM SEVGİSİNİN 4 ÖZELLİĞİ

1  Şöhret hırsı.

2  Kendini beğendirmeye çalışmak.

3  Şan ve şeref denilen gösterişle insanlara görünmek.

4  İnsanların gözünde mevki sâhibi olmak.

İNSANLARIN GÖZÜNDE MAKAM SAHİBİ OLMAYI MEŞRULAŞTIRAN 3 NİYET

1  Sevap kazanabilme niyeti.

2  İnsanların dualarını alabilme niyeti.

3  Yapılan hizmetin, insanlara güzel bir surette tesir etmesi ve kabul görebilmesi niyeti.

ENENİN 2 VAZİFESİ

1  Gizli hazineler olan Allah’ın isimlerini anlamaya ve açmaya yarayan bir anahtar olması.

2  Kâinatın tılsımı ve sırrı olan varoluş hikmetini, eşyanın hakikatini, ve kâinattaki daimî hareketliliğin ve yaratmanın sırlarını açan bir anahtar olması.

ENENİN YANLIŞ KULLANIMINA SEBEP OLAN 3 HATA

1  Yaratılış hikmetininin unutulması.

2  Kendine manâ-ı ismî ile bakması (kendine Allah namına değil, bizzat kendi hesabına bakması).

3  Üzerinde görünen herşeye, hakikaten sahip olduğu nazarıyla bakması.

HAYIRLARI ALLAH YARATIR İNSAN İSE 4 ŞEYİYLE SAHİP OLUR

1  Duası

2  İmanı

3  Şuuru

4  Rızası

RUHUN FENASI İÇİN 2 İHTİMAL

1  Tahrip ve bozulmak ihtimali.

Ruhun mahiyetinin ‘basit’, yani parçalanamaz tek bir cevher olması buna müsade etmez.

2  Allah’ın ruhu yok etme ihtimali.

Allah’ın hadsiz merhameti, insana verdiği varlık nimetini, o nimetine pek aşık ve lâyık olan insandan geri almaz.

ŞÜKRÜN 3 ANAHTARI

1  Nimetleri doğrudan doğruya Allah’dan bilmek.

2  Nimetlerin kıymetini takdir etmek.

3  Nimetlere, kendi ihtiyâcını hissetmek.

TAHKÎKÎ İMANA ULAŞMANIN 2 YOLU

1  Allah’ın kâmil bir veli kulu olmakla, manevî âlemleri kalp gözüyle görerek imân hakikatlerine yetişmektir.

Bu yol, çok yüksek manevî mertebelere sâhip müstesnâ evliyâlara hastır.

2  Kalp gözü ile değil, akıl gözüyle, vahyin feyzi ile, delil ve ispata dayanarak, Kur’an’î bir tarzda, akıl ve kalbin birlikte hareketiyle, hakkalyakîn derecesinde bir kuvvetle, zaruret ve bedahet derecesine (apaçık bir şekle) gelen bir ilmelyakîn ile imân hakikatlerini tasdik etmektir.

Risale-I Nur’un gittiği yol işte budur.

HAYATIN 5 MERTEBESİ

1  İnsanların bu dünyadaki hayatlarıdır.

Pek çok kayıtlarla, engellerle sınırlı bir hayattır.

2  Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhisselâm’ların hayatlarıdır.

Bu hayat mertebesine sahip olanlar, bir derece serbesttirler. Bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi pek çok beşerî kayıtlarla daimî olarak sınırlı değillerdir. Bazen, istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir.

3  Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhisselâm’ların hayat tabakalarıdır.

Beşerî ihtiyaçlardan sıyrılmakla beraber, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kazanırlar.

4  Şehitlerin hayatıdır.

Şehitler, öldüklerini bilmezler ama elemsiz, kedersiz daha güzel bir âleme gittiklerini bilirler.

5  Normal kabir ehlinin ruhânî hayatlarıdır.

ÖLÜM 4 AÇIDAN NİMETTİR

1  Ölüm, ağırlaşmış olan hayat vazîfesinden ve sorumluluklarından kurtarıp, yüzde doksan dokuz sevdiklerine kavuşmak için kabir âlemine bir vuslat kapısıdır.

2  Ölüm dar, sıkıntılı, dağdağalı, zelzeleli dünya zindanından çıkarıp, geniş, sürurlu, ıztırapsız, bâki bir hayata mazhariyetle, Mahbûb-u Bâkî olan Allah’ın rahmet dairesine girmektir.

3  İhtiyarlık gibi, hayat şartlarını ağırlaştıran bir çok sebepler vardır ki, ölümü, hayatın pek üstünde nimet olarak gösterir.

4  Ölüm, musibetzedelere ve intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için nimet ve rahmetin ta kendisidir.

DÜNYAYI TAHKİR EDENLER 4 SINIFTIR

1  Ehl-i marifet.

Bu sınıf, Cenab-ı Hakk’ı isim ve sıfatlarıyla tanıyanlardır ki dünyayı, Cenab-ı Hakk’ın marifetine, muhabbetine ve ibadetine set çektiği için tahkir ederler.

2  Ehl-i ahiret.

Bu sınıf, ahireti arzulayanlardır ki ya dünyanın zarurî işleri onları amellerinden alıkoyduğu için veya gözle görmek derecesinde bir iman kuvveti ile Cennetin kemalât ve güzelliklerine nispeten dünyayı çirkin görürler ve tahkir ederler.

3  Dünyayı çok sevmekle beraber dünyayı elde edemeyenler.

Bu sınıfın eline, âşık oldukları o dünya geçmediği için tahkir ederler. Çünkü insan, elde edemediği şeye düşmandır.

4  Dünyayı seven, elde eden ama ellerinden kaçıranlar.

Bunlari o çok sevdikleri dünyaı elde ederler. Fakat yinde de tahkir ederler. Zira dünya, eline geçiyor fakat durmuyor, gidiyor. O da kızıyor. Teselli bulmak için tahkir eder, “Pistir!” der.

İNSANIN DÜNYAYA KEYİF VE LEZZET İÇİN GELMEDİĞİNE 3 ŞAHİT

1  Devamlı bir surette gelenlerin gitmesi.

2  Gençlerin ihtiyarlaması.

3  Daima insanın zevâllerle ve ayrılıklarla yuvarlanması.

MÜMİNLER İÇİN ÖLÜMÜN 6 HAKİKATİ

1  Hayat vazifesi külfetinden bir terhistir.

2  Dünya meydanındaki imtihanda, talim ve talimât olan ubudiyetten bir paydostur.

3  Öteki âleme gitmiş yüzde doksan dokuz sevdiklerine ve akrabasına kavuşmak için bir vesiledir.

4  Hakikî vatanına ve ebedî makam-ı saadetine girmeye bir vasıtadır.

5  Dünya zindânından, cennet bostanına bir davettir.

EKSER HASTALIKLARIN 6 SEBEBİ

1  Su’-i istimâller.

2  Perhizsizlik.

3  İsrâf.

4  Hatalar.

5  Sefâhet (nefsin hazzı için zevke, eğlenceye ve günahlara düşkünlük).

6  Dikkatsizlik.

ŞEYTÂNLARIN VARLIĞINI İSPAT EDEN 3 DELİL

1  Cinnî şeytanların varlığına delîl, insî  şeytanların varlığıdır.

2  Kâinattaki hayırlı işlerle alâkalı kanunların mümessilleri ve nâzırları hükmünde melekler bulunduğu gibi, şerli işlerle alakalı kanunların da mümessilleri ve nâzırları olan şeytanların olması hikmet ve hakikat noktasında sabittir.

3  İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. İnsanda bulunan numunelerin büyük asılları, âlemde de zarûrî olarak bulunacaktır. Meselâ, insandaki hâfızanın varlığı, âlemde levh-i mahfuzun varlığına delil olduğu gibi insanda vehim üreten kuvve-i vâhimenin de varlığı, âlemde büyük şeytanların varlığına kesin delildir.

SADAKANIN 5 KABUL ŞARTI

1  Sadakaya muhtaç olmayacak derecede sadaka vermek.

2  Ali’den alıp Veli’ye vermek değil, kendi malından vermek.

3 Minnet etmemektir. Yani, rızkı veren Allah’tır. Allah’ın malından, yine Allah’ın kullarına sadaka vermekte minnet yoktur.

4  Öyle birisine vermelidir ki, o verilen kişi, o sadakayı nafakasına sarfetsin. Yoksa günâhlara sarfedenlere sadaka makbul olmaz.

5  Allah namına vermektir. Mallar Allah’ındır, Allah nâmına vermek gerektir.

(*) Bu söz, Ebu’l-hüseyin en-Nuri’ye aittir. (Kastamonur.com’un notu)

İrfan Mektebi Dergisi

İlginizi Çekebilir

Sünneti İnkâr Fitnesi ve Fitnenin Öncüleri

SÜNNETİ İNKAR FİTNESİ “Oryantalistler, uzun bir süre edebiyat, tarih vb. alanlarda araştırmalar yaptılar. Ancak onların …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Nâcizâne ‘Ben’ (!) / Veysel TÜRK

Kendini bilmek kadar büyük bir erdem yoktur. Çünkü "kendini bilen Rabbini" bilir denmiştir. Peki, neden …

Kapat