Ana Sayfa / HABERLER & Yorumlar / Zafer Bayramı’nda Dadaylı Hâlid Bey’i Hatırlama(ma)k…

Zafer Bayramı’nda Dadaylı Hâlid Bey’i Hatırlama(ma)k…

BÜYÜK KOMUTAN MERT İNSAN DADAYLI HALİT BEY (1884 – 1953)

“Bugün 11 Şubat 1917 şarapnel parçaları altında çok sıkıntılı anlar yaşadım. Gece çekilme hattımızın açılmasına fırkamız görevlendirildi. Göz kapaklarım günlerce uykusuzluktan açılmaz bir halde iken vaziyetin düzelmesine çok çalıştım. Hamd olsun kurtulduk…

 Artık Bağdat’ın müdafaası düşünülüyordu. Fırkam Bağdat Köprüsünden Dicle’nin batısına geçti. Biz geçerken yerli halk kahvehanelerde nargile içiyorlardı. (…)

10/11 Mart gecesi sabaha karşı çekilmeye başladık. İmam-ı Azam’ın medfun bulunduğu Bağdat’ın Kuzeyindeki Azamiye kasabası hizasına gelince o mübarek yerlerin terkindeki acılığı dindar bir Müslüman sıfatıyla duydum ve gayrı ihtiyari ağladım. Kötü idare yüzünden halkı hükümete ısındıramamış olduğumuzu da çekilme esnasında şu misalle anladım. Kazimiye Hastanesi’nden çekildiğimiz gece yola çıkarılan silahsız, zayıf erat geri kalmış olduğundan yoldaki köylerden beş on kişi bunları çırılçıplak soymuşlar ve dövmüşlerdir.(Kurmay Albay Dadaylı Halit Bey Sh.35) 

Yukarıdaki satırların yazarı, Kurtuluş Savaşımızın fedakâr, liyakatli ve gözü kara komutanlarından biri, Cumhuriyet ve kuruluş devrinin parlak siyaset adamlarından olmasına rağmen yeterince tanınmamış büyüklerinden birisidir.

Halit Bey 1884 Yılında Kastamonu’nun Daday İlçesinin günümüzde mahalle olan Kelebek köyü’nde doğdu. Babası Hatip İsa oğullarından Hüseyin Efendi, annesi müderris Hüseyin Vehbi Efendinin Kızı Necibe Hanımdır. İlk tahsilini Daday’da tamamlayıp Kastamonu Sultani Mektebi’nde orta tahsiline başlayan Halit Bey, bu mektepten ayrılarak askeri rüştiyeye girmiş ve 1900 yılında rüştiyeden; 1903 yılında da Bursa Işıklar askeri Lisesinden, birincilikle mezun olmuştur.

1906 yılında Harbiye’den, 1909 yılında da Harp Akademisinden mezun olup Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Şam’daki 25.topçu Alayı batarya komutanı olarak orduya katıldı.

1.Dünya savaşı’nda Irak cephesinde görev yapan Halit Bey 9 Kasım 1915 Selman-ı Pak muharebesi sonunda çekilen İngilizlerin takibinde ve Kût’ül Amare’de General Towshand kumandasındaki 13.000 kişilik İngiliz tümeninin esir edilişinde hazır bulundu.

30 Ekim 1918 Mondros mütarekesi’nin imzalanmasına kadar bu cephede mücadele etti. Mensubu olduğu VI. Ordu lağvedilince ordunun tüm silah cephane ve parasını İngilizlere teslim etmeyerek hepsini Anadolu’ya geçirmeyi başardı.

13. Ordunun yerine kurulan 13. kolordunun Kurmay Başkanlığına Binbaşı Halit Bey getirildi. Kışkırtılan ve ciddi sorunlar yaşanan Güneydoğuda görevini başarıyla yaptı.

1919 yılı Eylül ayında İstanbul’dan gelen Sivas kongresini dağıtma emrini dinlemeyip M. Kemal ve heyetin güven içinde Sivas kongresini toplamasını temin etmiştir.

Halit Bey Güneydoğu’dan 1920 başında Kurban Bayramını müteakip ayrılır. Vedası sırasında eşraftan Niyazi Bey şöyle der;

“Halit Bey, ben buralıyım. Altmış yaşıma geldim. Çok memurlar, Valiler ve kumandanlar gördüm. Siz isteseydiniz çok para sahibi olabilirdiniz. Hâlbuki şimdi yol masrafları için atlarınızı satıyorsunuz.”

Hakikaten de hediye bile kabul etmeyen bu müstağni komutan, iki güzel atını satarak yol parası yapar ve Kastamonu’ya döner.

30 Ağustos Zaferi sırasında Yunan başkomutanı General Trikopis’i esir alması tarihe mal olmuş fedakâr bir büyük adamın şeref defterinden sadece bir sayfadır.

Savaştan önce 200 lira maaşlı demir yolları müdürüdür. Görev gereği cepheye çağrılır. Fakat maaşı üçte birine düşmüştür. Şikâyet etmez, ama yine de bir dostuna yazdığı mektupta şöyle der:

“2/3 Eylül 338 senesi Uşak’a üç saat mesafede Elmadağ eteklerinde Göğem Köyü civarında Yunan başkomutan vekili General Trikopis’le maiyetini 5. Kafkas Tümeni kumandanı sıfatıyla teslim almıştım. Gece General yanıma getirildiği zaman;

—Beni teslim alacak kumandan nerede? diye Fransızca seslendi.

Hâlbuki ben karşısında duruyordum. Lakin o general kıyafetli parlak üniformalı bir kumandan arıyordu. Ben o zaman yarbay rütbesindeydim. Maaşım da 70 lira kadardı. 50 lirasını aileme gönderiyordum. Kalan 20 liranın 10 lirasını tabldota yemeğe veriyordum. O zaman sigara da içtiğimden 5–6 lira da sigaraya veriyordum. Çantamda bir iki lira cep harçlığı kalıyordu. Mecburen parasını ödeyip bir nefer elbisesi alıp giymiştim. Trikopise; aradığın komutan benim, dedim. Çay ikram edip sorguladım. Cenabı Hakk’a şükrettim.”

1 Kasım 1927 günü siyasi hayatı sona eren Halit Bey bir yıl açıkta kaldıktan sonra teklif edilen 8. Kolordu Kurmay Başkanlığı görevini rütbe tenzili olduğu gerekçesiyle kabul etmedi. 16 Ocak 1929’da emekli oldu.

Dört çocuğundan üçünün tahsil devresine rastlayan bu dönemde Halit Bey ekonomik sıkıntıya düşmüş, Daday’da babasından kalan arazinin tamamını ve İstanbul’daki evini satmak zorunda kalmıştır.

Halit Beyin sıkıntılı durumunu haber alan M. Kemal Paşa onu refaha kavuşturacak bir teklifi Ali Fuat Cebesoy aracılığıyla teklif etmiş, ancak o kabul etmemiştir.

Nisan 1939 yılında bu defa İsmet Paşa Halit Bey’i Zonguldak Kömür İşletmeleri yönetim kurulu üyeliğine atadı. 250 Lira maaşlı bu görev o zamanın milletvekili maaşına denkti.

Ancak Mağrur Komutan, “Uzmanı olmadığım bir konuda kendi isteğim dışında getirildiğim bu vazifeyi kabul edemem” diyerek tarihe bir ders bırakmıştır.

  Ömrü boyunca şahsi menfaat için hiçbir faninin önünde eğilmemiş, vatan için hiçbir fedakarlıktan çekinmemiş bu İslam Türk büyüğü 10 Şubat 1953 Salı günü vefat etmiş ve vasiyeti gereği Karacaahmet mezarlığına babasının yanına gömülmüştür. Na’şı 27 Eylül 1988 yılında Ankara devlet mezarlığına nakledilmiştir.

Halit Bey, Üstad Bediüzzaman Hazretlerine hürmetkâr, hizmetine taraftardır. Bir mektubunda şu ifadeleri kullanır:

“Bediüzzaman Bitlislidir. Birinci Cihan Harbinde bir Milis alayına kumanda ederek Ruslara muharebe etmiş, yaralanmış, esir düşmüş, fıtraten gayet zekî, eski medrese tahsilini on iki sene yerine üç senede ikmal etmiştir. Dinî malûmatı gayet geniştir. Londra’daki Anglikan Kilisesinin suallerine cevap vermiştir. Gayet müttaki, zâhid, âbid, mücahit, fevkalâde cesaret-i medeniye sahibi bir zâttır. Riyazet-i bedeniye ile, ibadetle, dinî risaleler yazmakla, irşadatla ömrünü geçirir. Türklerin Gandi’si denebilir. Şâfiü’l-mezheptir..

Not: Dadaylı Halit Bey’le ilgili, sitemizde başka makale ve hatıralar da mevcuttur.

☆☆☆

DADAYLI HÂLİD BEY (1884-1953)

Türk kumandanı ve siyaset adamı.

Kastamonu’nun Daday ilçesine bağlı Kelebek köyünde doğdu. Babası Hüseyin Bey, annesi Müderris Vehbi Efendi’nin kızı Necibe Hanım’dır. İlk tahsilini Daday’da yaptıktan sonra Kastamonu Sultânîsi’ne girdi. 1899 yılında naklen geçtiği Kastamonu Askerî Rüşdiyesi’ni 1900’de, aynı yıl girdiği Bursa Askerî İdâdîsi’ni de (Işıklar) 1903’te bitirdi. 1906’da Harbiye’den ve 1909 yılında Harp Akademisi’nden mezun oldu. Daha sonra kurmaylık stajını yapmak üzere merkezi Şam’da bulunan Beşinci Ordu emrine verilen Hâlid Bey, 1910 yılı ortalarında Havran’da patlak veren Dürzî isyanı ve Kerek sancağında çıkan aşiretlerin ayaklanmasının bastırılmasında görev aldı. Stajdan sonra Halep Redif Fırkası kurmay başkanlığına, 1913’te Bağdat’taki 13. Kolordu kurmaylığına, ardından Ankara Redif Müfettişliği kurmay başkanlığına, daha sonra da Şam’da bulunan 8. Kolordu Erkân-ı Harbiyyesi’ne tayin edildi.

Hâlid Bey, I. Dünya Savaşı’nda kolordusu ile birlikte Kanal Harekâtı’na katıldı. 9 Kasım 1915 Selmânıpâk Meydan Muharebesi’nden sonra çekilen İngilizler’in takibinde ve Kutülamâre’de General Townshend’in 13.000 kişilik tümeniyle birlikte esir edilişinde de bulundu. I. Dünya Savaşı devam ederken 1918 Temmuzunda bir heyetin başında Almanya’ya gönderildi, dönüşünde Musul’daki Altıncı Ordu kurmay başkanlığına tayin edildi.

Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918) sonra 13. Kolordu kurmay başkanlığına getirilen Hâlid Bey, mütarekenin 7. maddesine dayanarak bazı yerleri işgal eden İngilizler’in Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt devletinin kurulmasını ve bazı vilâyetlerin Ermenistan’a katılmasını sağlamak maksadıyla, Binbaşı Nowil adında bir İngiliz ajanının o bölgeye gönderilerek aşiretleri kışkırtıp isyanlar çıkarma gayretlerine karşı bölgede başarılı çalışmalar yaptı. İstanbul hükümetinin emriyle Sivas Kongresi’nin dağıtılması için çalışan Elazığ Valisi Ali Galib’in hedefine ulaşamamasında ve Binbaşı Nowil’in kışkırtmasıyla hazırlanan Malatya olayının bastırılmasında büyük gayreti görüldü.

Millî Mücadele başladıktan sonra Aralık 1920’de Ankara’ya giderek Millî Müdafaa Vekâleti Sevkiyat ve Nakliyat Dairesi umum müdürlüğüne tayin edildi. Bu görevde bir ay kadar kaldı; ardından Bilecik mıntıka kumandanlığına, kısa bir süre sonra da Demiryolları umum müdürlüğüne getirildi (6 Şubat 1921). Bu görevde iken, II. İnönü Zaferi’nin kazanılmasında büyük rol oynayan ihtiyat kuvvetlerinin İnönü’ye zamanında ve düzenli bir şekilde sevkini sağladı ve takdir gördü. Sakarya savaşlarında 3. Kafkas Tümen kumandanı olarak tekrar cepheye döndü. 9 Ekim 1921’de tayin edildiği Birinci Ordu kurmay başkanlığından, ordu kumandanı Ali İhsan Paşa (Sâbis) ile çıkan bir anlaşmazlık sebebiyle 3 Ocak 1922 günü istifa etti ve 27 Ocak 1922’de 5. Kafkas Tümen kumandanlığına getirildi. 26 Ağustos’ta başlayan ve beş gün süren Büyük Taarruz sırasında üstün gayretleri görüldü. 2 Eylül 1922 günü yanındaki bazı komutanlarla birlikte teslim olan Yunan başkumandanı General Trikopis’i esir aldı ve bu başarısından dolayı Mustafa Kemal Paşa tarafından kutlanarak 31 Ağustos 1922’den geçerli olmak üzere Büyük Millet Meclisi hükümetince miralaylığa terfi ettirildi (3 Eylül 1922).
Nisan 1923’te tümeniyle İnegöl’de bulunduğu sırada Mustafa Kemal Paşa’dan gelen istek üzerine siyasete atılan Hâlid Bey’in seçim bölgesi olan Kastamonu’da tesbit ettiği listedeki adaylar seçildi, kendisi de 19 Temmuz 1923’te mazbatasını alarak mebus oldu. Bu tarihten itibaren fiilî askerlik hayatı sona erdi.

Hâlid Bey, Erzurum ve Sivas kongrelerinde ısrarla korunacağı yolunda kararlar alınmasına rağmen saltanatın ve hilâfetin ilga edilmesine karşı çıktı. Saltanatın kaldırılmasından sonra hilâfetin mutlaka korunması gerektiği görüşünü mecliste şiddetle savundu. Kanunun 3 Mart 1924’te kabul edilmesi üzerine aynı gün Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan istifa etti. Halk Fırkası’ndan ayrılan bir grup muhalif mebusla birlikte Kâzım Karabekir Paşa’nın başkanlığında kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na girdi. Takrîr-i Sükûn Kanunu’na dayanılarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın 3 Haziran 1925 tarihinde kapatılması üzerine bağımsız kalan Hâlid Bey’in mebusluğu 1 Kasım 1927’de sona erdi. On üç buçuk ay açıkta kaldıktan sonra 14 Şubat 1929’da miralaylıktan emekli oldu. 30 Ağustos 1922 zaferine katılan bütün tümen kumandanları mirlivâ oldukları halde Hâlid Bey terfi ettirilmemiştir.

Soyadı kanununundan sonra Akmansü soyadını alan Hâlid Bey’in, Mîsâk-ı Millî sınırları içinde müstakil bir Türkiye’nin kurulmasında önemli hizmetleri geçti. Vatanına hizmet yolunda başarılı bir asker ve samimi bir müslüman olarak yaşadı. 10 Şubat 1953’te ölen ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilen Akmansü, 27 Eylül 1988’de Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledildi.

BİBLİYOGRAFYA:
Ziya Göğem, Kurmay Albay Daday’lı Halit Beğ Akmansü, İstanbul 1954-56, I-II; Genel Kurmay Başkanlığı Türk İstiklâl Harbine Katılan Tümen ve daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri (nşr. Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı), Ankara 1959, s. 251-252; Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, İstanbul 1988, s. 1170; Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, İstanbul 1991, IV, 177-181; Fethi Tevetoğlu, “Millî Tarih ve Trikopis’i Esir Eden Dadaylı Halid Beğ”, Orkun, sy. 1, İstanbul 1962, s. 4-7; ML, I, 238; ABr., XX, 535; Büyük Larousse, İstanbul 1986, I, 282.

Hüseyin Hilmi Kurtulmuş

İlk makale için büyük ölçüde gurhancinar – Blogcu’dan yararlanılmıştır.

İlginizi Çekebilir

Hakkı Tebliğ İçin… – 1

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi VAZİFELERİMİZ Cenâb-ı Hak; insanı, mârifetullah ve ibâdet için; yani Zâtını tanıyıp …

Yorumlar

  1. Kabri Nur Mekanı Cennet olsun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Kastamonulu örnek imam Yusuf Dalkılıç, Diyanet Dergisi’ne konu oldu

BİR KORUYUCU AİLE HİKÂYESİ: İMAM YUSUF DALKILIÇ Öksüz ve yetim çocuklara, eşiyle birlikte, koruyucu aile …

Kapat